Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 654
  • Öğe
    Sınıf öğretmenlerinin sessiz istifa davranış düzeyleri ile mesleki profesyonellikleri arasındaki ilişki
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Tam, Nurşah; Varol, Volkan
    Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin sessiz istifa davranış düzeyleri ile mesleki profesyonellik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Sessiz istifa, bireyin iş yerinde yalnızca temel sorumlulukları yerine getirerek gönüllü katılım göstermemesi ve örgütsel bağlılık düzeyinin azalması olarak tanımlanmaktadır. Mesleki profesyonellik ise öğretmenlerin etik sorumluluk, mesleğe bağlılık, pedagojik yeterlilik ve sürekli gelişim gibi alanlardaki tutum ve davranışlarını kapsamaktadır. Bu çerçevede, öğretmenlik mesleğinde artan tükenmişlik, motivasyon eksikliği ve yönetsel baskılar gibi etkenlerin sessiz istifa davranışlarını tetikleyip tetiklemediği ve bu durumun profesyonellik düzeyleriyle ilişkisi araştırılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüş olup, veriler Sinop ilinde görev yapan 217 sınıf öğretmeninden toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin sessiz istifa davranış düzeyleri orta, mesleki profesyonellik düzeyleri ise yüksek olarak bulunmuştur. Cinsiyet, unvan, yerleşim yeri, öğrenim durumu ve kıdem gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca, sessiz istifa ile mesleki profesyonellik arasında negatif yönde, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiş; sessiz istifa davranışlarının mesleki profesyonellik düzeyini anlamlı şekilde yordadığı belirlenmiştir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin mesleki profesyonelliklerinin artırılmasının sessiz istifa davranışlarını azaltmada önemli bir faktör olabileceğini göstermektedir. Bu doğrultuda öğretmenlerin motivasyonunu destekleyici yönetsel politikalar geliştirilmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    Dijitalleşmenin çevre politikalarının yönetimine etkisi: Türkiye-Avrupa Birliği karşılaştırılması
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Şimşek, Gamze; Önkan, Özge
    Bu tez çalışması, dijitalleşmenin çevre politikalarının yönetimine etkisini Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) örneği üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemektedir. 21. yüzyılda hızlanan dijital dönüşüm, ekonomik ve sosyal yapılarla birlikte çevre politikalarını da yeniden şekillendirmektedir. Nüfus artışı, kaynak tüketiminin hızlanması ve iklim krizinin derinleşmesi gibi faktörler, çevresel sorunların çözümünde yenilikçi ve teknoloji odaklı yaklaşımları zorunlu kılmıştır. Dijitalleşme, çevre yönetiminde veri temelli karar alma, etkin izleme, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve politika üretimine çok yönlü katkılar sağlamaktadır. Tezin kuramsal çerçevesinde dijital dönüşüm kavramı, dijitizasyon ve dijitalizasyon aşamaları üzerinden teknik ve yönetsel boyutlarıyla ele alınmıştır. Türkiye'de e-Devlet, UYAP, MHRS, MERNİS, CBS ve GİB gibi dijital sistemler, kamu hizmetlerinde verimlilik, şeffaflık, vatandaş katılımı ve hizmet erişiminde kolaylık sağlarken çevre politikalarına dolaylı etkileriyle değerlendirilmiştir. Avrupa Birliği ise eIDAS, INSPIRE Geoportal, Horizon Europe, Green Deal ve Dijital Tek Pazar stratejileri gibi araçlarla çevre politikalarına dijital teknolojileri doğrudan entegre eden öncü bir aktördür. Tezde yapay zekâ, büyük veri ve nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojilerin çevresel izleme, doğal kaynak yönetimi ve iklim politikalarındaki rolü kapsamlı şekilde analiz edilmiştir. Ayrıca veri güvenliği, dijital eşitsizlik, elektronik atık, karbon ayak izi ve yasal boşluklar gibi dijitalleşmenin riskleri de tartışılmıştır. Bu durum, dijital dönüşümün çok boyutlu stratejilerle yönetilmesini gerektirmektedir. Araştırmada karma yöntem yaklaşımı kullanılmış; nitel yöntemle politika belgeleri ve literatür, nicel yöntemle ise istatistikler değerlendirilmiştir. AB ile Türkiye'nin çevre politikalarındaki dijital uygulamaları kapsam, kurumsal yapı, mevzuat ve teknoloji kullanımı açısından karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, AB'nin çevresel dijitalleşmeyi daha sistematik ve politika temelli yürüttüğünü; Türkiye'nin ise dijitalleşmeyi kamu hizmetlerinde hızla yaygınlaştırmasına rağmen çevre politikalarında özel dijital strateji geliştirmede sınırlı kaldığını göstermektedir. Çalışma, Türkiye'nin AB modelinden faydalanarak stratejik kapasitesini artırması gerektiğini vurgulamaktadır. Dijitalleşmenin çevre politikalarına etkilerini teorik ve uygulamalı düzeyde inceleyen tez, politika yapıcılar için yol gösterici öneriler sunmaktadır.
  • Öğe
    Bütünleşik yaratıcılık testinin yaratıcı kişilik alt testinin Türk kültürüne uyarlanması ve geçerlik-güvenirlik analizi
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Gökmen, İlkay; Koyuncuoğlu, Binhan
    Bu araştırmada, Bütünleşik Yaratıcılık Testi'nin Yaratıcı Kişilik Alt Testi'nin Türk kültürüne uyarlanması ve geçerlik-güvenirlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2024–2025 eğitim-öğretim yılı itibarıyla İstanbul ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenen 247 gönüllü okul öncesinde görev yapan öğretmenler çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler, hem çevrimiçi (Google Form) hem de yüz yüze anket yoluyla toplanmıştır. Veri toplama sürecinde, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile birlikte, özgün versiyonu Lee (2002) tarafından geliştirilen Yaratıcı Kişilik Alt Testi kullanılmıştır. Uyarlama sürecinde dil geçerliği, uzman görüşü ve ön uygulama aşamaları gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Ayrıca güvenirlik için Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, testin Türk örnekleminde sekiz faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve yapı geçerliğinin yeterli düzeyde olduğu görülmüştür. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı .91 olarak bulunmuştur (α = 0.91). Elde edilen bulgular, ölçeğin İstanbul örnekleminde okul öncesi çocuğunun yaratıcı kişiliğinin yetişkin tarafından değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu ortaya koymuştur.
