Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Memis, Ekrem" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    Eski Anadolu’da Türkler ve Türkler’in Anayurdu Sorunu
    (Hakan YILMAZ, 2022) Memis, Ekrem
    Anadolu, Eski Yakin Dogu’nun önemli medeniyet merkezlerinden biridir. Üç tarafi denizlerle çevrili bir yarimada olan Anadolu, ayni zamanda dünyanin en önemli bogazlarina sahiptir. Yeralti ve yerüstü servetleri bakimindan son derece zengin olan ve degisik iklim türlerinin bir arada yasandigi Anadolu yarimadasi, Asya ve Avrupa kitalarini da birbirine baglar. Dogu ve Bati kültürlerinin içiçe karisip kaynastigi Anadolu, tarih boyunca pek çok medeniyete besiklik etmenin yani sira, birçok kavmin de vatani olmustur. Bu kavimlerden biri de Türkler’dir. Çivi yazili kaynaklardan ögrenildigine göre, Türkler’in Anadolu’daki mevcudiyeti günümüzden bes bin yil öncesine gider. Fakat eger arkeolojik delilleri de dikkate alacak olursak, Türkler’in Anadolu’daki geçmisi sekiz bin yil geriye gider. Bu da göstermektedir ki, Anadolu, Türkler’in en eski yurtlarindan biridir. Hatta bize göre, Türkler’in gerçek anayurdu Anadolu’dur.
  • [ X ]
    Öğe
    ESKI YAKIN DOGU’DA ADALET ANLAYISI VE KANUN KOYUCULAR
    (Okay PEKSEN, 2021) Memis, Ekrem
    Tarihin erken dönemlerinden itibaren, insan topluluklarinin en çok ihtiyaç hissettikleri kurumlarin basinda adalet kurumu gelmektedir. Henüz devlet asamasina ulasamamis olan toplumlarda adalet dagitimi, o toplumun önder kisilerinden olusan kurullar araciligi ile yerine getirilmistir. Anlasildigi kadariyla, henüz yazinin icat edilmedigi erken dönemlerde adalet dagitimi genellikle yazili olmayan gelenek hukuku kurallarina dayali olarak gerçeklestirilirken, yazinin kesfinden yaklasik 8 asir sonra, yazili olmayan gelenek hukuku yazili hale getirilmistir. Bu kanunlar, kil tabletler ya da steller üzerine yazdirilmistir. Eski Yakin Dogu’da kanun koyucularin önemli bir kisminin krallar oldugu görülmektedir. Krallar, yazdirmis olduklari vesikalarda, yönetme yetkisini de kanun çikarma ve uygulama yetkisini de tanrilardan aldiklarini, sik sik dile getirmislerdir. Örnegin Eski Yakin Dogu’nun önemli medeniyet merkezlerinden biri olan Mezopotamya’daki kanun koyucularin ya da hukuk belgelerini kaleme aldiranlarin büyük çogunlugu, yönetme yetkisini de ellerinde bulunduran krallardir. Lagas krali Urukagina, III. Ur Sülalesi’nin kurucusu Ur-Nammu, Isin krali Lipit-Istar, Eski Babil Devleti’nin ünlü krali Hammurabi, bu krallar arasinda ilk aklimiza gelenlerdir.Mezopotamya toplumlari arasinda baslayan hak ve adalet arama istegi, ilerleyen zaman dilimi içerisinde Eski Yakin Dogu’nun diger merkezlerinde de kendisini göstermeye baslamistir. Eski Ahit’te Yahudi toplumunun adalet anlayisi bütün ayrintilari ile gözler önüne serilirken, MÖ 2. Binyil Anadolu’sunun basat gücü olarak kabul edilen Hititler’de de ileri bir adalet anlayisinin mevcut oldugu, kanun maddelerinden anlasilmaktadir.Biz bu çalismamizda, Eski Yakin Dogu’da hak ve adalet anlayisinin nasil ortaya çiktigini, yazili olmayan kurallarin niçin yazili hale getirildigini ve bunlarin ne dereceye kadar uygulandigini, yazili kaynaklara dayanarak, gözler önüne sermeye çalisacagiz.
  • [ X ]
    Öğe
    Eskiçagda Dogu-Bati Mücadelesine Kisa Bir Bakis
    (Hakan YILMAZ, 2021) Memis, Ekrem
    Dogu ve Bati dünyalari ilk kez Troya Savaslari’nda karsi karsiya gelmislerdir. Homeros’un Ilyada adli destanindan ögrenildigine göre on yil süren bu savas, Bati dünyasini temsil eden Akalar’in galibiyeti ile neticelenmistir. Arkeolojik bulgulardan anlasildigi kadariyla bu ilk büyük mücadele, MÖ.1240-1230 yillari arasina tarihlenmektedir. Son arastirmalar göstermistir ki, savaslara sahne olan Troya kenti, Troya’nin VII-a tabakasidir. Çünkü bu tabakada, sehrin Akalar tarafindan yakildigina isaret eden kalin bir kül katmanina rastlanmistir.Dogu-Bati çatismasinin ikinci raundu, Pers-Yunan Savaslari’dir. Bu mücadelede Bati dünyasini Yunan sehir devletleri, Dogu dünyasini ise Persler temsil etmekteydi. MÖ. 490-479 yillari arasinda cereyan eden bu savas hakkindaki en ayrintili bilgileri, büyük tarihçi Herodotos vermektedir. Bu mücadelenin galibi de Bati dünyasi olmustur. Eskiçag tarihinde Dogu ile Bati arasindaki üçüncü büyük mücadele, Makedonyali Büyük Iskender ile Pers Imparatorlugu arasinda yasanmistir. Büyük Iskender, 13 yil süren kisa saltanatina ragmen, Ege kiyilarindan Hindistan’daki Indus vadisine kadar uzanan bütün Pers topraklarini ele geçirmis ve Pers Imparatorlugu’nu ortadan kaldirmistir. Daha sonraki süreçte, Dogu ve Bati dünyalari arasindaki mücadele, dinler savasi biçiminde devam etmistir. Bunun en çarpici örnegini Haçli Seferleri teskil eder.
  • [ X ]
    Öğe
    Some Thoughts on the Hurri-Urartu Connection
    (Hakan YILMAZ, 2024) Memis, Ekrem
    As is known, the oldest civilisations of the world were established in the geography historians call the "Ancient Near East". The first states and empires that emerged in Mesopotamia, Egypt, Anatolia, Iran and Syria shaped the world of that day. In this respect, political and commercial ties were established between Anatolia and Mesopotamia from the 3rd millennium BC. The Hurris, who are understood to be one of the leading tribes of the 3rd Millennium BC Anatolia, also played important roles in the 2nd Millennium BC Anatolia. Forming the substructure of the Hurri-Mitanni Kingdom established in the mid-16th century BC, the Hurrians were organised under the roof of the Nairi and Uruatri confederations in Eastern Anatolia after the Aegean Migrations and took their place on the stage of history under the name of the Urartu Kingdom in the mid-9th century BC. The Urartians, who fought hard against the Assyrian Empire, which was the superpower of the Near Eastern world in the 1st Millennium BC, are actually the descendants of the Hurris. The language of the Hurrians and the Urartians, like Turkish, are Asiatic languages and belong to the Ural-Altaic language group. This means that the Hurris are among the oldest Proto Turkic tribes living in Anatolia. Anatolia is also one of the oldest Turkish homelands.

| Sinop Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Sinop, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim