Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Türk, Ahmet" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 17 / 17
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    ÇOCUK HAKLARI PERSPEKTİFİNDEN KORUYUCU AİLE SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2025) Türk, Ahmet; Ervüz, Cezmi
    Bu çalışma, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin temel ilkeleri doğrultusunda, Türkiye’de koruyucu ailelik sistemini çocuk hakları perspektifinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda bu çalışma, koruyucu aile sistemini yalnızca bir bakım modeli olarak değil; aynı zamanda çocukların insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmelerini hedefleyen hak temelli bir sosyal hizmet yaklaşımı olarak ele almakta ve çocuk refahını artırma yönünde kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Çalışmada literatür taraması yöntemiyle ulusal ve uluslararası mevzuatlar ile güncel araştırmalar temelinde sistemin güçlü yönleri ve sınırlılıkları ele alınmıştır. Çalışma, koruyucu ailelik modelinin çocuğun aile ortamında büyüme hakkını destekleyen önemli bir alternatif bakım modeli olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte sistemin uygulamada bazı yapısal zorluklarla karşılaştığı; özellikle dezavantajlı çocuk gruplarının (engelli, küçük yaş, yabancı uyruklu) hizmete erişiminde eşitlikçi bir uygulamanın yeterince sağlanamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, uygulamada hak temelli bir yaklaşımın tam anlamıyla yerleşmesinde sorunlar olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, çocuk hakları odaklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir koruyucu aile sisteminin inşası için nitelikli profesyonel destek, bölgesel eşitlik, katılımcı süreçler ve ayrımcılık karşıtı politikaların geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.
  • [ X ]
    Öğe
    Deprem Sonrasi Psikososyal Destek Uygulamalarinda Merhamet Yorgunlugunun Psikolojik Saglamliga Etkisi: Sosyal Hizmet Uzmanlari Üzerine Bir Arastirma
    (Mardin Genç Izi Dernegi, 2023) Türk, Ahmet; Kaya, Sena
    Bu arastirma 2023 yilinin Subat ayinda meydana gelen Kahramanmaras ve Hatay merkezli depremler sonrasinda psikososyal destek profesyoneli olarak afet bölgesinde uygulama yapan sosyal hizmet uzmanlarinin merhamet yorgunlugunun psikolojik saglamliklarina etkisini incelenmeyi amaçlamaktadir. Arastirmada iliskisel tarama modeli kullanilmistir. Yas ortalamasi x¯=31,88±8,29 olan sosyal hizmet uzmanlarinin 141’i (%56,6) kadin 108’i (%43,4) erkektir. Arastirmada veriler Merhamet Yorgunlugu Kisa Ölçegi ile Kisa Psikolojik Saglamlik Ölçegi kullanilarak çevrimiçi anket teknigiyle toplanmistir. Verilerin analizinde Pearson korelasyon ve çoklu dogrusal regresyon analizleri kullanilmistir. Bulgular, sosyal hizmet uzmanlarinin düsük düzeyde ikincil travma, orta düzeyde merhamet yorgunlugu, mesleki tükenmislik ve psikolojik saglamlik yasadigini göstermektedir. Sonuçta sosyal hizmet uzmanlarinin psikolojik saglamliklari ile merhamet yorgunlugu, mesleki tükenmislik ve ikincil travma düzeyleri arasinda negatif yönlü bir iliski oldugu, mesleki tükenmislik ve ikincil travmanin psikolojik saglamligin anlamli bir yordayicisi oldugu saptanmistir.
  • [ X ]
    Öğe
    From section editor
    (Mardin Genç Izi Dernegi, 2023) Türk, Ahmet
    Dear Readers,We are delighted to greet you once again as the International Journal of Social Work Research. Our journal aims to provide an international platform by bringing together current research, innovations, and in-depth analyses in the field of social works.Social works endeavor to find effective solutions to complex and diverse problems on a global scale. The International Journal of Social Work Research aims to contribute to the scientific production of research encompassing all humane services such as social work, social policy, and social welfare, advancing theoretical understanding for practical application.Throughout its journey, our journal has presented issues encompassing various aspects of social services, including in-depth examinations, policy evaluations, fieldwork studies, and theoretical articles. With this issue, the International Journal of Social Work Research continues to offer our readers diverse perspectives by covering a wide spectrum of social work domains.Our journal is on a path to reach an increasingly broader readership day by day. With your support, we aim to extend the outreach of our journal, aiming to raise awareness about the significance of social works to a wider audience.We extend our gratitude to all the authors, editors, and reviewers who contributed to the preparation of this latest issue of our journal. It is with pride that we present this issue, a result of valuable teamwork. With contributions from our readers, we will continue to share knowledge and experiences in the field of social works on a broader platform, fostering continuous learning from each other.We thank you for accompanying us during this stage of our journal's publication journey and wish you an enjoyable reading experience.With respect,
  • [ X ]
    Öğe
    GENÇ YETIŞKINLERDE SOSYAL MEDYA KULLANIM AMAÇLARININ UMUTSUZLUĞA ETKISI
    (2024) Türk, Ahmet; Kaya, Sena
    Bu araştırma sosyal medya kullanım oranın en yoğun olduğu genç yetişkinlerde sosyal medya kullanım amaçlarının umutsuzluğa etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 18-35 yaş aralığında 147’si (%59,3) kadın ve 101’i (%40,7) erkek olmak üzere 248 genç yetişkin katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması x̄=24,96±6,19’dır. Araştırmada Beck Umutsuzluk Ölçeği ile Sosyal Ağ Siteleri Kullanım Amacı Ölçeği kullanılmıştır. Analizlerde betimleyici ve açıklayıcı istatistikler bir arada kullanılmıştır. Açıklayıcı istatistikler korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada genç yetişkinlerin orta düzeyde umutsuzluk yaşadıkları saptanmıştır. Bulgular umutsuzluk ile sosyal etkileşim/iletişim amaçlı kullanım ve eğitim amaçlı kullanım arasında negatif yönlü; tanıma ve tanınma amaçlı kullanım arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırmada sosyal medya kullanım amaçlarının umutsuzluğun anlamlı düzeyde yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre sosyal medyanın sosyal etkileşim/iletişim ve eğitim amaçlı kullanımı arttıkça gençlerin umutsuzluk düzeylerinin düştüğü, tanıma ve tanınma amaçlı kullanımları arttıkça umutsuzluk düzeylerinin arttığı saptanmıştır.
  • [ X ]
    Öğe
    Investigation of Social Work Students' Attitudes Towards Children's Rights
    (Yalova University, 2024) Türk, Ahmet; Isik, Abdullah; Atmaca, Yusuf Emre; Çelik, Emel; Çulha, Begüm; Kolcu, Kübra
    This study was conducted to examine the attitudes of social work students towards children's rights. The survey model was used in line with the purpose of the research. 423 students aged 18-38, 278 (65.7%) female and 145 (34.3%) male, participated in the study. The average age of the students was x¯=21,27±2,62. Demographic Information Form and Children's Rights Attitude Scale were used in the study. Descriptive and explanatory statistics were used together in the analyses. Descriptive statistics were obtained using an independent sample test and one-way analysis of variance (ANOVA). In the study, it was found that social work students' attitudes towards children's rights were highly positive. The findings show that students' attitudes towards children's rights differ significantly in terms of gender, parental union status, whether they have been exposed to neglect/abuse or not, and class. Accordingly, it was concluded that women, those whose parents are separated or deceased, those who have been exposed to neglect/abuse before, and those in the third/fourth grade have higher positive attitudes towards children's rights. The study findings were discussed within the context of the existing literature, and several recommendations were made based on the study's results.