  • Öğe
    Endülüs tefsir geleneği: Müfessirler ve eserleri
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Ergin, Emre; Gürman, Ceyda
    Endülüs, İslâm medeniyetinin Batı Avrupa'daki en parlak ve en önemli ilim ve kültür merkezlerinden biridir. Bu bölge, tefsir ilminde de özel bir yer edinmiş ve çok sayıda müfessirin yetiştiği bir bölge olmuştur. Endülüslü müfessirler, doğu İslâm dünyasından aldıkları ilmî mirası, bölgenin sosyal, siyasî ve kültürel dinamikleriyle harmanlayarak hem rivayet hem de dirayet tefsir yöntemlerini ustalıkla birleştirmiştir. Bu süreçte, dilbilimsel analizlere büyük önem verilmiş, fıkhî ve kelâmî yorumlar dikkate alınmış, tasavvufî yorumlarla da Kur'an'ın manevi boyutları derinlemesine incelenmiştir. Endülüs'ün siyasî ve sosyal tarihi hakkında genel bilgiler verilen bu tezde ana konu Endülüslü müfessirler ve tefsirlerini tanıtmaktır. İbn Atıyye el-Endelüsî'nin (ö. 541/1147) el-Muharrerü'l-vecîz adlı eseri, Endülüs tefsir geleneğinin metodolojik zenginliğini ortaya koyan önemli bir çalışmadır. İbn Atıyye, âyetlerin dil ve gramer yapısını analiz ederken, aynı zamanda fıkhî hükümleri ve kıraat farklılıklarını da dikkate almıştır. Benzer şekilde, Ebû Hayyân el-Endelüsî'nin (ö. 745/1344) el-Bahrü'l-muhît adlı eseri, Arap dilinin nahiv, sarf ve belâgatt kuralları üzerine yoğunlaşarak, Kur'an'ın nazmını anlamada dilbilimsel bir derinlik sunmuştur. Bu dilsel ve edebî yaklaşım, Endülüs'te tefsir faaliyetlerinin temel unsurlarından biri olmuştur. Endülüs tefsir geleneğinde, fıkhî yorumlar da önemli bir yer tutmaktadır. Kurtubî'nin (ö. 671/1273) el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân'ı tüm âyetlerin tefsirini kapsamakla birlikte hassaten fıkhî izahlarla ön plana çıkar. İbnü'l-Arabî'nin (ö. 543/1148) Ahkâmü'l-Kur'ân adlı eseri ise Kur'an âyetlerinden şer'î hükümler çıkarmada Mâlikî mezhebinin esaslarına dayalı bir yaklaşım sergilemiştir. Bu eser, Kur'an'ın hükümlerini sistematik bir şekilde ele alarak, İslâm hukukunun temel prensiplerini tefsir üzerinden açıklamıştır. Fıkhî tefsirin yanı sıra, İbn Berrecân (ö. 536/1142) gibi tasavvufî yönü güçlü müfessirler de Kur'an'ın bâtıni ve manevi anlamlarını ön plana çıkarmış, âyetlerin derin anlam katmanlarına ulaşmaya çalışmıştır. Tezde ele alınan diğer müfessirler ve eserleri şunlardır: İbn Ebû Zemenîn (ö. 399/1008) ve Tefsirü'l-Kur'âni'l-Aziz'i, Mekkî b. Ebû Tâlib (ö. 437/1045) ve el-Hidâye ilâ bulûği'n-nihâye'si, Mehdevî (ö. 440/1048) ve et-Tahsîl'i, İbnü'l-Feres el-Gırnâtî (ö. 597/1201) ve Ahkâmü'l-Kur'ân'ı, İbnü'z-Zübeyr es-Sekafî (ö. 708/1308) ve Milâkü't-te'vîl'i, İbn Cüzey el-Kelbî (ö. 741/1340) ve et-Teshîl li-ulûmi't-tenzîl'i. Endülüs tefsîr geleneği, İslâm ilim geleneğinin çeşitliliğini ve derinliğini yansıtan zengin bir miras bırakmıştır. Bu çalışmada, Endülüs'te tefsir ilminin yöntem bakımından incelenmesi, bölgenin tefsir ilmine katkısının ortaya konması ve tefsir geleneğindeki yerlerinin tayin edilmesi hedeflenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Tefsir, Müfessir, Endülüs, Kur'an, Gelenek
  • Öğe
    Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi'ndeki parşömen Kur'an-ı Kerim'in arkeometrik analizi ve restorasyonu
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Turan, Samet; Kaba, Hazar
    Türkiye'de hızla gelişen bir bilim dalı olan Arkeometrinin organik kültürel miras öğeleri arasında önemli yer tutan parşömenlerin koruma uygulamaları üzerindeki desteği henüz ciddi boyutlarda değildir. Özellikle de Türk akademisi tarafından gerçekleştirilmiş ve yayınlanmış parşömen odaklı arkeometri çalışmaları bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdadır. Bu çalışma kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi arşivlerinde muhafaza edilen nadir bir parşömen Kur'an-ı Kerim'in (Env. No. 006331) taşıdığı maddi ve manevi değerler ışığında gelecek nesillere aktarılacak önemli bir kültürel miras objesi olarak çalışılma sürecini irdelemektedir. İlk olarak Diyanet parşömeninin yapısal tanımı ve kondisyonu paylaşılarak sürece bir altlık oluşturulmuştur. Literatür taramasında hedeflenen çalışmaya benzer yurtiçi araştırma ve çalışmaların yok denebilecek kadar az olduğu anlaşılmıştır. Bundan çıkışla, yurtdışında aynı hedefle gerçekleştirilmiş çeşitli parşömen çalışmaları irdelenmiştir. Elde edilen analiz ve koruma uygulamaları ışığında eser üzerinde gerçekleştirilmesi gereken arkeometrik analizlere ve sonrasında uygulanacak konservasyon sürecine dair bir yol haritası çizilmiştir. Parşömene uygulanan pH ölçümü, optik mikroskop ve SEM-EDS ile fiziksel tanımlama, XRF ve Raman ile kimyasal tanımlaması yapılmıştır. pH analizleri eserde yoğun miktarda korozyon olduğunu, optik mikroskop ve SEM ile de parşömenin dana derisinden elde edildiğini göstermiştir. XRF analizleri ile eserin farklı malzeme türlerinin kimyasal karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir: siyah-demir mazı, kırmızı-vermilyon, lacivert-Lapis lazuli, yeşil-bakır ve altın. Raman analizi ile bu yöntemin, mevcut sonuçları desteklenmiştir. Bu süreçlerin ardından koruma ve onarım çalışmaları adı altında, eser detaylıca belgelenmiş, asitlik dengesi sağlanmış, temizliği yapılmış, japon kâğıdı ile tamamlaması gerçekleştirildikten sonra ise daha iyi şartlarda koruma altına alınmıştır. Bu tez, tem teorik hem de uygulama deneyimlerinin büyük oranda bütüncül ele alındığı bir yazma eserin analiz-koruma sürecine katkı sunmaktadır. Bu kapsamda ileride yapılacak benzer çalışmalara bir yol gösterici olma özelliğine de sahiptir.
