Temel İslam Bilimleri Bölümü

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 32
  • Öğe
    Cevşen-i Kebir İle İlgili Rivayetlerin Tespit, Tahlil ve Değerlendirilmesi
    (İslâmî İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı, 2014) Öztoprak, Mustafa
    Cevşen, Şiî kaynaklı, içinde 1001 esmanın geçtiği bir rivâyettir. Şiî kaynaklarda yaygın olan Cevşen, Sünnî Müslümanlar arasında da az da olsa tanınmaktadır. Cevşen rivâyeti, isnâd açısından tek bir tarike sahiptir. Ancak onun geçtiği kitaplara bakıldığında, her birinde farklılıklar arz eden bir nakille karşılaşmak mümkündür. Türkiye’de ve Şiî kaynaklardaki Cevşen arasında farklılıklar tespit edilmektedir. Cevşen, Şiî’lerin ikinci derece kaynaklarında geçmektedir. Söz konusu kaynakların ilki hicri 905’te vefat eden Kef’amî’ye aittir. Cevşen’in geçtiği kitapların hepsi Kef’amî’nin Beledü’l-emîn isimli kitabını kaynak göstermektedirler. Ancak rivâyetin isnâdında bulunan son râvî Musa Kâzım ile Kef’amî arasında 701 yıl vardır. Cevşen’in arada bulunan bu kadar zamanda başka herhangi bir kaynakta geçmemesi, sonradan oluşturulduğu kanaatini güçlendirmektedir. Ehl-i Sünnet kaynaklarında geçmeyen, sadece Şiî kitaplarda zikredilen Cevşen hakkında farklı âlimlerin değerlendirmeleri bulunmaktadır.
  • Öğe
    Endülüs’te Hadis İlminin Gelişim Aşamaları
    (Dini Araştırmalar, 2012) Öztoprak, Mustafa
    Endülüs’te hadisin gelişiminden bahsederken farklı şart ve özellikte üç aşamadan söz etmek mümkündür. Hadis ilminin zayıf olduğu ve insanların ona yöneliminin az olduğu birinci dönem, hadis ilminin eğitim ve öğretimiyle toplumun bütün kademelerine yayıldığı ikinci dönem ve siyasi süreçle paralel olarak ilme dolayısıyla hadise yönelimin azaldığı üçüncü dönem bulunmaktadır. Endülüs’te hadisin gelişim aşamalarında hem Mâlikî fakîhlerin hadis ilmine karşı duruşları ve mutaassıp mezhep anlayışları hem de yönetimin onlar karşısında hadis kitaplarına ve onların okutulmasına aktif desteği farklı süreçlerin yaşanmasında etkili olmuştur. Bu makalede Endülüs’te hadis ilminin gelişim süreçleri, dönemlerin temayüz etmiş şahsiyetleri ve eserleri incelenmiştir.
  • Öğe
    Endülüs Hadisçiliğinde Halifelerin Yeri
    (Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2012) Öztoprak, Mustafa
    Endülüs, İslâm kültür ve medeniyetinin temel öğele-rinden hadis ilminin en önemli kaynaklarından birini teşkil etmektedir. Endülüs’te hadisin gelişmesinde de halifelerin rolü inkâr edilemez bir gerçektir. Diğer ilimlere nazaran Endülüs’te hadisin gelişmesinde ve temayüz etmesinde hali-felerin katkıları olmuştur. Hadis ilminin gelişmesinin nüvesi Endülüs Emevi Devleti kurulduktan sonra Abdurrahman b. Muâviye’nin hadisçilerle mücadele eden fakîhlere karşı ha-disçileri müdafaa etmesiyle gerçekleşmiştir. Abdurrahman b. Muâviye’den sonra gelen halifeler de hadis ilminin geliş-mesine destek olmuşlardır. Halifeler hadisi bizzat muhad-dislerden dinlemişledir. Devlet görevlileri ve toplumun da hadis dinlemesini sağlamışlardır. Bu çalışmalarıyla halifeler toplumun hadis ilmiyle tanışması ve yaşaması için rehberlik yapmışlardır. Endülüs’te güçlü muhaddislerin ve literatürün meydana gelmesinde halifelerin gayretleri belirleyici olmuş-tur.
  • Öğe
    Endülüs Hadisçiliğinde Kadıların Yeri
    (Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013) Öztoprak, Mustafa
    Endülüs, diğer alanlarda olduğu gibi hadiste de önemli gelişmelerin sağlandığı İslâm coğrafyasının önemli merkezlerinden birisidir. Endülüs’te hadisin gelişmesinde farklı amillerden söz etmek mümkündür. Bunlardan belki de en önemlisi kadılardır. Hadisin gelişmesinde kadıların rolü yaşanan süreçleri etkileyecek seviyededir. Endülüs’e hadisin giriş, gelişme ve zayıflamasında kadıların önemli ölçüde belirleyici olduğu görülmektedir. Onlar hem hadis eğitimi almakta, hem de kadılık görevini yerine getirirken insanlara nakilde bulunmaktadırlar. Endülüs âlimleri zikredildiğinde akla gelenlerin önemli bir kısmı muhaddis kadılardan meydana gelmektedir. Endülüs kadılarının hayatları ve aldıkları eğitim incelendiğinde yaklaşık dörtte birinin hadis nakleden kadılardan oluştuğu tespit edilmektedir.
  • Öğe
    Ahkâm Hadis Kitaplarındaki Bölüm Başlıklarının Şekillenmesi ve Sebepleri
    (Ekev Akademi Dergisi, 2013) Öztoprak, Mustafa
    Hadisler, İslâm’ın temel iki öğretisinden birisidir. Kur’an ve Hadis’in anlaşılması İslâm’ın doğru olarak tanınmasına etki edecektir. Rasûlüllâh döneminden günümüze kadar hadislerin anlaşılmasına yönelik çabalar vardır. Bunlar, Fıkhu’l-Hadîs ve Ahkâm Hadisleri ifadeleriyle isimlendirilmişlerdir. Fıkhu’l-Hadîs, hadisleri anlamaya yönelik çabaların ismi olmuştur. Ahkâm hadisleri ise mezkûr alanda verilen eserlerde daha fazla zikredilmiştir. Ahkâm hadisleri alanında yazılan eserlerde, söz konusu isim farklılığı gibi bölüm başlıklarında da belirli bir uygulama mevcut değildir. Her bir âlim, kendi bilgi birikimi, bulunduğu ortam ve bireysel tercihleriyle çalışmalarını şekillendirmişlerdir. Hatta Doğu İslâm dünyası ile Endülüs arasında bölgesel olarak nitelendirilebilecek ahkâm hadis kitaplarındaki bölümlerde farklı yaklaşımlar tespit edilmektedir. Dolayısıyla, ahkâm hadis kitaplarındaki bölümlerde herkes tarafından kabul edilecek bir tasnif ve isimlendirme bulunmamaktadır.
  • Öğe
    Ahkâm Hadis Kitaplarında Rivayetlere Yer Verme Şekilleri
    (Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013) Öztoprak, Mustafa
    Hadisleri anlama çabaları ilk dönemlerden itibaren yapılmaktadır. İlk dönemlerde hadisin anlaşılmasına fıkhu’l-hadîs denirken daha sonraki süreçte özellikle yazılan eserle-re ahkâm hadisi ifadesini kullanılmaktadır. Ahkâm hadisleri çalışmaları belirli özellikler taşıyan eserlerdir. Bu özellikler, isnat ve metin dengesi içerisinde onlarca maddeyi içermek-tedir. Rivayete yer verme şekilleri de bunlardandır. Her bir âlim kendi metodu çerçevesinde eserine aldığı rivayetleri ayrı ayrı incelemeye tabi tutmuştur. Söz konusu usuller ri-vayetleri daha iyi anlama adına yapılan faaliyetlerdir. Farklı zaman ve zeminlerde yaşamış âlimlerin rivayetlere yer ver-me usullerini tespit etmek ahkâm hadislerini anlamada yar-dımcı olacaktır. Onların eserlerinde uyguladığı metotların ortak ve farklı yönleri ortaya çıkarılacaktır. Makalede söz konusu âlimlerin eserleri üzerinden karşılaştırmalı inceleme neticesinde ortak noktalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada, ahkâm hadisleri çalışmalarında dikkate alınan rivayete yer verme şekillerinde ortak noktaların neler oldu-ğu ve farklılıkları oluşturan sebeplerin nelerden meydana geldiği belirlenmeye çalışılacaktır.