  • [ X ]
    Öğe
    Kadın Akademisyenlerde İş-Aile Yaşam Çatışması ve İş Doyumu: Medeni Durumun Düzenleyici Rolü
    (2025) Öztürk, Meral; Türk, Ahmet
    Bu çalışmada kadın akademisyenlerin iş-aile yaşam çatışmasının boyutlarını oluşturan aile-iş çatışması ve iş-aile çatışmasının iş doyumu üzerindeki etkisinde medeni durumun düzenleyici rolü incelenmektedir. Araştırmada nicel yaklaşım benimsenmiş olup, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada kolayda ve kartopu örnekleme teknikleri kullanılarak iki üniversitede görevli toplam 338 kadın akademisyene ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, “İş Tatmini Ölçeği” ve “İş-Aile Çatışması Ölçeği” kullanılmış, boostrapt yöntemini temel alan regresyon analizi ile veriler analiz edilmiştir. Analizde Process Makro uygulaması kullanılmıştır. Bulgulara göre, aile-iş çatışması/iş-aile çatışması ve medeni durum iş doyumunu negatif yönlü etkilemektedir. Evlilerde aile-iş çatışmasının iş doyumu üzerindeki etkisi anlamlı bulunmazken bekarlarda aile-iş çatışmasının iş doyumu üzerindeki etkisi anlamlıdır. Bekar akademisyenlerin aile-iş çatışması yükseldikçe iş doyumları düşmektedir. İş-aile çatışmasının iş doyumu üzerindeki etkisinde de medeni durumun düzenleyicilik rolü bulunmaktadır. Hem evli hem de bekar akademisyenlerde iş-aile çatışması arttıkça iş doyumu azalmaktadır. Bu durum bekarlarda daha belirgindir.
  • [ X ]
    Öğe
    Mağdurlara Yönelik Önyargıların Belirleyicileri Olarak Empati ve Adil Dünya İnancı: Sosyal Hizmet Kuruluşları Örneği
    (2025) Öztürk, Meral; Gonultas, Burak Mırac; Türk, Ahmet; Aydın, Murat Can
    Bu çalışma sosyal hizmet alanında çalışan profesyonellerin empati, adil dünya inancı ve mağdurlara yönelik ön yargıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada sosyo-demografik bilgi formu, Mağdurlara Yönelik Algılar Ölçeği, Toronto Empati Ölçeği ile Adil Dünya İnancı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya kolayda ve kartopu örnekleme tekniğiyle ulaşılabilen 408 kişi katılmıştır. Verilerin analizinde çoklu doğrusal regresyon analizinden faydalanılmıştır. Bulgular meslek elemanlarının mağdurlara yönelik ön yargılarının düşük, empati düzeylerinin yüksek, adil dünya inançlarının orta ve adil olmayan dünya inançlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Empati ve adil dünya inancının mağdurlara yönelik önyargılarla ilişkisi varken, adil olmayan dünya inancı alt boyutunun mağdurlara ilgili önyargılarla ilişkisi saptanmamıştır. Empati ve adil dünya inancı mağdurlara yönelik ön yargının %36’sını açıklamaktadır. Empati mağdurlara yönelik ön yargıyı negatif, adil dünya inancının ise pozitif yönlü etkilemektedir. Bulgulardan hareketle sosyal hizmet kuruluşlarında çalışma potansiyeli bulunan meslek gruplarının mağdurlarda ikincil mağduriyet oluşturmamaları için hem lisans sürecinde hem de mesleğe başladıklarında empati düzeylerini yükseltmek ve adil dünya inançlarını düşürmek amacıyla eğitimler vermenin önemini ortaya koymaktadır.
  • [ X ]
    Öğe
    PANDEMİ SONRASI BİREYLERİN UMUTSUZLUĞUNUN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN KUŞAKLARA GÖRE KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ
    (2023) Öztürk, Meral; Unal, Vehbi; Türk, Ahmet; Temiz, Sibel
    Bu araştırma Covid-19 pandemisinin ardından bireylerin umutsuzluk düzeylerini farklı değişkenler (cinsiyet, medeni durum, gelir durumu, günlük sosyal medya kullanım süresi ve sosyal sermaye) açısından kuşaklara göre karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Tarama modelinin kullanıldığı bu çalışma, 144’ü bebek patlaması kuşağı, 290’ı X kuşağı, 317’si Y kuşağı ve 352’si Z kuşağı olmak üzere 1103 kişiyle gerçekleştirilmiştir. 18-75 yaş aralığındaki katılımcıların yaş ortalaması x̄=38,15±14,48’tir. Çalışmada katılımcıların umutsuzluk düzeylerini ortaya koymak için Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ), verilerin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bulgular katılımcıların umutsuzluk düzeylerinin kuşaklara göre farklılaştığını, en umutsuz kuşakların sırasıyla Z ve Y kuşağı olduğunu göstermektedir. Farklı değişkenler açısından umutsuzluk düzeylerinin Y ve Z kuşaklarının diğer kuşaklardan farklılaşmaktadır. Buna göre hem erkeklerde hem de kadınlarda Z ve Y kuşakları; evli bireylerde Y kuşağı; gelir düzeyi düşük olanlarda Z ve Y kuşağı, gelir düzeyi orta olanlarda Y kuşağı, gelir düzeyi yüksek olanlarda Z kuşağı; sosyal medyayı az kullananlarda Z kuşağı, çok kullananlarda Y kuşağı; düşük ve orta düzeyde sosyal sermayeye sahip olanlarda Y kuşağı, yüksek olanlarda ise Z kuşağının umutsuzluk düzeyleri diğerlerinden yüksektir.
