Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe İbn Haldun'da İnsan Tasavvurunun Eğitime Yansıması(Eğitim Öğretim Araştırmaları Dergisi, 2012) Demircioğlu, AytekinBu çalışmada İbn Haldun’un insan düşüncesi bağlamında eğitim – öğretim hakkındaki görüşleri anlatılmaya çalışılmıştır. Onun eğitim – öğretim hakkındaki görüşlerinin çoğu günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır. İbn Haldun, çağını aşan bir şekilde toplumsal olaylara ve kurumlara modern bir sosyolog gibi yaklaşmıştır. O, siyaset, ekonomi, din ve eğitim gibi kurumları “umranın tabii birer olayı” olarak yorumlamış ve birer olgu olarak ele almıştır.Öğe 1935 ve 2009 Felsefe Öğretim Programlarına Göre Yazılmış Ders Kitaplarındaki Çeşitli Felsefe Kavramlarının Karşılaştırılması(Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 2013) Demircioğlu, Aytekin; Duman, Ekrem ZiyaBu çalışmada Felsefe dersinde işlenen çeşitli kavramların, 1935 ve 2009’da hazırlanan iki ayrı öğretim programına göre hazırlanmış olan ders kitaplarında nasıl işlendiği ve kavramlarda meydana gelen değişimler tartışılmıştır. Çalışmamızdaki kavramsal karşılaştırma için 1935 programına göre Cemil Sena Ongun tarafından yazılmış 1943 tarihli Felsefe ve Sosyoloji kitabı ile 2009 programına göre Milli Eğitim Bakanlığı tarafından komisyona hazırlatılmış 2010 tarihli ders kitapları esas alınmıştır.Öğe 1935 ve 2009 Mantık Öğretimi Programlarına Göre Yazılmış Ders Kitaplarındaki Mantık Kavramlarının Karşılaştırılması(Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 2013) Duman, Ekrem Ziya; Demircioğlu, AytekinBu çalışmada mantık dersinde işlenen çeşitli kavramların, 1935 ve 2009’da hazırlanan iki ayrı öğretim programına göre yazılmış olan ders kitaplarında nasıl işlendiği ve bu kavramlardaki değişiklikler tartışılmıştır. Çalışmadaki kavramsal karşılaştırma için 1935 programına göre Cemil Sena Ongun tarafından yazılmış 1943 tarihli Felsefe ve Sosyoloji kitabı ile 2009 programına göre Milli Eğitim Bakanlığı tarafından komisyona yazdırılmış olan 2011 tarihli mantık ders kitabı esas alınmıştır.Öğe Gazali Felsefesinde Evlilik Öncesi Eğitim: Eş Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler(EKEV Akademi Dergisi, 2014) Demircioğlu, AytekinOn birinci yüzyılda yaşamış bir düşünür olan Gazali, İslam skolastisizminin en güç temsilcilerindendir. O, dini konulardaki tartışmalarda geleneksel İslam’ı savunmuş ve bu konuda çok başarılı olmuştur. Gazali’nin bu konuları tartışmadaki başarısı onu İslam dünyası içinde çok ünlü bir konuma taşımıştır. Hatta bu başarıları sebebiyle İslam coğrafyasında kendisine Huccetü’l – İslam (Dinin Delili) ve Ziyned – Din (Dinin Süsü) unvanları verilmiştir. Gazali birçok özelliğe sahip bir düşünürdür. O, her şeyden önce çok güçlü bir din âlimidir. Felsefeden şiire çok farklı alanlarda derinlemesine bilgi sahibi olan bir entelektüeldir. Döneminin en yüksek akademik unvanına ulaşmış bir müderristir. Aynı zamanda o, âlimlerin üzerinde anlaşamadığı konularda verdiği güçlü fetvalarla bilinen bir İslam Hukukçusu ve bireysel anlamda bir mutasavvıftır. Gazali bu özellikleri sebebiyle İslam ile ilintili hemen her konuya temas etmiş ve bu konularda görüş bildirmiştir. Bunlardan biri de evlilik konusudur. Gazali, evliliği İslami ve tasavvufi bir yorumla ele almış ve evlilik ile ilgili her konuyu ayrıntılı olarak açıklamıştır. Bu çalışmada, Gazali’nin evlilik adaylarına, eş seçerken nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda verdiği tavsiyeler ele alınmıştır. Bunu yaparken içerik analiz ve veri yorumlama teknikleri kullanılmış, metinler eleştirel bir tarzda incelenmiştir.