  • Öğe
    Endülüs Hadisçiliğinde Sahîhayn Algısı ve Doğu İslâm Dünyasıyla Karşılaştırılması
    (Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013) Öztoprak, Mustafa
    Sahih of the al?Bukhari and Muslim on hadith science is one of the most important works. Both books are named in the form of Sahîhayn because of the adoption of sahih hadiths. Sahîhayn, has written to propitiate the Muslims from periods. Some of them even if they have made assessments of the direction which one is better. At this point, the different opinions in the world of Islam has occurred. Eastern Islamic world and against the different approaches Sahîhayn exhibited in Andalusia. The eastern approach to the Muslim world at the same rate in both works are introduced, on the hadith of Muslim Andalusia preferred method Sahîh movement. The fifth and sixth centuries, Muslim scholars of the Islamic Andalusia Sahîh by reference to the value of Bukhari gave to the fore while. Sahîhayn understanding of al?Andalus is basically a comparison of health. They did not evaluate in this direction on the two works. Andalusia scholars prefer Sahih Muslim completely methodical reason.
  • Öğe
    Dilencilik Konusundaki Hadislerin Kaynak Değeri ve Rivâyet-Dirâyet Bütünlüğü Çerçevesinde Değerlendirilmesi
    (Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013) Öztoprak, Mustafa
    İnsanlar, dünya hayatında kendilerine verilen rızıklar sayesinde yaşamlarını devam ettirmektedirler. Bazılarının zengin bazılarının ise fakir olması ilahi yazgının gereğidir. İçinde bulunduğu hali kabul etmeyen ve kolay yönden servete ulaşmak isteyenler başkalarının elinde bulunan mal, para ve imkânlardan faydalanmak isterler. Dilenciler genellikle bir şeyler isterken dini içerikli mesajları kullanırlar. Dinin temel naslarından biri olan hadisler çerçevesinde, Hz. Peygamber’in dilenciliğe bakışı ve uygulamalarının tespit edilmesi önem arz etmektedir. Müslümanlar arasında dilenciliğe bakışta pek çok farklılıklar bulunmaktadır. Ancak Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirlerinin tespit edilmesi meselenin daha net anlaşılmasını sağlayacaktır. Bundan dolayı makalede dilencilikle ilgili hadisler bir araya getirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca hadisler çerçevesinde, günümüzde dilenciliğe nasıl yaklaşılması gerektiği üzerinde durulmuştur.
  • Öğe
    Târîhu Bağdâd’da Ebû Hanîfe İle İlgili Müspet ve Menfi Rivayetlerin Değerlendirilmesi
    (Diyanet İlmi Dergi, 2013) Öztoprak, Mustafa
    Tarihsel süreçte kendisini yetiştirmiş ve tarihe mal olmuş birçok şahsiyet vardır. Ebû Hanîfe de bunlardan birisidir. Kitleler tarafından kabul gören şahsiyetlerin hem sevenleri, hem de sevmeyenleri olabilmiştir. Ebû Hanîfe’nin de sevenlerinin yanında sevmeyenleri ve eleştirenlerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu makalede, Hatîb el-Bağdâdî’nin Târîhu Bağdâd’ında yer alan rivayetlerden, daha çok Ebû Hanîfe’nin ismi zikredildiğinde gündeme gelen müspet ve menfi iddialar incelenmiştir. Rivayetler isnad, zaman zaman da metin açısından değerlendirilmiştir.