  • [ X ]
    Öğe
    Sosyal Hizmet Ögrencilerinde Sosyodemografik Degiskenler ve Empatinin Yasli Ayrimciligina Etkisi
    (Istanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2023) Isik, Abdullah; Türk, Ahmet
    Bu arastirma sosyal hizmet ögrencilerinin bazi sosyodemografik degiskenler (cinsiyet, sinif düzeyi, aile tipi) ve empatinin yasli ayrimciligina etkisini incelemeyi amaçlamaktadir. Arastirmanin amacina uygun olarak tarama modeli kullanilmistir. Arastirmaya 112’si (%27,3) erkek ve 299’u (%72,7) kadin olmak üzere 411 sosyal hizmet ögrencisi katilmistir. Ögrencilerin yas ortalamasi x¯=21,67±3,32’dir. Arastirmanin verileri Kisisel Bilgi Formu, Toronto Empati Ölçegi ve Yasli Ayrimciligi Tutum Ölçegi kullanilarak toplanmistir. Normal dagilim gösteren veriler, korelasyon ve çoklu dogrusal regresyon analizleri kullanilarak analiz edilmistir. Yapilan analizler sonucunda ögrencilerin düsük düzeyde yasli ayrimciligina ve yüksek düzeyde empatiye sahip oldugu görülmüstür. Cinsiyet, sinif düzeyi, aile tipi ve empati ile yasli ayrimciligi arasinda negatif yönlü anlamli bir iliski oldugu tespit edilmistir. Yapilan çoklu dogrusal regresyon analizinde de cinsiyetin, sinif düzeyinin, aile tipinin ve empati düzeyinin sosyal hizmet ögrencilerinin yasli ayrimciligini anlamli düzeyde etkiledigi sonucuna ulasilmistir. Arastirma sonuçlari literatürdeki çalismalar çerçevesinde tartisilmis ve arastirmanin bulgularindan yola çikarak birtakim öneriler sunulmustur.
  • [ X ]
    Öğe
    Sosyal Hizmet Uzmanlarında Algılanan Sosyal Desteğin İş Bulma Kaygısına Etkisi
    (2025) Türk, Ahmet; Kaya, Sena
    Bu araştırmanın amacı, henüz istihdama katılmamış sosyal hizmet uzmanlarının iş bulma kaygısı düzeylerini belirlemek ve algıladıkları sosyal desteğin iş bulma kaygılarına etkisini incelemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 398’i kadın (%63,4) ve 230’u (%36,6) erkek olmak üzere 628 kişi katılmıştır. Veriler kişisel bilgi formu, İşsizlik Kaygısı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile Pearson korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular, katılımcıların yüksek düzeyde iş bulma kaygısı yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Bu kaygının, özellikle ekonomideki istihdam zorluklarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Sosyal destek algılarının ise orta düzeyde olduğu görülmüştür. İş bulma kaygısı ile aile, arkadaş ve özel kişilerden algılanan destek arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çoklu regresyon analizi sonuçları, arkadaş desteği, aile desteği ve özel kişi desteğinin iş bulma kaygısını anlamlı düzeyde negatif yönde yordadığı saptanmıştır. Buna göre sosyal hizmet uzmanlarının arkadaş, aile ve özel kişi desteği arttıkça iş bulma kaygısı düzeylerinin düştüğü sonucuna ulaşılmıştır.
