Yazar "Mert, Rabia" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Byung-Chul Han, The Philosophy of Zen Buddhism(Samsun Üniversitesi, 2024) Mert, RabiaIn this work, Byung-Chul Han tries to explain his own belief to people in the West and aims to show the philosophical power of Zen Buddhism, despite its recognition as an art of living. It is important that Zen Buddhism is based on practice and that it meets a need, considering that awareness experiences are not adequately conveyed linguistically. The author creates a framework around the topics of religion without God, emptiness, no one, living in nothingness, death and friendship, and compares Zen Buddhism with the philosophies of Plato, Leibniz, Hegel, Schopenhauer, Nietzshe and Heidegger. Han explains that in Zen Buddhism, both affirmation and negation of life are combined and that it is not based on any ultimate purpose or reason, and explains this with the doctrine of emptiness. At this point, he also includes some issues that he thinks have been influenced by Zen Buddhism in Western thought, such as emptiness and the phenomenology of ordinary life. In this work, the author describes Zen Buddhism from a philosophical perspective, but at the same time does not mention that it is a religious sect. In a way, this causes Zen Buddhism to be incompletely understood.Öğe ÇATIŞAN KUTSALLARIN ORTASINDAKİ ŞEHİR: KUDÜS(2017) Batuk, Cengiz; Mert, RabiaBu makalede Kudüs'ün modern dönem İsrail'deki konumu ele alınmaktadır. İsrail'in kuruluşundan bugüne uygulamaları bağlamında konu değerlendirildiğinde dini, tarihi ve siyasi etkenlerden söz etmek mümkündür. Kudüs'e Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların egemen olduğu dönemlerde bir arada yaşama konusundaki zorluklar belirtilmiş ve Müslüman idaresinin bu bakımdan diğerlerinden ayrıldığı ifade edilmiştir. Yahudilerin Kudüs'e olan bağlılıklarında Davud krallığının merkezi olması siyasi başkent iddialarına temel oluşturmakta ayrıca Süleyman Mabedi'nin yeri olması itibariyle de Yahudiliğin en kutsal mekânı olarak anlaşılmaktadır. Hıristiyanlıkta Göksel Kudüs vurgusu yanında tarihi mekân olarak da önemini koruması Hıristiyanların buraya yönelik ilgilerinin devam etmesinin sebebidir. Müslümanların Kudüs'ün kutsallığı konusundaki iddiaları ise ilk kıble ve miraç ile belirginleşmekle beraber buraya dair algıları çeşitli anlatılarla birlikte düşünülmektedir. Kudüs'ün Müslümanlar tarafından tarih boyunca başkent edinilmediği ve merkezi ibadet yeri de olmadığına dair tartışmalar Yahudileri Kudüs üzerinde daha fazla hak sahibi göstermek amacının sonucudur. Bütün bunların yanında İsrail'in çeşitli hususları görmezden gelerek sembolik anlamı dolayısıyla sahip olmak istediği Kudüs'ü başkent edinme yönündeki ısrarı tartışmaları tırmandırmaktadır. İki tarafın da Kudüs hakkında dini iddiaları bulunmakta olup taşıdığına inanılan dini önemi sebebiyle vazgeçilemez alanı oluşturmaktadır. Farklı dinlerin bir arada bulunma imkânı kabul edilmedikçe tartışmanın sona ermeyeceği anlaşılmaktadırÖğe City in the Middle of Conflicting Sanctuaries: Jerusalem(Dinbilimleri Akad Arastirma Merkezi, 2017) Batuk, Cengiz; Mert, RabiaIn this article the position of Jerusalem in Israel is discussed in modern times. It is possible to talk about religious, historical and political factors when the issue is assessed in the context of Israel's practices from its establishment until today. During the times when Jews, Christians and Muslims were dominant, the difficulties of living together in Jerusalem were indicated and it was expressed that the Muslim administration is separated from the other in this respect. The fact that commitment of Jewish people Jerusalem is the kingdom of David which is the basis for political capital claims besides it is also understood to be the most sacred place of Judaism because it is the place of the Temple of Solomon. In addition to emphasizing the celestial Jerusalem in Christianity, it is also the reason why Christians continue to keep their importance as a historical place. The claims of Muslims about the sanctity of Jerusalem are evidenced by the first qibla and miracle, and their perceptions are considered together with various accounts. The debates over Jerusalem was not capitalized by Muslims throughout history and that there is no central place of worship is the result of the purpose of the Jews to indicate more rights over Jerusalem. In addition to all these, Israel escalates the arguments about the acquisition of Jerusalem as the capital, which it wants to own because of its symbolic meaning by ignoring various aspects. Every two sides has religious claims about Jerusalem and constitute an indispensable area so it is believed possess religious importance. It is understood that the debate will not end unless different religions are allowed to be together.Öğe ISLAM GELENEGI AÇISINDAN KUDÜS(Sinop Üniversitesi, 2017) Mert, RabiaIslam geleneginde Kudüs’ün ifade ettigi anlam ve önem bu makaleninkonusunu olusturmaktadir. Makalede Kudüs’ün Müslümanlar için tarihi ve dini olarakneden önemli oldugunun belirtilmesi amaçlanmistir. Busebeple çalismada Müslüman gelenegindeki Kudüs ile ilgili anlatilar sehrinMüslüman egemenliginde bulundugu tarihi dönemlerle birlikte ele alinmistir. Çalismadadeskriptif ve fenomenolojik metot kullanilmistir. Tarihi ve dini kaynaklardasehirle ilgili yer alan bilgiler toplanarak konu açiklanmistir. Kudüs’ün Müslüman tarihindeki yeri Hz. Peygamber’inilk kible olarak oraya yönelmesiyle baslar, Hz. Ömer dönemindeki fetihle deyeni bir ivme kazanir. Bundan sonra da arada geçen bir asirlik Haçli dönemihariç tutulursa sehir, Birinci Dünya Savasi sonrasina kadar yaklasik 14 asirMüslümanlarin idaresinde kalmistir. Kudüs, Müslümanlar için Mekke ve Medine’densonra üçüncü önemli kutsal mekândir. Bu anlami kible, miraç hadiselerindekirolü yaninda hadislerde geçen ifadeler ve sehirle ilgili anlatilardabulunmaktadir. Bahsedilen hususlar sehrin Müslümanlar için önemli olmasininsebeplerini olusturmaktadir.Öğe İslam Öncesi Türkler ve Türklerin İslamlaşma Süreci(2021) Mert, RabiaBu makalede İslam’dan önceki hallerinden başlamak üzere İslam’ın Türkler tarafından kabul ediliş süreci ele alınmaktadır. Nitekim Türklerin İslam’a geçişleri, dini ve toplumsal hayatlarındaki değişimler yanında bu sürecin dünya tarihine yansıyan etkilerine kadar pek çok boyutu bulunan bir alan olması itibariyle önemlidir. Türkler tarih boyunca hareketli bir toplum yapısı arz etmekte olup çevrelerindeki medeniyetlerle irtibat halinde olmuşlar ve mevcut dinler ile karşılıklı etkileşim içinde bulunmuşlardır. Türklerin İslam’a geçmesinde etkili olan sebepler arasında ise sahip oldukları Göktanrı inancı ile İslam’ın tek ilah anlayışının benzerliği ve İslam’ı tabiatlarına uygun bulmalarından söz edilmiştir. Bununla birlikte çeşitli dinleri tanımış olan Türkler’in İslam’ı kabul etmelerindeki sebeplerin söylenmesi yanında bunun bir süreç içinde gerçekleştiği de ifade edilmelidir. Bu amaçla makalede Türklerin İslam’ı neden kabul ettiklerine de değinilmekle birlikte asıl ilgimiz bunun nasıl gerçekleştiği noktasında olmuştur. Tarihi açıdan Türklerin İslam’ı tanımaya başlamalarında 751 tarihinde gerçekleşen Talas savaşı bir anlamda milat kabul edilir. Bu makalede bunun öncesinde ve sonrasındaki bazı hadiselerin de rolünün bulunduğu gösterilmek istenmiştir. Böylece Türklerin İslam’a geçişleri birtakım tarihsel bilgilere dayanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Türklerin İslam’dan haberdar olmalarında ilk olarak Arap fetih hareketlerinin etkili olduğu, İslam dinini araştırıp onun hakkında bilgi sahibi olduktan sonra da Müslüman oldukları, böylece İslam’ın Türkler arasında yayıldığı kabul edilmektedir. Burada Türklerin İslam’ı kendi yapılarına uygun bulmalarının etkisi de belirtilmelidir. Bununla birlikte Türklerin İslamlaşma sürecinde etkili olan çeşitli etkenlerden söz edilebilir. Bu amaçla öncelikle Türklerin yaşadığı coğrafyaya bakıldığında bu bölgenin Çin, İran, Rusya ve Hindistan’ın arasında olduğu görülür. İslam’ın yayılmaya başladığı dönemde bu bölgede bir taraftan siyasi ve kültürel olarak Çin etkisi mevcutken diğer taraftan Hıristiyanlık ve Maniheizm’in misyoner faaliyetleri bulunuyordu. Bunun yanında Arap İslam orduları Türklerle karşılaştığında Göktürkler, Uygurlar ve Türkeş devletleri vardı. Yani Türkler fetih hareketleri gerçekleşirken siyasi varlıklarını kaybetmiş değillerdi. Türklerin İslam’la karşılaşması siyasi ve dini olarak böyle bir coğrafyada gerçekleşmiştir. Bu noktada Türklerin İslam’ı bireysel olarak tanımaları ve benimsemelerinde etkili olan sebepler arasında sahabe ve tabiinden kimselerin ve bölgeye gelip yerleşen Müslümanların tebliğ faaliyetlerinden söz etmek gerekmektedir. Bir diğer etken olarak Türklerin Arap İslam ordusunda asker olarak görev yapmaları sayılabilir. Nitekim Türklerin asker olarak görev yaptıkları sürede tanıdıkları İslam’ı kabul ettikleri ve diğer insanlara bunu ulaştırdıkları belirtilmektedir. Lakin Türklerin Emeviler döneminde asker olarak görev yaptıkları bunun Abbasiler döneminde daha da arttığı belirtilmekle birlikte bunların tam olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir. Türklerin kitleler halinde İslam’a geçmesinde ilk dikkat çeken hadise Talas savaşı kabul edilir. Zira bu savaştan sonra bölgede Çin etkisinin zayıfladığı ve Müslümanların daha fazla etkili olduğu iddia edilmektedir. Bu olay dışında Karahanlıların kurucusu Satuk Buğra Han’ın halkı ile birlikte Müslüman olması da kitleler halinde İslam’a geçişlerde etkili olmuştur. Ayrıca Karahanlılar, Müslüman Türk âlimlerin yetiştiği bir dönem olması itibariyle de önemlidir. Bununla beraber Türklerin sahip olduğu özelliklerinin İslam’la uygunluk göstermesi ayrıca Türklerin Hz. Nuh’un oğlu Yafes’in soyundan geldiğini kabul etmeleri ile kendilerini İslam tarihinin içinde konumlandırmaları onu benimsemelerinde etkili olmuştur. Hz. Peygamber’in bazı hadislerinde Türklerden bahsetmesinin de bunda rolü bulunmaktadır. Dolayısıyla Türklerin İslam’ı kendi tercihleriyle kabul edip benimsedikleri söylenebilir. Buraya kadar anlatılanlarda görüldüğü üzere Türklerin bireysel ve kitleler halinde İslamlaşmasında öne çıkan tarihsel bazı olaylar yanında Türkler’in sahip olduğu özellikler, tebliğ faaliyetleri ve bazı hadislerin de rolünden söz edilebilir. Böylece Türklerin İslamlaşmasının bir süreç içinde gerçekleştiği ve bunda çeşitli sebeplerin etkili olduğu anlaşılmaktadır.Öğe Pre-Islamic Turks and the Islamization Process of the Turks(Tokat Gaziosmanpasa University, 2021) Mert, RabiaIn this article, the process of acceptance of Islam by Turks, starting from its pre-Islamic state, is discussed. As a matter of fact, the conversion of Turks to Islam is important as it is an area that has many dimensions, including the changes in their religious and social lives, as well as the effects of this process on world history. Turks have been in a dynamic social structure throughout history, have been in contact with the civilizations around them and interacted with existing religions. Among the reasons that were effective in the conversion of the Turks to Islam, it was mentioned that the similarity of the belief in the god they had with the understanding of the only god in Islam and they are finding Islam suitable for their nature. In addition to explaining reasons why Turks, who knew various religions, accepted Islam, it should also be stated that this happened in a process. For this purpose, although it is mentioned in the article why Turks accepted Islam, our main interest has been in how this happened. In a sense, the Talas war, which took place in 751, is considered a milestone when Turks began to recognize Islam in terms of history. This article, it is aimed to show that some events before and after this also play a role. Thus, the conversion of Turks to Islam has been tried to be explained based on some historical information. It is accepted that Turks first became aware of Islam, after researching and learning about the religion of Islam, in which Arab conquest movements were influential, and then they became Muslims, and thus Islam spread among Turks. Here, the effect of the Turks' finding Islam suitable for their own structure should also be mentioned. However, it can be mentioned about various factors that were effective in the Islamization process of the Turks. For this purpose, when we look at the geography where Turks live, it is seen that it is between China, Iran, Russia and India. In the period when Islam began to spread, on the one hand, there was Chinese influence in this region politically and culturally, on the other hand, there were missionary activities of Christianity and Manichaeism. In addition, when Arab Islamic armies encountered Turks, there were the Gokturks, Uyghurs and Turkestan states. In other words, Turks did not lose their political presence while the conquest movements were taking place. The encounter of the Turks with Islam took place in such geography, both politically and religiously. At this point, it is necessary to mention the preaching activities of the Companions and followers, and the Muslims who came and settled in the region, among the reasons that were effective in the individual recognition and adoption of Islam by the Turks. Another factor can be counted as the fact that Turks served as soldiers in Arab-Islamic army. As a matter of fact, it is stated that Turks accepted Islam they knew during their service as soldiers and conveyed it to other people. However, it is stated that Turks served as soldiers during the Umayyad period, and this increased even more during the Abbasid period, but it is not known exactly when these started. The first remarkable event in the conversion of the Turks to Islam en masse is considered to be the battle of Talas. Because after that, it is claimed that the Chinese influence in the region weakened and more Muslims became influential. Apart from this event, the fact that Satuk Bugra Khan, the founder of the Karakhanids, became a Muslim together with his people, was also effective in the conversion to Islam in masses. In addition, Karakhanids are important as they are a period when Muslim Turkish scholars were raised. However, the fact that the characteristics of the Turks were compatible with Islam, and that Turks accepted that they were descendants of Noah's son Yafes, and that they positioned themselves in the history of Islam were effective in their adoption. The Prophet Muhammad's mention of Turks in some hadiths also plays a role. Therefore, it can be said that Turks accepted and adopted Islam with their own preferences. As seen in the narratives so far, besides some prominent historical events in the Islamization of Turks individually and in groups, the characteristics of Turks, their preaching activities and the role of some hadiths can be mentioned. Thus, it is understood that the Islamization of the Turks took place in a process and various reasons were effective in this.