  • Öğe
    Hadis İlminin Endülüs’e Girişi
    (Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013) Öztoprak, Mustafa
    Endülüs’te hadis ilminin gelişimi belirli aşamalardan meydana gelmektedir. Bunlardan ilk önce bilinmesi gere-ken hadisin girişinin kim veya kimler tarafından nasıl ger-çekleştirildiğidir. Farklı kaynaklarda bazı âlimler hakkında “Endülüs’e hadisi ilk getiren kişidir” şeklinde değerlendir-meler bulunmaktadır. Söz konusu şahsiyetlerin tespit edile-bildiği çerçevede nakilde bulunduğu ravi ve rivayetler açı-sından durumlarının incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede Endülüs’e hadisin gelişi tespit edilmektedir. Ma-kalemizde Endülüs’e hadisin girişinde etkili olduğu ifade edilen şahsiyetler ele alınmaktadır. Söz konusu âlimlerden hangilerinin gerçekten hadis rivayet ettiği hangilerinin ise sadece fakîh yönünün temayüz ettiği belirlenmektedir. Bu çerçevede konu ile bağlantılı olarak bazı araştırmacıların Endülüslü kadıların muhaddis değil fakîhtirler görüşleri de-ğerlendirilmektedir.
  • Öğe
    Tasavvuf hareketi içinde yer alan bayan mutasavvıflar (h.I-V./h.VII-XI.yüzyıllar)
    (Ondokuz Mayıs Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, 2004) Çubukcu, Hatice; Yetik, Erhan
    [Abstract Not Available]
  • Öğe
    İslâm’ın Cihad Kavramı (Felsefî Bir Analiz)
    (İslâmî Araştırmalar Dergisi, 2011) Tahir, Ali Raza; Özdemir, Faruk
    İslâm vahyedilmiş bir dindir. İnsanlığın refahı ve ıslahı onun temel hedefidir. Onun vurgusu hem düşünce ve eylemde hem de inanç ve amel üzerindedir. İnanç kök gibidir, ameller dallar gibidir, inanç ve amelin sonuçları bir birey ve toplum için meyve gibidir. Cihat (savaş) dinin pratik kısmına ait bir doktrindir. Ne yazık ki o istismarcılar ve bazı çıkar sahibi güçler tarafından yanlış anlaşılmıştır. Bu nedenle İslâm'ın müntesipleriyle diğer dinler arasında bir savaş durumu oluşturuldu. Bu insanlık için talihsiz bir fenomendir. Bu makalede ben İslâm'ın öğretilerinin perspektifinden gerçek bir Cihat kavramını sunmaya çalıştım.