  • Öğe
    Serbest stı̇l yüzücülerı̇n performans analı̇zı̇ ve değerlendı̇rı̇lmesı̇
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Kaplan, İsmet Safa; İmamoğlu, Mehmet
    Bu araştırmanın amacı, serbest stil yüzücülerde kick çıkış aşamasına ait kinematik parametreler ile 50 m serbest stil yüzme performansı ve dikey sıçrama testi sonuçları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Çalışma, korelasyonel araştırma modeli kapsamında tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini en az üç yıl lisanslı spor geçmişine sahip toplam 56 yüzücü (37 erkek, 19 kadın) oluşturmuştur. Sporcuların boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve dikey sıçrama değerleri protokole uygun şekilde ölçülmüştür. Kick çıkış performansına ait uçuş süresi, uçuş mesafesi ve giriş hızı parametreleri, aksiyon kamerası ile kaydedilen görüntülerin Kinovea yazılımı kullanılarak analiziyle elde edilmiştir. Yüzücülerin resmi müsabakalarda elde ettikleri 50 m serbest stil dereceleri performans göstergesi olarak kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, erkek yüzücülerde boy uzunluğu ve vücut ağırlığı değişkenlerinin dikey sıçrama, uçuş mesafesi ve giriş hızı ile pozitif; 50 m serbest stil derecesi ile negatif yönde anlamlı ilişkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca dikey sıçrama değeri ile 50 m yüzme derecesi arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Uçuş süresi ile giriş hızı arasında negatif, uçuş mesafesi ile 50 m derecesi arasında ise negatif yönlü ilişkiler belirlenmiştir. Kadın yüzücülerde boy uzunluğu ile 50 m serbest stil performansı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte kadın sporcularda uçuş süresi ile uçuş mesafesi arasında pozitif, uçuş süresi ile giriş hızı arasında ise yüksek düzeyde negatif yönlü ilişkiler saptanmıştır. Cinsiyete göre karşılaştırmalarda, giriş hızı dışında tüm antropometrik ve performans değişkenlerinde erkek yüzücüler lehine anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Sonuç olarak, erkek yüzücülerde boy uzunluğu, vücut ağırlığı, dikey sıçrama performansı ve kick çıkış aşamasındaki uçuş mesafesinin; kadın yüzücülerde ise yalnızca boy uzunluğunun 50 m serbest stil performansı ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, kısa mesafe yüzme performansının geliştirilmesine yönelik antrenman programlarında özellikle patlayıcı kuvvet gelişimi ve kick çıkış tekniğini hedefleyen uygulamalara öncelik verilmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    Sosyal bilgilerde ters yüz öğrenme yaklaşımının öğrencilerin problem çözme becerisine etkisi ve ters yüz öğrenme yaklaşımına ilişkin öğrencilerin görüşleri
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Acar, Ahmet Furkan; Dilek, Dursun; Temizbaş Öner, Sibel
    Bu yüksek lisans tezi çalışmasının amacı sosyal bilgiler dersinde ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin problem çözme becerisine etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem deseni kullanılmış, nicel veriler problem çözme becerisini Problem Çözme Becerisine Güven, Öz denetim ve Kaçınma alt boyutlarında ele alan Çocuklar için Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE) aracılığıyla toplanmıştır. Nitel veriler ise Öğrenci Günlük Formları ile elde edilmiştir. Çalışma 2024-2025 Eğitim Öğretim yılında Sinop ili Boyabat ilçesindeki bir devlet okulunda 6.sınıfta öğrenim görmekte olan 36 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Akademik başarı, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik seviyeler bakımından birbirine çok yakın olan iki sınıftan biri deney grubu (18 öğrenci) diğeri kontrol grubu (18 öğrenci) olarak belirlenmiştir. Beş hafta süren uygulama sürecinde deney grubu öğrencileri araştırmacı-öğretmen tarafından hazırlanan video ders içeriklerini ders öncesinde izlemişler ve sınıf içi zamanlarını öğrenci merkezli problem çözme etkinlikleri ile geçirmişlerdir. Kontrol grubunda süreç boyunca geleneksel öğretim yöntemi uygulanmaya devam edilmiştir. Her iki gruba uygulamanın başında ve sonunda ön test – son test olarak ÇPÇE uygulanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizi SPSS 27 programı ile yapılmış; problem çözme becerisinin normal dağılım gösteren alt boyutlarında Bağımsız Gruplar T-testi ve Bağımlı Gruplar T-testi, normal dağılım göstermeyen alt boyutlarında Wilcoxon testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Problem Çözme Becerisine Güven alt boyutunda deney grubu son test puanlarının kontrol grubu son test puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<.05). Öz denetim ve Kaçınma alt boyutlarında ise anlamla fark gözlenmemiştir. Ayrıca nitel verilerin analizi sonucunda öğrencilerin büyük çoğunluğunun problem çözme etkinliklerinin problem çözme becerilerini geliştirdiğine dair görüşlere sahip oldukları ortaya koyulmuştur.
  • Öğe
    Mütareke Dönemi'nde İstanbul'da sağlık (1918-1922)
    (Sinop Üniversitesi, 2026) Ünal, Meltem; Tekir, Süleyman
    Tarih boyunca toplumsal hayat biçimleri, ticari faaliyetler ve savaşlar salgın hastalıkların kolayca yayılmasına zemin hazırlamış ve milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı siyasi, ekonomik ve sosyal çöküntünün beraberinde getirdiği sağlıksız ortam, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyayı derinden sarstığı gibi Osmanlı Devleti'ni de ağır biçimde etkilemiştir. Bu çalışmada, 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'nden 11 Ekim 1922 tarihli Mudanya Mütarekesi'ne kadar uzanan Mütareke Dönemi boyunca İstanbul'un sağlık hayatında yaşanan değişim ve gelişmeler birincil kaynaklar ışığında bütüncül bir perspektifle ele alınmaktadır. Bu dönemde İstanbul halkı; İspanyol gribi, kolera, verem, tifüs ve frengi başta olmak üzere pek çok salgın hastalığın tehdidiyle karşı karşıya kalmış, bu salgınlar binlerce kişinin ölümüne neden olmuştur. Hastalıklarla mücadele kapsamında Osmanlı hükümeti, Sıhhiye Müdüriyeti ve çeşitli yardım ve mücadele cemiyetleri karantina uygulamaları, zorunlu aşılama programları ve çeşitli yasal düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Dönemin gazete ve dergileri de halkı bilinçlendirme işlevi üstlenerek salgın hastalıklara karşı alınması gereken önlemleri kamuoyuyla paylaşmıştır. Öte yandan İstanbul'da faaliyet gösteren kamu ve azınlık hastaneleri, artan hasta sayısına cevap verebilmek amacıyla yatak kapasitelerini artırmıştır. Çalışma yalnızca salgın hastalıkların seyrini ortaya koymakla kalmamakta, aynı zamanda işgal koşulları ve siyasi belirsizlik ortamında şekillenen sağlık politikalarını da toplumsal ve kurumsal boyutlarıyla incelemektedir. Bu yönüyle araştırma, Osmanlı yönetiminin kriz dönemlerinde sağlık alanında aldığı önlemleri, kurumların işleyişindeki değişimleri ve toplumun salgın hastalıklarla mücadelesini tarihsel bağlam içinde değerlendirmektedir. Araştırmada Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi, dönemin süreli yayınları ile kitap, makale, tez ve hatırat türündeki ikincil kaynaklar sistemli biçimde kullanılmıştır.
  • Öğe
    Bizans İmparatorluğu'nda ikonoklazm: Teoloji ,sanat ve iktidar ilişkisi
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Kara, Ayşegül; Koçak, Fatma
    İkonoklazm (Tasvir Kırıcılık) hareketi Bizans İmparatorluğunda VIII. yüzyılda ortaya çıkan ve sonraki yaklaşık 120 yıllık döneme etki eden önemli bir meseledir. Fiili olarak 730 yılında imparator III. Leon'un yayınladığı bir ferman ile başlayan ve 843 yılında İmparatoriçe Theodora'nın tasvirlere yönelimi serbest bırakması ile sona eren ikonoklazm hareketi sadece dini bir mesele olarak kalmamış, siyasi, sosyal ve kültürel bağlamda da belirleyici bir rol oynamıştır. Bu tez, Bizans İmparatorluğu'nda ikonoklazmın nasıl ortaya çıktığını, hangi teolojik, sanatsal ve siyasal koşullar altında şekillendiğini ve imparatorluk yapısını nasıl etkilediğini incelemektedir. Çalışma, önce ikonaların anlamını, etimolojisini, ikonografi geleneğini, kullanım alanlarını, sembolik kodlarını ve Bizans toplumundaki dini-kültürel işlevlerini açıklayarak ikonoklazmın arka planını oluşturan kavramsal zemini ortaya koymaktadır. Ardından ikonoklazm öncesi Bizans'ın sosyal, ekonomik, dini ve siyasi durumunu değerlendirerek toplumdaki ikonofil–ikonoklast ayrışmasının, manastırların ve kiliselerin güç birikiminin ve imparatorların meşruiyet arayışlarının bu süreci nasıl etkilediğini göstermektedir. Tezin ana bölümü, I. ve II. ikonoklazm dönemlerini kronolojik olarak ele alarak imparatorların politikalarını, konsillerin kararlarını, ikonalar üzerindeki müdahaleleri ve ikonoklazmın devlet–kilise ilişkilerine ve sanatsal üretime yansımalarını analiz etmektedir. Eklerde yer alan görsel materyaller, ikonoklazmın izlerini ve ikonaların tarihsel gelişimini belgeleyici nitelikte kullanılmıştır. Genel olarak tez, ikonoklazmın Bizans'ta sadece dini bir tartışma değil; teoloji, sanat ve iktidar ilişkilerini yeniden şekillendiren çok boyutlu bir dönüşüm olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Sanata Duyarlı Küçük Yetkin Matematikçiler Programı (SKY)'nın içerik ve uygulanabilirlik açısından değerlendirilmesi: Nitel bir çalışma
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Kayıklık, Merve Nur; Yokuş, Gürol
    Bu araştırmanın amacı, okul öncesi döneme yönelik geliştirilen Sanata Duyarlı Küçük Yetkin Matematikçiler (SKY) Programı'nın içerik yapısını ve uygulanabilirliğini öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Çalışma, John Goodlad'ın eğitim programı ihtiyaç analizi modeline dayalı nitel bir desenle yürütülmüş ve Ankara ilinde görev yapan 28 okul öncesi öğretmeniyle gerçekleştirilen iki aşamalı yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Birinci görüşmelerde mevcut okul öncesi matematik eğitiminin ihtiyaç ve eksik yönleri; ikinci görüşmelerde ise SKY programının içerik, süreç, bağlam ve ürün boyutları değerlendirilmiştir. Bulgular, öğretmenlerin matematiğin erken çocukluk döneminde temel bir bilişsel yapı taşı olduğunu düşündüklerini, ancak mevcut programın soyut ve sınırlı uygulamalar içerdiğini ortaya koymuştur. Öğretmenler, sanatın matematiksel kavramları somutlaştırma, motivasyonu artırma ve çoklu duyusal öğrenmeyi destekleme açısından önemli bir araç olduğunu vurgulamıştır. SKY programı genel olarak "uygulanabilir, dengeli ve çocuk merkezli" olarak değerlendirilmiş; ancak materyal çeşitliliği, öğretmen eğitimi, zaman yönetimi ve değerlendirme bileşenlerinin güçlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Programın çocukların problem çözme, yaratıcılık ve matematiksel farkındalığını artıracağı yönündeki görüşler yaygındır. Araştırma, sanat ve matematiğin bütünleştirilmesine yönelik bir programın okul öncesi eğitimde hem pedagojik hem de gelişimsel açıdan önemli katkılar sağlayabileceğini göstermektedir. Bulgular doğrultusunda SKY programının uygulanabilirliği yüksek bulunmuş ve erken çocukluk müfredatına kalıcı bir model olarak entegre edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Türkiye'nin İHA ve SİHA politikasının bölgesel etkileri
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Doğan, Muhammed Ömer; Yener, Serdar
    İnsansız hava araçları, uzaktan komutla kontrol edilebilen, belli görevleri icra eden teknolojik cihazlar bütününü ifade etmektedir. Temel görevleri arasında keşif, gözetleme, konum bildirme olan İHA'lar, uygun maliyet ve belli teknolojilerle desteklenmesi ile savunma sanayi ürünü olarak son yıllarda tüm dünyada tanınmaktadır. İHA'ların icra ettiği görevleri başarı oranının yüksek olması, olası olumsuz bir durumda zararın savaş uçağına nazaran çok az olması savaş alanlarında kullanımını artırmaktadır. Bu bağlamda bu teknolojiye ihtiyacı olan ülkelerden biri olan Türkiye'de İHA üzerine yatırım yapmaya başlayarak dış politikada yeni bir dönemin aralanmasına katkıda bulunmaktadır. Özellikle Türk TB2, TB3 İHA ve SİHA'ların küresel gerçekleşen savaşların seyrini değiştirmesi Türkiye'nin elinde İHA'ları büyük bir koz ve güç haline getirmeye başlamaktadır. Küresel güç ülkeler (ABD, Rusya, Çin, İngiltere)'in Türkiye'nin İHA'lar üzerinden dış politikayı şekillendirmeye çalışmasını ve caydırıcılığının artırma çabalarına dikkatle takip ettikleri görülmekte, Türkiye'nin bölgesel bir güç olmasını dolaylı yoldan engellemeye çalışmaktadır. Bu çalışmamızda Türkiye'nin İHA ve SİHA teknolojisine sahip olmasıyla birlikte büyük bir ivme yakalaması sonucu oluşan bölgesel etkileri incelenerek değerlendirmelerde bulunulacaktır. Türkiye İHA ve SİHA kullanarak global dünyada etkisi artırmak, küresel anlamda söz sahibi olmak ve yayılmacılık politikasını kullanması hakkında tespitlerde bulunulacaktır. Türkiye'nin dış politikasında İHA ve SİHA'lar ne düzeyde katkıda bulunduğu hususu irdelenecektir.
  • Öğe
    Sıcak pres kalıplama tekniği ile iki katmanlı kompozitlerin üretilmesi ve iyonlaştırıcı radyasyon zırhlama özelliklerinin araştırılması
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Şahin, Merve; Oğul, Hasan
    Bu tez çalışmasında, sıcak pres kalıplama yöntemi kullanılarak polilaktik asit (PLA) matrisine mikron parçacık boyutlu tungsten (W) ve molibden (Mo) tozları farklı ağırlıkça oranlarda (%5, %10 ve %20) eklenmiş ve bu katkıların gama ile nötron radyasyonu karşısındaki zırhlama performanslarına etkileri araştırılmıştır. Öncelikle tek katmanlı PLA–W ve PLA–Mo kompozitleri üretilmiş, ardından gama radyasyonu azaltma kapasitesi yüksek olan PLA–W20 ve PLA–Mo20 numuneleri birleştirilerek iki katmanlı hibrit yapı oluşturulmuştur. Üretilen numunelerin gama radyasyonu etkileşim parametreleri, HPGe dedektörü ile yapılan deneysel ölçümler, WinXCOM teorik hesaplamaları ve GEANT4–FLUKA Monte Carlo simülasyonları aracılığıyla değerlendirilmiştir. Nötron etkileşimleri için ise farklı enerji bölgelerinde etkin nötron uzaklaştırma tesir kesitleri hesaplanmış ve GEANT4–FLUKA Monte Carlo simülasyon programları kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, katkı oranının artmasıyla kütle azaltma katsayısı ve radyasyon koruma verimliliği değerlerinde belirgin bir artış olduğunu göstermiştir. En yüksek gama zırhlama etkinliği %20 katkılı numunelerde gözlenmiştir. Ayrıca, katman kalınlığının artışıyla zırhlama performansının iyileştiği ve kalınlığın radyasyonun malzeme içerisindeki azaltılma oranını doğrudan etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte oluşan ikincil radyasyon sayısında artışta belirlenmiştir. Yıllık etkin doz hesaplamaları sonucunda, geliştirilen iki katmanlı yapıların doz limitlerinin altında kaldığı görülmüştür. Bu bulgular, PLA esaslı kompozitlerin çevre dostu, hafif ve toksik olmayan özellikleriyle literatüre kazandırılabilecek alternatif malzemeler olduklarını ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'deki eğitim sisteminin beden eğitimi programları açısından incelenmesi
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Şanlı, Fatih; Keskin, Özlem
    Bu çalışma, Türkiye ile Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temel eğitim düzeyindeki beden eğitimi öğretim programlarını; müfredatın kapsamı ve örgütlenmesi, haftalık ders süresi, pedagojik yaklaşımlar ile ölçme-değerlendirme boyutlarında karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Araştırma nitel desende yürütülmüş; veri kaynağını resmî öğretim programları, ilgili mevzuat belgeleri ve politika raporları oluşturmuştur. Toplanan dokümanlar, doküman incelemesi yoluyla sistematik biçimde değerlendirilmiş; veriler içerik analizi kapsamında ortak temalar (amaç, içerik/kazanımlar, süre, öğretim yaklaşımları, ölçme-değerlendirme, beceri/yeterlik alanları vb.) doğrultusunda kodlanarak karşılaştırmalı analiz için düzenlenmiştir. Bulgular, sistemler arasında amaç düzeyinde yüksek bir örtüşme bulunduğunu; farklılaşmanın ise özellikle haftalık ders süresi politikaları, öğrenci merkezli ve model temelli öğretim uygulamalarının yaygınlığı ile süreç odaklı değerlendirme kültüründe yoğunlaştığını göstermektedir. Bazı sistemlerde fiziksel uygunluk göstergelerinin ulusal ölçekte düzenli izlenmesi ve ders dışı etkinliklerle müfredatın bütünleştirilmesi dikkat çekerken, bazı sistemlerde değerlendirmenin daha çok ürün ve performans çıktılarıyla sınırlı kaldığı görülmektedir. Sonuç olarak, amaçlar ile uygulama arasındaki uyumu güçlendirmek için kademeler arasında sürekliliği gözeten ders süresi düzenlemeleri, öğrenci merkezli ve model temelli yaklaşımların yaygınlaştırılması ve portfolyo, rubrik, öz/akran değerlendirme gibi araçlarla süreç temelli izlemenin sistematikleştirilmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    Resim sanatında portrenin psikolojisi ve mekânla ilişkisi
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Alici, Ronahi Arşimet; Boynukalın, Azize Reva
    Bu tez, portre sanatında figür ve mekân etkileşimini psikolojik temsiller aracılığıyla incelemektedir. Portre resminde, mekânın anlatıyı kuran bir unsur olarak portreye etkilerini araştırmaktadır. Çalışmanın amacı, portreyi figür, mekân, ışık ve renk faktörleri üzerinden çok katmanlı bir ifade alanı olarak kavramsallaştırmak ve bu doğrultuda görsel ve psikolojik çözümleme için uygulanabilir bir çerçeve önermektir. Kuramsal bölümde dışavurumcu ve figüratif geleneğin seçilmiş sanatçıları üzerinden portre, mekân ilişkisi tartışılmış; görsel kültür ve mekân kuramı literatürüyle açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemi olan literatür taramadır. Nitel yaklaşım, belirli bir sorunun bütüncül bir biçimde açıklanmasını sağlamaktadır. Ayrıca psikoloji içerikli portre uygulama resimlerini analiz etmek için Erwin Panofsky'nin ikonografik ve ikonolojik sanat eseri analiz yöntemi kullanılmıştır. Uygulama bölümünde araştırmacı tarafından üretilen portre resimleri aynı figürün farklı mekânlarda konumlandırılması ve ardışık pozlarla yinelenmesi gibi stratejilerle sınanmıştır. Uygulama resimlerinin analizinde mekânın psikolojik belirleyiciliği, ışık, renk ve kompozisyonun anlatı işlevi ve kimliğin akışkan temsili olmak üzere üç eksende temellendirilmiştir. Araştırmada portre mekân etkileşimi; bireysel iç dünya, toplumsal kimlik ve kültürel kodların kesişim alanı olarak incelenmektedir. Bu doğrultuda portre resmi, psikolojik bir deneyim alanı olup, mekân, zaman ve ışık etkileşimiyle yeniden kurulan bir anlatı yüzeyi olarak konumlandırılmaktadır. Bu çalışma, sanat tarihi, mekân teorileri, psikoloji ve sanat uygulamaları gibi farklı alanları tek bir analiz şemasında buluşturan disiplinlerarası bir model sunmaktadır. Portre resminin sanat tarihsel süreçteki öne çıkan örneklerinden yola çıkarak yapılan karşılaştırmalı görsel psikolojik çözümlemelerin literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Uygulamalar bölümünde yer alan portre resimlerinde, aynı figürün farklı mekanlarda veya aynı figürün ardışık pozlarının tek bir mekânda resmedilmesi kimliğin çoğul ve akışkan bir yapı olarak betimlenmesine kapı aralamıştır. Bu bağlamada tez, portre resmini sabit bir kimlik temsili olarak değil mekân ve zaman faktörlerine bağlı olarak değişen bir özne olarak yorumlanmasını önermektedir.
  • Öğe
    Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde 'Gerçekten Matematiğe' yolculuk: Ortaokul 5. sınıf matematik öğretim etkinliklerinin gerçekçi matematik eğitimi ve tasarım prensipleri kapsamında değerlendirilmesi
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Demirel, Göksel; Yokuş, Gürol
    Gerçekçi matematik eğitimi (GME) matematiğin günlük yaşam bağlamında anlamlandırılmasını, öğrencilerin kendi çözüm yollarını geliştirerek bilgiyi yeniden keşfetmesini ve soyut kavramlara aşamalı olarak ulaşmasını hedefleyen bir öğretim anlayışıdır. Bu araştırmada, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2024 yılında yayımlanan ortaokul 5. sınıf matematik ders kitabında yer alan öğretim etkinlikleri, GME yaklaşımı çerçevesinde ve etkinlik tasarım prensipleri uygunluk açısından incelenmiştir. Bu çalışma, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin (TYMM) matematik ders kitabı etkinliklerine yansımasını GME ilkeleri ve etkinlik tasarım prensipleri açısından bütüncül biçimde inceleyen ilk araştırmalardan biri olup, öğretim materyallerinin iyileştirilmesine yönelik önemli bulgular sunmaktadır. GME yaklaşımının temel ilkeleri arasında gerçeklik, seviye, etkileşim, rehberlik, aktivite ve birbiri ile ilişki yer almaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. İnceleme sürecinde iki farklı veri toplama aracı uygulanmıştır: "Gerçekçi Matematik Eğitimine Uygunluk Formu" ve "Etkinlik Uygunluk Formu". Bu formlar yardımıyla etkinlikler incelenerek veri toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiş, analiz sonuçları tablolar ve kategoriler hâlinde yer verilmiştir. Maarif programındaki etkinliklerin büyük ölçüde Gerçekçi Matematik Eğitimi ilkeleriyle uyumlu olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, etkileşim ve seviye ilkelerinin diğer GME ilkelerine kıyasla daha sınırlı düzeyde yansıtıldığı belirlenmiştir. Etkinlik tasarım prensipleri açısından değerlendirildiğinde ise, etkinliklerin çoğunun genel olarak tasarım ilkelerine uygun olduğu; ancak kullanılan araçlar prensibinin yeterince karşılanmadığı tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Hızlı ergimiş tuz reaktörü için duyarlılık ve belirsizlik analizi