Öğe Siyasal Etki Bağlamında İlk Dönem Lise Felsefe Ders Kitaplarında Ahlaksal Konuların İşlenişi(MEB Dergisi, 2014) Demircioğlu, AytekinAhlak, varlık, bilgi ve estetik konularıyla birlikte felsefenin en temel çalışma alanını oluşturmaktadır. Zamanın ve ele alındığı toplumun yapısal şartlarına bağlı olarak bu konulardan bazıları ön plana çıkmış, bazılarının ise etkisi azalmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra liselerde okutulmak üzere yazdırılan Felsefe Ders Kitaplarında da benzer bir durum gözlenmektedir. Bu kitaplarda temel çalışma konuları olarak ahlak, metafizik ve estetik benimsenmiştir. Ancak bu konulara yaklaşım, daha ziyade onların birer doğa bilimi olarak kabul edilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Bu tutumda, o dönemde bilimsel çalışmalarda hâkim bakış açısı olan Pozitivizmin etkili olduğu söylenebilir. Diğer bir etki de, yeni kurulan Cumhuriyetin sahip olduğu laik ve milliyetçi bakış açısıdır. Bu çalışmada, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra yazılmaya başlanan Lise Felsefe Ders Kitaplarındaki ahlaksal konuların nasıl işlendiği, dönemin siyasal yapısının bu duruma nasıl etki ettiği bağlamında ele alınmıştır.Öğe Cumhuriyet Dönemi İlk Lise Felsefe Ders Kitaplarında Ahlaksal Özgürlük Problemi(GEFAD Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2014) Demircioğlu, Aytekinİnsanın ahlaksal bir eylemde bulunurken özgür olup olmadığı felsefe tarihinin en çok tartıştığı sorulardandır. Bu soru, Cumhuriyetin ilanından sonra liseler için yazılan felsefe ders kitaplarında da canlılığını korumuştur. O dönemde yazılan felsefe ders kitaplarında, günümüzdeki muadillerinden farklı olarak üç ana tema üzerinde durulmuştur. Ahlak, metafizik ve estetik ile birlikte, bu üç konuyu oluşturmuştur. Diğer bir deyişle ahlaksal konular, Cumhuriyetin ilanından sonra liseler için yazılan ilk felsefe ders kitaplarının en temel konularını oluşturmuştur. Bu konular arasında en önemli yeri de insanın iyi ya da kötü olarak nitelendirilebilen bir davranışta bulunurken özgür olup olmadığı konusu oluşturmuştur.Öğe An Evaluation of the Concepts and Problems of Philosophy of Religion in terms of Teaching Religion: A Study into the Units of Philosophy of Religion and Religious Concepts in the Programs of Teaching Philosophy(Journal of Educational and Instructional Studies, 2014) Demircioğlu, AytekinTeaching religion has often been considered from a problematic point of view in terms of our educational system. Carried out in a quite successful way through endowments (waqfs) in the rise of Ottoman period, religious education started to lose its success systematically with the period of regression Ottoman Empire. With the declaration of republic and the law of unification of education, it is not likely to say that religious education within the control of the state achieved the desired success. Religious education had its share from the approach of rejectionist attitude of the young regime which inherited almost all heritage of Ottoman and was not able to have an access to teaching programs in an independent way for a long time. The unit of the philosophy of religion and religious concepts were not given a place in the programs of teaching philosophy for a long time. In the current study, the units of the philosophy of religion and religious concepts in seven teaching programs of philosophy prepared in the period of republic were investigated.