  • Öğe
    Kur’ân’ın Ahlâkî-Hukukî Metinlerine Bağlamsalcı Yaklaşım Üzerine Bazı Yansımalar
    (R.T.E.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2012) Saeed, Abdullah; Özdemir, Faruk
    Kur'ân'ı "bağlamsalcı/ contextualist" bir okuma özellikle "progresif içti-hatçılar/ progressive- ijtihadis" olarak adlandırılan Müslümanlar arasında gide-rek popüler hale geliyor. Bu okumanın önemli unsurlarından biri Kur'ân'ın ahlâkî- hukûkî içeriğini anlamak, yorumlamak, bu içeriği günümüz Müslüman-larının değişen ihtiyaçları ve şartlarıyla ilişkilendirmektir. Metnin sosyo- tarihsel bağlamına yüksek derecede vurgu yaparak metne farklı düzeylerde yaklaşmak önemlidir. Klasik tefsirde sosyo- tarihsel bağlama vurgu, esbâb-ı nüzûl literatü-rünün sık sık kullanmasına rağmen özellikle ahlâkî- hukûkî metinlerin yoru-munda önemli kabul edilmedi. Bu makalede ben progresif içtihatçıların Kur'ân'ın ahlâkî- hukûkî metinlerini, bağlamsalcı bir okumayı nasıl benimse-diklerini inceleyeceğim. Bunu göstermek için ben bir veya iki tür metin (ayetler) ile onların progresif içtihatçılara göre yorumlarını kullanacağım, bu yaklaşımın ana hatlarını ortaya koymaya çalışacağım ve bu yaklaşımın karşı karşıya oldu-ğu sorunların bir kısmını vurgulayacağım
  • Öğe
    İslâm’da Ekonomi Kavramı
    (İslâmî Araştırmalar Dergisi, 2012) Qadoos, Abdul; Badshah, Syed Naeem; Ghaffar, Abdul; Rukhsana, Neghat; Özdemir, Faruk
    İnsan toplumunda ekonomi son derece önemlidir. O sadece bir birey, bir aile ya da bir ulus için değil tüm dünya ulusları için önemlidir. Ekonomi sosyal problemlerin ikinci adıdır. Bilim ve modern teknoloji hayatın tüm konforlarıyla insana yardımcı olmasına rağmen onun ekonomik sorunlarını çözememiştir. İnsanlar hâlâ ekmek ve tereyağının peşinden koşuyorlar ve hatta kendi zihinsel huzur ve refahları pahasına farklı teknikler kullanıyorlar. Esasen insanoğlu hem beden hem de ruhtan oluşur ve sadece mükemmel bir din her ikisine de hitap edebilir. İkisi arasında mükemmel bir uyum oluşturmak ve onların nihaî hedefe doğru ilerlemesine imkân vermek amacıyla dünya dinleri ve diğer dinler (Edyân) hakkında detaylı araştırma yaptıktan sonra İslâm’ın hayatın her alanında rehberlik sunan en mükemmel, özlü ve evrensel din olduğu ispatlanır. O hayatın manevî, ahlâkî, ekonomik, sosyal ve siyasî alanlarına çözüm sunar. Eğer İslâm bir taraftan doğru inanç için ruh temizliğini, ruhu aklın esaretinden azat ettirmeyi, onu dünyanın maddî menfaatlerinden arındırmayı, itaatkâr ve dindar yapmayı vurgulamış olsaydı, diğer taraftan da Allah’a doğrudan ulaşma ve ruhun yükselmesi amacıyla İslâm, ekonomik refahı göz ardı etmeyi, mabetlerde oturmayı, mağaralarda, dağlarda, ormanlarda ve köylerden uzak çöllerde kalmayı yasaklasaydı o zaman şöyle denirdi: “İslâm’da inzivaya yer yoktur”
  • Öğe
    Demokrasi ve İslâm
    (İslâmî Araştırmalar Dergisi, 2012) Ahmad, İrfan; Özdemir, Faruk
    İslâm ve demokrasi üzerindeki yoğun tartışmalar normatiflik alanında faaliyetine devam etmektedir. Bu makale böyle bir araştırma çizgisinin sınırlarını gösteren temel kaynakları ele almaktadır. Hindistan’ın İslâmcı örgütü Cemaat-i İslâmî örnek olayı üzerinden tartışmayı söz konusu normatiflikten sosyolojik uygulamaya kaydırmayı amaçlıyorum. İslâm ve demokrasinin nasıl işlediğini gösteriyorum ve bunu yaparak hem İslâm hem de demokrasi hakkındaki anlayışımızı geliştirmek için yeni bir bakış açısı sunuyorum. Bu makalenin temel önermesi “eğer İslâm demokrasiyle uyumlu ise” ya da “İslâm demokratikleştirilmelidir” şeklindeki klişeyi tartışmak değildir aksine biz Müslüman toplumlardaki anti demokratikleşmenin “nasılları”nı inceliyoruz.