  • [ X ]
    Öğe
    SURİYELİLERE YÖNELİK TEHDİT ALGISININ YABANCI DÜŞMANLIĞINA (ZENOFOBİ) ETKİSİ
    (2024) Türk, Ahmet; Ervüz, Cezmi; Ervüz, Feyza Özler
    Bu araştırma Türkiye’de yerel halkın Suriyeli göçmenlere yönelik ekonomik, güvenlik, çevresel ve kültürel tehdit algılarının yabancı düşmanlığına (zenofobi) etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında çalışmanın amacına uygun olarak tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 172’si (%36,9) erkek ve 294’ü (%63,1) kadın olmak üzere 466 kişi katılmıştır. 18-70 yaş aralığındaki katılımcıların yaş ortalaması x̄=27,23±9,15’tir. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Yabancı Düşmanlığı (Zenofobi) Ölçeği ve Suriyelilere Yönelik Tehdit Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde Pearson korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların yüksek düzeyde yabancı düşmanlığına (zenofobi) ve tehdit algısına sahip olduğunu göstermektedir. Korelasyon analizinde katılımcıların yabancı düşamanlığı (zenofobi) düzeyleri ile ekonomik, güvenlik, çevresel ve kültürel tehdit algıları arasında yüksek düzeyde anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Çoklu doğrusal regresyon analizinde katılımcıların Suriyelilere yönelik ekonomik, güvenlik ve kültürel tehdit algılarının yabancı düşmanlığının (zenofobi) anlamlı birer yordayısı olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları literatürdeki çalışmalar çerçevesinde tartışılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak birtakım öneriler sunulmuştur.
  • [ X ]
    Öğe
    Toplumsal Cinsiyet Algısının Şiddet Eğilimine Etkisinde Toplumsal Cinsiyet Eğitiminin Aracılık Rolü
    (2023) Türk, Ahmet; Çevik, Büşranur; Kaya, Sena
    Bu araştırma toplumsal cinsiyet algısının şiddet eğilimine etkisinde toplumsal cinsiyet eğitiminin aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Tarama modelinin kullanıldığı çalışma, 260’ı (%46,9) erkek ve 294’ü (%53,1) olmak üzere 554 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. 18-35 yaş aralığındaki katılımcıların yaş ortalaması x̄=21,16±2,07’dır. Çalışmada verilerin toplanmasında Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği ve Şiddet Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde korelasyon ile hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır. Aracılık etkisini test etmek için Baron ve Kenny'nin (1986) üç aşamalı yaklaşımı ve Sobel testi kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların toplumsal cinsiyet algılarının düşük düzeyde ve şiddet eğilimlerinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Katılımcıların 302’si (%54,5) toplumsal cinsiyete ilişkin eğitim alırken 252’si (%45,5) eğitim almamıştır. Yapılan analizler sonucunda toplumsal cinsiyet algısı, toplumsal cinsiyete ilişkin eğitim ve şiddet eğilimi arasında anlamlı bir ilişki olduğu; toplumsal cinsiyet algısının şiddet eğilimi üzerindeki etkisinde toplumsal cinsiyete ilişkin eğitim almanın aracılık rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları literatürdeki çalışmalar çerçevesinde tartışılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak birtakım öneriler sunulmuştur.
  • [ X ]
    Öğe
    ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN SOSYODEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER AÇISINDAN ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARCILARINA YÖNELİK BİLGİ VE FARKINDALIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ
    (2025) Türk, Ahmet; Ervüz, Cezmi
    Bu araştırma ileride çocuklarla çalışabilecek alanlarda (çocuk gelişimi, çocuk koruma ve bakım hizmetleri, sosyal hizmetler) öğrenim gören önlisans öğrencilerinin çocuk cinsel istismarcılarına yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin bazı sosyodemografik özellikler açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinin karşılaştırma türüne dayalı olarak yapılmıştır. Araştırmada veri toplama sürecinden önce etik kurul izni alınmıştır. Araştırmaya 422’si (%60) kadın ve 283’ü (%40) erkek olmak üzere 705 öğrenci katılmıştır. 18-25 yaş aralığındaki öğrencilerin yaş ortalaması 20,07±1,69’dir. Veriler, Kişisel Bilgi Formu ile Çocuk Cinsel İstismarcılarına Yönelik Bilgi ve Farkındalık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bulgular, öğrencilerin hem istismarcıların karakteristik özellikleri hem de onların kullandıkları yöntemler hakkında bilinçli bir farkındalığa sahip olduklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca öğrencilerin çocuk cinsel istismarcılarına yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin cinsiyet, bölüm, çocuk cinsel istismarcılarına yönelik eğitim alma durumu ve çocukluk döneminde cinsel istismara maruz kalma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir.