Öğe İslam Felsefesinde Bir Tabunun Konuşulması: Gazali ve İbrahim Hakkı'nda Cinsel Eğitim(CIJE Cumhuriyet International Journal of Education, 2014) Demircioğlu, Aytekinİslam düşüncesinin en önemli temsilcilerinden biri olan Gazali on birinci yüzyılda yaşamış ve çağını aşmış bir düşünürdür. Onun İslam dünyasındaki etkisi öylesine büyük olmuştur ki, neredeyse bütün tartışmalı konularda onun söyledikleri son söz olarak kabul edilmiştir. İbrahim Hakkı ise Gazali?den yaklaşık altı yüzyıl kadar sonra Anadolu?da yaşamış Türk ve İslam düşünürüdür. Onun etkisi her ne kadar Gazali kadar büyük olmadıysa da Anadolu?da ve Türkler arasında çok sevilen bir düşünür olmayı başarmıştır. Gazali ve İbrahim Hakkı farklı yüzyıllarda ve farklı toplumlarda yaşamış olsalar bile ele aldıkları konular itibariyle zaman zaman kesişmişlerdir. Bu kesişmelerin gerekçesi olarak İbrahim Hakkı?nın Gazali?den etkilenmiş olma ihtimali gösterilebilir. Her iki düşünür de İslam?ın temel meselelerini kendi perspektiflerinden ele almış ve halkı bilgilendirme gayretinde olmuşlardır. Bu bakış açısının ana eksenini oluşturan unsurun tasavvuf felsefesi olduğu söylenebilir. Onlar ele aldıkları konuları tasavvufi bir bakış açısıyla ve halkın anlayabileceği bir şekilde işlemişlerdir. Temel gayeleri halkı bilgilendirmek olduğu için İslam?ın toplumsal yaşama ilişkin kurallarını da sıklıkla işlemişlerdir. Toplumsal yaşamın temel kurumlarından biri olarak evlilik ve aile bunlardan biridir. Her iki düşünür de evlilik, aile ve bu konulara ilişkin alt başlıklara ilişkin çeşitli açıklamalar yapmışlardır. Bu çalışmada, evliliğin bir alt başlığı olarak cinsel ilişkinin edepleri, İslami perspektiften cinsel davranış konularına ilişkin olarak her iki düşünürün dile getirdiği görüşler, temel eserleri bağlamında eleştirel olarak ele alınmıştır.Öğe İbn Haldun'un Mukaddime'si Bağlamında Şiilik ve Alevilik(Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 2014) Demircioğlu, AytekinŞiilik ve Alevilik köken itibariyle peygamberin amcasının oğlu ve damadı olan Hz. Ali’ye duyulan sevgi ve bağlılıktan doğmuştur. Kelime anlamı itibariyle yandaş, yoldaş ve dost gibi karşılıkları olan Şia, Hz. Ali’ye ve onun oğullarına bağlı olanları nitelemek için kullanılan bir sözcüktür. Şiiliğin uzun bir zamana yayılan tarihi ve geniş coğrafyalara ulaşan etkileri olmuştur. Bu nedenle zaman ve mekân faktörünün değişmesine bağlı olarak Takrib, İmamiye, Zeydiye, İsmailiye, Alevilik, Nusayrilik gibi farklı adlar ile anılmıştır. İslam dünyasında Şiilik ve Alevilik ile ilgili tartışmalar takribi VII. yüzyılda başlamıştır ve günümüzde hala sıcaklığını korumaktadır. Bir XIV. yüzyıl düşünürü olan İbn Haldun da, kendi döneminde devam eden bu tartışmalara kayıtsız kalmamış ve Mukaddime isimli kitabında Şiilik ile ilgili meselelere değinmiştir. İbn Haldun, Şiilik ile ilgili konuları hafif eleştirel bir tarzda; ama daha çok betimleyici bir üslupla ele almıştır. Bu çalışmanın ana eksenini İbn Haldun’un Mukaddime’de Şiilik ile ilgili dile getirdiği görüşlerinin tanıtılması oluşturmaktadır. Bu bağlamda, çalışmamızda ana kaynak olarak Mukaddime adlı eser kullanılmış olup yeri geldiğince farklı yazarların görüşlerine de atıfta bulunulmuştur.Öğe The Effects of Shortage and Abundance on Human Being in Ibn Khaldun Idealism(Studies on Ethno-Medicine, 2014) Demircioğlu, AytekinThere has been a link between nutrition styles and human health and physical features for centuries. Similarly, there has been a connection between the easiness and difficulty to reach food materials, and shortage and abundance of these material and human behaviors and moral structure. One of the efforts to make a connection between these qualifications comes from Ibn Khaldun. A thinker of Islam, Ibn Khaldun, who lived in the 18th century, stated that moral characteristics and physical features in the communities which are deprived of food materials are higher than those of the communities having a wealthy living. According to him, overeating leads to the accumulation of harmful wastes in the body and thus to the deterioration of both physical and mental health of human being. Therefore, eating abundant food materials might not result in positive results for man. In the current study, it was investigated how the opportunities of reaching abundant food and types of nutrition affected human health in general and moral structure in Ibn Khaldun.Öğe A comparison of the Views of Ibn Khaldun and Montesquieu in terms of the Effect of Climatic Conditions on Human Life(The Anthropologist, 2014) Demircioğlu, AytekinThere is a significant similarity between Ibn Khaldun, having lived in the Northern Africa in the fourteenth century and Montesquieu in terms of their ideas concerning the direct effect of geographical conditions and climate on human life. According to Ibn Khaldun, who divided the world into seven climatic regions from the south to the north, the fourth climatic zone located just in the centre is the most suitable place to live. The moralities and personality features of the people living in these regions are more moderate compared to other regions. Similarly, Montesquieu indicated that climate has an effect on the personalities, behavioural forms of people and the laws they enact. According to him, those living in the cold climatic zones are coldblooded, proud and keen on their security and freedom. As for the ones living temperate zones, it changes. In this study, the ideas of the two thinkers suggesting that natural conditions have an effect on people and communities were compared.Öğe Bronislaw Malinowski'nin Kültür Teorisi(Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2012) Aman, FatihBir toplumu anlamak o toplumun kültürünü anlamaya bağlıdır. Özellikle “her toplumun kendine özgü olduğu” gerçeği kültür ko-nusunda birçok araştırmanın yapılmasını sağlamış ve kültürel araştırmaları daha da ilginç kılmıştır. Bu araştırmalardan birisi de Bronislaw Malinowski’ye aittir. O, kültürün kökeniyle ilgilen-miş, kültürün fonksiyonlarını tanımlamış, kültürel araştırma tek-niklerini ilk defa bilimsel ölçütlerle ortaya koymuş ve eleştirileriy-le toplamda bir kültür teorisi oluşturmuştur. Malinowski’nin bu teorisi sosyolog ve sosyal antropologlar tarafından önemli görül-müş, bazı yönlerden de eleştirilmiştir.Öğe Perception of God and Its Results in Today's Muslim Communities: The Example of Ahmet Hulusi(International Journal of Business and Social Science, 2015) Aman, FatihThe being which we put in the centre of our belief plays a dramatic role in shaping of our life. Accordingly, aperson who wants to solve the codes of a society in the shortest way, tries to comprehend the belief of that society at first. In this study, we address belief of God, perception of God and its results in Muslim communities specific to Ahmet Hulûsi. According to Ahmet Hulûsi, the perception of God in today’s muslim communities is in totemic outlook in which there is “The Other God” or “The Celestial God” belief. Because of this perception, Muslims experienced a weekness of waiting everything from “The Other God” and they could not shape their future since they did not use the power given them by God. In the past periods when sufism was valid, Muslims who led to use those powers became locomotives and trailed world counties after themselves.Öğe The Ontology of Woman According to Mawlana(Rumi)(International Journal of Humanities and Social Science, 2012) Aman, FatihThe ontology of woman is one of the much discussed issues throughout the history. Many different things have been said on the nature of woman and almost every religion and ideology expressed something regarding woman. Historical figures that are coming from certain systems of thought put their views on the nature of woman in the local way, and one of them is Mawlana. His answers to the question “what is woman” mirror his ideas on the ontology of woman.