  • Öğe
    İçeriden Öğrenenlerin Ticareti: İslâm’da Dolandırıcılık Mıdır?
    (İslâmî Araştırmalar Dergisi, 2012) Abdul Jabbar, Siti Faridah; Özdemir, Faruk
    Amaç: Bu makalenin amacı içeriden öğrenenlerin ticaretinin/insider dealing İslâm’ın perspektifinden sahtekârlık olup-olmadığını incelemektir. Tasarım/metodoloji/yaklaşım: Bu makale Kur’ân ve sünnetteki emirlerin analojisini (kıyas) ve İslâm’la ilgili literatürün eleştirel analizini kullanır. Bulgular: Makale şu bulguları elde etmiştir: İçeriden öğrenenlerin ticareti İslâm’da dolandırıcılıktır (tağrîr) ve dolandırılan taraf sonradan ortaya çıkan kusura (hıyâru’l-’ayb) ilaveten dolandırıcılık nedeniyle işlemi feshetme hakkına (hıyâru’t- tedlîs) sahiptir. Pratik etkileri:Makale içeriden öğrenenlerin ticareti konusuyla ilgili yasalar çıkarmada özellikle de Şeriat'’ın, hukukun temel kaynağı olduğu yerlerde bir başvuru kaynağı olarak kullanılabilir. Orijinallik/özgünlük/değeri: Makale içeriden öğrenenlerin ticaretinin İslâm'ın perspektifinden dolandırıcılık olduğunu tanıtmada yeni bir teşebbüs sunmaktadır.
  • Öğe
    Kur’ân’da Allah Korkusu (Takva): Semantik Değişiklik ve Tematik Bağlam Üzerine Bazı Açıklamalar
    (İslâmî Araştırmalar Dergisi, 2012) Ohlander, Erik S.; Özdemir, Faruk
    Kur’ân’da en sık kullanılan terimlerden biri olan takva ya da “Allah korkusu” önemli bir tema ve geniş Kur’ânî vizyonun temel motifi olarak görev yapmaktadır. Bu araştırma hem lügavî hem de semantik olarak metnin kendisinin daha geniş bir semantik dinamizmiyle ilgilenmek suretiyle bizim Kur’ân’ın tematik yapılarını şekillendiren görüş aralığı ve kapsamını anlamak için daha iyi bir konumda olduğumuzu önererek bu terimin Kur’ânî söylemin kapsamı içerisine yerleştiriliş biçimini inceler. Metodolojik olarak bu araştırma, takva teriminin ait olduğu daha geniş bir semantik gruplandırma olan bilgisayar destekli analiz yoluyla genel olarak “korku” tasavvurunu çağrıştıran tüm morfolojik türevlerin kapsamlı bir envanterini çıkararak Kur’ân lügatinin sistematik bir istatistiksel incelemesinden yararlanmıştır. Bu empirik araştırmanın sonuçları esas alındığında araştırma birincil analitik çerçeve olarak Kur’ân’ın yapısında var olan metinlerarası dönüşümselliği kapsar ve takva teriminin retoriğindeki gözlenebilir semantik değişimlerin metnin temel kronolojisi içerisindeki koşullara bağlı gelişmeleri temsil ettiğini tartışır.
  • Öğe
    İslâmî Bir Perspektiften Uyku
    (Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013) Bahammam, Ahmed S.; Özdemir, Faruk
    Uyku ilmi tıbbın nispeten yeni bir alanı olarak kabul edilir, fakat insanlık uyku ile uzun zamandır ilgilenmektedir ve kültür ile din uyku hakkındaki tutum ve inançları etkiler. Özellikle dinî literatürün uykuya çok sayıda referansı vardır.1 İslâm, Hz. Muhammed (sav)'in Allah'tan Kur'ân-ı Kerîm olarak bilinen vahiyleri almaya başladığı yedinci yüzyılda (M. 610) bir din olarak ortaya çıktı. Dünya çapında yaklaşık 1.6 milyar nüfusa sahip Müslümanların çoğu İslam'ı bir yaşam şekli olarak görürler ve uyku da dahil olmak üzere günlük uygulamalarının tamamında İslâm'ın emirlerini uygularlar.2 İslâm hukukunun iki kaynağı Kur'ân ve Hadis (Sünnet)'tir. Müslümanlar, Allah'ın Kur'ân'ı Hz. Muhammed (sav)'e melek Cebrail aracılığıyla M. 610 yılından Hz. Peygamber'in vefat yılı olan 632 yılına kadar vahyettiğine inanır [ayet 17/106]. Kur'ân metni 114 bölüm (sûre) içerir. Hadis, Hz. Muhammed (sav)'in sözleri ve fiilleriyle ilgili rivayetler koleksiyonudur. Bunlar değerlendirmeye tabi tutulmuş ve bilhassa sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda büyük bir koleksiyon halinde toplanmıştır. İslâm uykuya büyük ilgi duyar ve uyku Allah'ın büyüklüğünün alametlerinden biri olarak kabul edilir. Uyku Kur'ân'da sıkça dile getirilir. Örneğin çok bilinen bir ayet şöyle der, "Gece olsun gündüz olsun uyumanız ve Allah'ın lütfundan aramanız da O'nun delillerindendir. Gerçekten bunda işiten bir kavim için ibretler vardır" [ayet 30/ 23]. İslâm iyi uykunun tabiatı hakkında müntesipleri için açık izahatları ve rehberliği vardır. Ayrıca Müslümanlar rüyalara ve rüya tabirine büyük ilgi göstermektedirler.3 Bu makalede, Kur'ân'a referans bağlamında sûre ve ayete atıfta bulunacağız; Hadislere atıf bağlamında ise kitaba ve hadis kitabına ve numarasına atıfta bulunacağız. Kur'ân için Suudi Arabistan'daki İslâmî İşler Bakanlığı ve Medine'deki İslâm Üniversitesi tarafından onaylanan bir İngilizce çeviriyi kullandık; Hadis için ise Suudi Arabistan'daki İslâmî İşler Bakanlığı tarafından onaylanan önemli eserlerden alıntı yaptık.4 Bu makalede biz Kur'ân ve hadis temelinde uykuyla ilgili İslâm'ın görüşünü ve bu görüşlerin modern Müslümanların uyku ve uyku alışkanlıkları üzerindeki etkisini ele alacağız.
  • Öğe
    Zekâtın Gelişimi ve Monoteist Dinlerde Zekâtın Kapsamı
    (R.T.E.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013) Samed, Abdus; Glenn, Lowell M.; Özdemir, Faruk
    İlahi Kanun'un birliği, kökenleri Hz. İbrahim (as)'e dayanan fakat daha sonra Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam şeklinde üç büyük dine ayrılan monote-ist dinlerde görülür. Bu tek tanrılı dinler arasında çeşitli alanlarda uygulama birliği vardır. Böyle bir alan İslam geleneğinde zekattır ve genellikle Hıristiyanlık ve Yahudilikte "fakirin hakkı" olarak nitelendirilir. Adı her ne olursa olsun Zekat ya da "fakirin hakkı" her üç semavî dinde önemli bir İlahi kurumdur. Bu maka-lenin amacı o dinlerde Zekat kurumunun gelişimini ve Zekat'ın kapsamını ince-lemek ve dikkatle gözden geçirmektir. Çağdaş Müslüman ülkelerde zekatın yönetimi ve dağıtım süreci o toplumdaki en yaygın İslâmî düşünce ekolüne ve bu toplumlardaki hükümetin teokratik bağlılık düzeyine göre değişir.
  • Öğe
    İslâm Ceza Hukukunda Mahkeme Kararı Sonrası Cezaların Düşmesi
    (Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1998) Dalgın, Nihat
    [Abstract Not Available]