Öğe SEKÜLERLİK VE DİNDARLIK ARASINDA SIKIŞMIŞ MODERN BİR DEVLET OLARAK İSRAİL(2017) Batuk, Cengiz; Mert, RabiaBu makalede, köklerinin binlerce yıl öncesine uzandığı iddia edilen ama yaklaşık yetmiş yıl önce bir devlet olarak ortaya çıkan İsrail'in günümüzdeki durumu ele alınmaktadır. İsrail, 1948 yılında BM kararları sonucunda ancak 19. yüzyılın sonlarında başlayan antisemitik hareketler karşısında Yahudilere bir yurt bulmak amacı ile ortaya çıkan Siyonizmin faaliyetleri neticesinde kurulmuştur. İsrail'de din ve etnisiteye dayalı ikilemler; eğitimden hukuka her alanda etkili olmaktadır. Bunların içinde bir tarafta Aşkenaz ve Sefarad gibi Yahudilerin kendi aralarındaki ayrılıklar diğer tarafta ise Araplar ile yaşanan çatışmalar bulunmaktadır. İsrail, bütün ikilemleriyle birlikte demokrasi, eşitlik ve din özgürlüğü gibi değerleri kabul etmekte, bunların uygulanmasında ise güçlükler yaşamaktadır. İsrail'in modern dönemdeki durumunu anlamak için din ve sekülerlik karşısındaki tutumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan sorunlar bilinmelidir. İsrail, her ne kadar seküler bir anlayışla kurulmuş olsa da Yahudi kimliğini oluşturan bir unsur olması sebebiyle din ile bağlarından da tamamen uzaklaşamamaktadırÖğe Sekülerlik ve Dindarlik Arasinda Sikismis Modern Bir Devlet Olarak Israil(Ondokuz Mayis Üniversitesi, 2017) Batuk, Cengiz; Mert, RabiaBu makalede, köklerinin binlerce yil öncesineuzandigi iddia edilen ama yaklasik yetmis yil önce bir devlet olarak ortayaçikan Israil’in günümüzdeki durumu ele alinmaktadir. Israil, 1948 yilinda BMkararlari sonucunda ancak 19. yüzyilin sonlarinda baslayan antisemitikhareketler karsisinda Yahudilere bir yurt bulmak amaci ile ortaya çikanSiyonizmin faaliyetleri neticesinde kurulmustur. Israil’de din ve etnisiteyedayali ikilemler; egitimden hukuka her alanda etkili olmaktadir. Bunlariniçinde bir tarafta Askenaz ve Sefarad gibi Yahudilerin kendi aralarindakiayriliklar diger tarafta ise Araplar ile yasanan çatismalar bulunmaktadir.Israil, bütün ikilemleriyle birlikte demokrasi, esitlik ve din özgürlügü gibidegerleri kabul etmekte, bunlarin uygulanmasinda ise güçlükler yasamaktadir.Israil’in modern dönemdeki durumunu anlamak için din ve sekülerlik karsisindakitutumu ve bunun sonucu olarak ortaya çikan sorunlar bilinmelidir. Israil, herne kadar seküler bir anlayisla kurulmus olsa da Yahudi kimligini olusturan birunsur olmasi sebebiyle din ile baglarindan da tamamen uzaklasamamaktadir.Öğe THE PLACE OF JERUSALEM IN THE MIGRATION EXPERIENCE OF THE JEWS(Kilis 7 Aralik Üniversitesi, 2021) Mert, RabiaThis article discusses the connection between Jerusalem and the immigration of Jews. Fort this very reason, the importance of migration to Jerusalem in Jewish tradition and the historical facts were evaluated together. The journeys of the Israelites, which is started with the order of God by Abraham, whose accepted as ancestor, continued under the leadership of Prophet Moses. The city, which remained hidden until King David conquered Jerusalem. It was completed with the construction of Solomon's temple and the holy lands and the Israelites came together. Thus, the formation process of a tribe became visible with the migrations to Jerusalem. However, this period did not last long and the Jews were exiled from the region. After that, the Jews lived with the hope that one day their broken relationship with God would be restored and that they would return there again. However, after the exile of the Jews from, the holy land, Jerusalem, there have been various minor migration movements to there. Even though these have some political meanings such as the re-establishment of the Jewish kingdom, each period has been understood in a religious dimension, that is, with the Messianic era, and there was no mass migration. It was stated that the migrations experienced in the 19th century were different from the others and the influence of aliyah was mentioned in the establishment of Israel.