  • [ X ]
    Öğe
    Üniversite Ögrencilerinin Yasam Doyumlarinin Bir Belirleyicisi Olarak Temel Psikolojik Ihtiyaçlar
    (Muhammed YILDIZ, 2024) Türk, Ahmet
    Önemli bir yasam evresi olan üniversite yillarinda ögrenciler hem akademik hem de kisisel gelisimlerine yönelik önemli zorluklarla karsi karsiya kalmaktadir. Bu zorluklar ögrencilerin yasamdan almis olduklari doyumu etkileyebilmektedir. Öte yandan bireylerin yasam doyumlarini etkileyen pek çok faktör bulunmaktadir. Bireylerin yasam doyumunu belirleyen temel unsurlari anlamak için etkili bir çerçeve sunan temel psikolojik ihtiyaçlar kuramina göre özerklik, yeterlik ve iliskide olma ihtiyaçlarinin karsilanmasi, bireylerin ruh sagligini ve genel yasam doyumunu önemli ölçüde etkilemektedir. Bu baglamda bu arastirma üniversite ögrencilerinin yasam doyum düzeylerini saptamak ve temel psikolojik ihtiyaçlarinin karsilanma düzeyinin yasam doyumuna etkisini incelemek amaciyla gerçeklestirilmistir. Tarama modelinin kullanildigi arastirmaya 245’i (%56,5) kiz ve 189’u (%43,5) erkek olmak üzere 434 üniversite ögrencisi katilmistir. Ögrencilerin yas ortalamasi x¯=20,75±1,47’tir. Arastirmada veriler kisisel bilgi formu, Temel Psikolojik Ihtiyaçlar Ölçegi ve Yasam Doyumu Ölçegi kullanilarak toplanmistir. Arastirmada betimleyici istatistiklerin yani sira Pearson korelasyon ve çoklu dogrusal regresyon analizleri uygulanmistir. Betimleyici bulgular ögrencilerin orta düzeyde yasam doyumuna sahip oldugunu ve en fazla iliski ihtiyaçlarinin karsilandigini göstermektedir. Korelasyon analizinde yasam doyumu ile özerklik, yeterlik ve iliski ihtiyaci arasinda pozitif yönlü anlamli düzeyde bir iliski oldugu saptanmistir. Çoklu dogrusal regresyon analizinde özerklik, yeterlik ve iliski ihtiyacinin yasam doyumunu pozitif yönde anlamli düzeyde yordadigi görülmüstür. Bulgulardan ögrencilerin özerklik, yeterlik ve iliski ihtiyaçlarinin karsilanma düzeyi arttikça yasam doyumlarinin yükseldigi sonucuna ulasilmistir. Çalismanin sonuçlari, üniversite ögrencilerine yönelik psikolojik destek ve sosyal uyum programlarinin tasarlanmasinda temel ihtiyaçlarin karsilanmasina odaklanilmasi gerektigini vurgulamaktadir.