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Kaplan, Şevval; Şahiner, Hüseyin
    Bu çalışmada, MSFR (Hızlı Ergimiş Tuz Reaktörü) sisteminde, farklı kompozisyonlardaki yakıt türleri kullanılarak geri besleme parametrelerinin etkin çoğaltma katsayısı (k-eff) değeri üzerindeki etkisi, geri besleme parametrelerinin k-eff üzerindeki etkilerini ve bu parametrelerin belirsizliğe kümülatif katkısının hesaplanması amaçlanmaktadır. Literatürde MSFR için, duyarlılık ve belirsizlik analizine dair kapsamlı bir çalışmaya henüz rastlanılmaması güçlü bir motivasyon olup, nötronik analizler için gelişmiş bir kod sistemi olan SCALE 6.2 (Lisans Değerlendirmesi için Standartlaştırılmış Bilgisayar Analizleri) kodu kullanılarak, duyarlılık ve belirsizlik analizi sonuçlarına ulaşmayı ve bu sayede literatüre katkısının olması hedeflenmektedir. Duyarlılık ve belirsizlik analizi'nde, SCALE kodu içerisinde bulunan TSUNAMI-3D (Tools for Sensitivity and Uncertainty Analysis Methodology Implementation) modülü kullanılmaktadır.İlgili modülde analizi yapılması amaçlanan nükleer reaktör sistemine dair bilgiler (kompoziyon değerleri, geometrik detaylar)tanımlanmasının ardından, enerjiye bağlı tesir kesiti kütüphanesi ve SAMS (Sensitivity Analysis Module for SCALE) kod satırları eklenir. Simülasyonun aktif edilmesinin ardından duyarlılık katsayıları be belirsizlik ölçüm değerleri elde edilir. Bu çalışma sonucunda, kullanılan tüm yakıtlar için pozitif duyarlılık katsayılarında (nubar) değeri ve (fisyon) reaksiyonları, negative duyarlılık katsayılarında ise (n,gamma) reaksiyonlarının baskın olduğu görülmektedir.Ayrıca, 7 yakıt türü için yüzdece belirsizlik açısında, Yakıt fisil malzeme türünün ve kompozisyon farklılığının belirsizlik ölçümünde kritik öneme sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın özgün değeri Literatürde mevcut olan 7 yakıt kompozisyonu için duyarlılık ve belirsizlik analizine ek olarak,MSFR tasarım geometrisine yerleştirilen ve kritik altı ve kritik üstü keff değerlerinde bulunan yakit türlerinde Li-Cl tuzlarında doğal ve zenginleştirilmiş durumları için analizler yapılmış olup, her iki kritiklik değeri için hem keff değerinde belirgin artış göstermesi hem de belirsizlik yüzdesini azaltması nedeniyle zenginleştirilmiş Cl'un iyi bir alternatif olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak tüm yakıtlar için belirsizlik ölçümü yapıldığında 252 gruplu nükleer veri kütüphanesi en güvenilir kütüphane olarak sonuçlanmıştır.
  • Öğe
    Orta yaş ve üstü kadınların sosyal medya pratikleri üzerine niteliksel bir çalışma: Bafra örneği
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Dağlı, Özge; Ateşoğlu, Nadir
    Bu çalışma, Samsun'un Bafra ilçesinde yaşayan orta yaş ve üstü kadınların sosyal medya kullanım pratiklerini toplumsal cinsiyet perspektifinden inceleyen nitel bir araştırmadır. Araştırmanın temel amacı, sosyal medya deneyimlerinin kadınların gündelik yaşamları, kimlik algıları, toplumsal roller ve ataerkil normlarla olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu kapsamda sosyal medyanın kadınların iletişim biçimleri, görünürlük stratejileri, öznel deneyimleri ve dijital güvenlik pratikleri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Araştırmada amaçlı örnekleme yoluyla belirlenen 33 kadın katılımcıyla yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Bulgular, kadınların sosyal medyayı çoğunlukla aile üyeleriyle iletişim kurmak, gündemi takip etmek, dini ve kültürel içeriklere ulaşmak, boş zamanlarını değerlendirmek ve kendilerini ifade etmek amacıyla kullandıklarını göstermektedir. Katılımcıların önemli bir bölümü sosyal medyanın kendilerini görünür kıldığını, duygusal destek sağladığını ve yalnızlık hissini azalttığını belirtmiştir. Bununla birlikte, mahremiyet ihlalleri, dijital bağımlılık, yanlış bilgi, toplumsal baskı ve ataerkil normların çevrimiçi ortamda yeniden üretimi gibi sorunlar da öne çıkan temalar arasındadır. Araştırma sonuçları, sosyal medya kullanımının kadınların toplumsal konumlarını hem yeniden üreten hem de dönüştüren bir alan oluşturduğunu göstermektedir. Elde edilen veriler, dijital mecraların kırsal ve yarı kentsel bölgelerde yaşayan orta yaş ve üzeri kadınlar için yalnızca bir iletişim aracı olmadığını; aynı zamanda kimlik, aidiyet, toplumsal roller, görünürlük ve özneleşme süreçlerini etkileyen çok katmanlı bir deneyim sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma, yaş, cinsiyet, yerel kültür ve dijitalleşme arasındaki kesişim alanını görünür kılarak sosyal medya araştırmalarına önemli bir katkı sağlamaktadır.
  • Öğe
    Ergimiş tuz reaktörlerinde kullanılmış yakıtın taşınması ve depolanması için konteyner tasarımı
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Yücel, Zehra Zülal; Şahiner, Hüseyin
    Kullanılmış nükleer yakıtlar için radyasyon güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla özel olarak tasarlanmış depolama ve taşıma konteynerleri mevcuttur. Bu konteynerlerin tasarımında korozyona dayanıklılık, sızdırmazlık, mekanik dayanım, nötron ve foton doz hızı parametreleri gibi özellikler dikkate alınmaktadır. MSR (Ergimiş Tuz Reaktörü) teknolojilerinde ortaya çıkan kullanılmış yakıt bileşimleri UO2 içeren konvansiyonel katı yakıt döngülerinden farklıdır. Bununla birlikte MSR reaktörlerine özgü yakıtlar için tasarlanan kullanılmış yakıt taşıma ve depolama konteynerlerine rastlanmamıştır. Bu çalışma kapsamında, söz konusu boşluğu gidermek amacıyla SCALE koduna ait TRITON ve ORIGEN modülleri ile LiF-ThF4-UF4 yakıtın tükenme analizleri, MAVRIC modülü ile akı dağılımları ve doz hızı hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Geometrik verileri literatürde bulunan AOS-100, Basit Geometri, ISFSI, TN24-P ve özgün olarak geliştirilen V2, V3, V4 ve V5 tasarımları kullanılarak nötron ve foton doz hızı hesaplamaları karşılaştırılmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, en düşük ve en yüksek nötron doz hızı değerleri sırasıyla 6.06E-06 ve 1.16E-01 mSv/saat olarak bulunmuştur. Aynı tasarımlar için en düşük ve en yüksek foton doz hızı değerleri ise sırasıyla 2.20E+00 ve 2.42E+01 mSv/saat olarak elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre MSR kullanılmış yakıtının taşınması ve depolanması için kullanılan konteynerlerin nötron ve foton doz hızı parametreleri açısından uluslararası regülasyonlar tarafından belirlenen limitleri aynı anda sağlayacak şekilde iyileştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Kur'ân'dan kinaye örnekleri ve bu âyetlerin meallere yansıması
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Baş, Cengiz; Çıbıklı, Süleyman Recep
    Müslümanlar, tarihsel süreçte Allah'ın kitabının daha da iyi anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi hususunda önemli çalışmalar yapmışlardır. Bizim çalışamız ise kinâye sanatı âyetlerinin meallere nasıl yansıtıldığını öğrenmek, Kur'ân'ı Kerîm'deki ifadeyi doğru anlayabilmek ve hüküm çıkarırken hatalara düşmemek adına fayda sağlayacaktır. Kur'ân-ı Kerîm anlam-lafız itibariyla rahatlıkla ayırt edilebilen dilsel (yapısını, işleyişini ve kullanım biçimini belirleyen) unsurlara sahiptir. Belâgat ilmiyle meânî, beyân ve bedî' bilim-sanat dallarının oluşturulmasıyla, öncelikle yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm' in doğru bir şekilde anlaşılabilmesini amaçlanmaktır. Çalışmamızda kullanıldığımız yöntem ise tefsîr ve belâgat kitaplarından faydalanarak, âyetteki kinâye sanatının mealler üzerine yansımalarını inceleyerek tezimizde göstermektir.
  • Öğe
    Hadislerin şiddet kültürünü önleyici etkisi
    (Sinop Üniversitesi, 2025) Dalgın, Güzide Er; Güngör, Haydar
    YÜKSEK LİSANS TEZİ HADİSLERİN ŞİDDET KÜLTÜRÜNÜ ÖNLEYİCİ ETKİSİ GÜZİDE ER DALGIN SİNOP ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI DANIŞMAN: DR. ÖĞRETİM ÜYESİ HAYDAR GÜNGÖR Şiddet, kişilere ve nesnelere yönelik düşmanlık ve öfke duygusunun, yoğun ve yıkıcı bir şekilde ortaya çıkmasıdır. Farklı çeşitleriyle insanı rahatsız eden bu durum bireyler arasında kalırsa şiddet, toplumsal boyut kazanırsa terör olarak anılmaktadır. İslam birey ve toplum huzurunu hedefleyen ve bunu temin için kurallar ve yasaklar koyan son ilahi dindir. Bu bağlamda Kur'an'da şiddetin önlenmesine dair; insan hayatının dokunulmazlığı esas alınmış; fitne, zulüm, haddi aşma, öfke, intikam gibi duygular birer şiddet kaynağı görülerek yasaklanmıştır. Ayrıca her türlü onur kırıcı ve baskıcı eylemler birer psikolojik şiddet görülmüştür. Bununla birlikte Kur'an ayetleri adaleti, ölçülü olmayı, barış ve uzlaşmacı tavır takınmayı önermiş ve müntesiplerine merhamet ve şefkat temelli insani ilişkiler tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber de hadislerinde benzer şekilde; kimseye zulüm yapılmamasını, öfkenin kontrol edilmesini, af, sabır, yumuşak huylu ve merhametli olunmasını; kardeşlik, adalet ve güzel ahlak temelli insani ilişkilerde bulunmayı tavsiye etmiş, böyle bir toplum oluşturmaya çalışmıştır. Ayrıca hadislerde; insanın kendisinden başlamak suretiyle başka insanlara, hayvanlara, çevreye varıncaya kadar hiçbir canlıya zarar vermemesi, şiddet uygulamaması istenmiştir. Bu maksatla Müslümanlar için şiddeti önlemeye dönük ilkeler konmuştur. Bunlarla birlikte hadislerde savaş esnasında bile düşman unsurlarla iletişimde şiddetten uzak durulması, her ortamda barış ve sulhun tercih edilmesi önerilmiştir. İslam'ın, haksızlığa uğranılması ya da saldırıya maruz kalınması halinde, düşmana silahla karşılık verilmesini emretmesi, İslam'ın şiddeti önlemeye yönelik emir ve talimatlarıyla çelişmemektedir. Zira İslam'daki cihad anlayışı daha büyük bir terörü önleyebilmek, toplumsal huzuru sağlayabilmek maksadıyla şiddeti yok etme, temel hak ve özgürlükleri savunma yöntemidir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak ayet ve hadislerin toplumda şiddet kültürünün oluşmasını ve yayılmasını önleyici etkisi araştırılmış, söz konusu ayet ve hadislerden birey ve toplum hayatında şiddeti önlemeye dönük evrensel ilkeler tespit edilmeye çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Hadis, Şiddet, Savaş, Barış ARALIK 2025, 95 SAYFA Daha sonra doldurulacak