  • [ X ]
    Öğe
    Üniversiteli Gençlerde Kaygi ve Çözüm Önerileri
    (Karabük Üniversitesi, 2024) Türk, Ahmet; Isik, Abdullah
    Üniversite dönemi, genç bireylerin hayatlarinda köklü degisimlerin ve önemli kararlarin alindigi, stres ve kayginin yogun sekilde yasandigi kritik bir süreç olarak dikkat çekmektedir. Bu dönemde gençler aileden ayrilma, akademik basari beklentileri, finansal zorluklar, gelecege yönelik belirsizlikler ve sosyal iliskilerde yasanan dalgalanmalar gibi nedenlerden dolayi çesitli kaygi türleriyle karsi karsiya kalabilmektedir. Üniversite yasami boyunca sosyoekonomik düzey, barinma sorunlari, sosyal iliskiler ve daha pek çok faktör, üniversiteli gençlerin yasamis olduklari kaygilar üzerinde belirleyici rol oynamaktadir. Özellikle ayrilik kaygisi, sosyal kaygi, issizlik kaygisi ve gelecek kaygisi gibi çesitli kaygi türleri hem üniversiteli gençlerin akademik basarilarini hem de genel yasam kalitelerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Buradan hareketle bu çalisma üniversite gençliginin yasamis olduklari veya yasayabilecekleri kaygilarin bir degerlendirmesini yapmak amaciyla gerçeklestirilmistir. Çalismanin amaci dogrultusunda üniversite gençliginin yasamis olduklari veya yasayabilecekleri ayrilik kaygisi, sosyal kaygi, issizlik kaygisi ve gelecek kaygisi üzerine mevcut literatür isiginda nedensellik baglaminda degerlendirmeler yapilmistir. Bu kapsamda üniversiteli gençlerin yasadiklari kaygilarin önlenmesi ve iyilestirilmesi adina birtakim öneriler sunulmustur. Sunulan bu öneriler hem bireysel hem de kurumsal düzeyde, ögrencilerin üniversite dönemindeki yasadiklari zorluklarla daha etkili ve etkin bir sekilde basa çikabilmelerine yardimci olmayi amaçlamaktadir. Bu baglamda mevcut çalismanin üniversitelerin ögrenci hizmetleri politikalarina yön verme ve sosyal politika yapicilara isik tutma konusunda katki sunmasi beklenmektedir.
  • [ X ]
    Öğe
    Y VE Z KUŞAKLARININ BAĞLANMA STİLLERİ İLE EVLİLİK BEKLENTİLERİNİN İNCELENMESİ
    (2024) Türk, Ahmet; Aydemir, İshak
    Toplumsal yapıda oluşan değişim ve dönüşümler yalnızca toplumların değerleri, gelenekleri ve kültürlerini değil aynı zamanda bireylerin kendine özgü yapılarını, davranışlarını ve tutumlarını da etkilemektedir. Buna bağlı olarak sosyo-kültürel açıdan kuşaklar arası farklılıklar daha da belirgin hale gelmiştir. Bu kapsamda bu araştırma Y ve Z kuşaklarının evlilik beklentileri ile bağlanma stillerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmaya 542’si (%51.4) Y kuşağı ve 512’si (%48.6) Z kuşağı olmak üzere 1054 kişi katılmıştır. Katılımcıların 558’i (%52.9) kadın ve 496’sı (%47.1) erkektir. 18 ile 42 yaş aralığındaki katılımcıların yaş ortalaması x̄=23.62±3.58’dir. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Evlilik Beklentisi Ölçeği ve Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile Ki kare, bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bulgular hem Y kuşağının hem de Z kuşağının evlilikten en önemli beklentilerinin samimiyet olduğunu, her iki kuşağın da gerçekçi olmayan-idealist evlilik beklentisine ve güvenli bağlanma stiline sahip olduğunu; bağlanma stillerinin evlilik beklentisi türlerine göre farklılaştığını göstermektedir.
  • [ X ]
    Öğe
    YAŞLI BİREYLERİN DEPRESYON DÜZEYİNE ETKİ EDEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ
    (2023) Türk, Ahmet; Işık, Abdullah
    Bu araştırma yaşlı bireylerde ölüm korkusunun geriatrik depresyona etkisinde medeni durum, eğitim düzeyi ve gelir düzeyinin rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırma, 209’u kadın ve 224’ü erkek olmak üzere 433 yaşlı bireyle gerçekleştirilmiştir. 65-91 yaş aralığındaki katılımcıların yaş ortalaması x̄=72,44±6,15’tir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu ve Geriatrik Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda yaşlı bireylerin geriatrik depresyon düzeylerinin “kesin depresyon” düzeyinde olduğu, geriatrik depresyon ile ölüm korkusu, medeni durum, eğitim ve gelir düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Hiyerarşik regresyon analizinde yaşlı bireylerde ölüm korkusunun depresyona etkisinde evli olmanın, yüksek eğitim ve gelir düzeyine sahip olmanın dolaylı bir etki oluşturarak ılımlaştırıcı bir role sahip olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları literatürdeki çalışmalar çerçevesinde tartışılmış ve nedensellik bağlamında yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak uygulayıcılara ve politika yapıcılara birtakım öneriler sunulmuştur.

| Sinop Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Sinop, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim