Mu‘tezile’de Ma‘dûm Anlayışı: Ebû Reşîd En-Nîsâbûrî Örneğinde Bir İnceleme

dc.contributor.authorBarlak, Muzaffer
dc.date.accessioned2025-03-23T19:09:03Z
dc.date.available2025-03-23T19:09:03Z
dc.date.issued2020
dc.departmentSinop Üniversitesi
dc.description.abstractMa‘dûm, yokluk anlamında kullanılan bir kavramdır. Kelam ekolleri, ma‘dûm kavramı etrafında yokluğun mahiyetini inceleme konusu yapmışlardır. Bu kapsamda var olan şeylerin, varolmalarından önce ne oldukları tartışılmıştır. İslâm Kelâmında bu tartışmayı ilk olarak ortayaçıkaran akım, Mu‘tezile’dir. Mu‘tezile’ye göre ma‘dûm, mutlak yokluk değildir; bunun aksineo, bir “şey”dir. Mu‘tezile’nin bu görüşü, Eş‘ariyye ve Mâtürîdiyye tarafından reddedilmiştir.Eş‘ariyye ve Mâtürîdiyye düşünürleri, Mu‘tezile’nin bu konudaki görüşünü reddetmekle kalmamış, konu ile ilgili kendi görüşlerini de oluşturmuşlardır. Bu görüşe göre ma‘dûm, bir “şey”değil, aksine mutlak yokluk, yani hiçbir şeydir. Ehl-i Sünnet’in neredeyse tamamı bu görüşükabul etmiştir. Ma‘dûm konusundaki bu iki farklı yaklaşım, gerek Mu‘tezile’nin, gerekse Ehl-iSünnet’in ayırt edici vasıflarından olmuştur.Birbirine zıt olarak ortaya konulan her iki görüşün de, belli kaygılar eşliğinde geliştirildiğinisöyleyebiliriz. “Ma‘dûm, mutlak yokluktur” görüşünü savunan Ehl-i Sünnet’in temel kaygısı,Allah’ın tek ezelî varlık olduğu düşüncesine zarar vermemektir. Nitekim şayet ma‘dûm, mutlak yokluk değil de bir “şey” olarak kabul edilirse, Allah ile birlikte ezelden beri var olan başkabir varlığın daha bulunduğu söylenmiş olacaktır. Bu ise Allah’ın tek ezelî varlık olması düşüncesine zarar verecektir. “Ma‘dûm, bir “şey”dir” görüşünü savunan Mu‘tezile’nin temel kaygısıise, Allah’ın bilgisini her türlü kusurdan ve eksiklikten arındırmaktır. Nitekim şayet ma‘dûm,bir “şey” değil de, mutlak yokluk olarak kabul edilirse, Allah, yaratacağı şeyleri, ancak onlarıyarattıktan sonra bilebilecektir. Bu ise Allah’ın ezelden beri her şeyi kusursuz olarak bildiğidüşüncesine zarar verecek ve Allah’ın ilim sıfatını noksan hale getirecektir.Ma‘dûmun mutlak yokluk mu yoksa bir “şey” mi olduğu konusundaki bu iki yaklaşımdan Ehl-iSünnet’e ait olanı, birçok Sünnî düşünür tarafından ayrıntılı olarak ele alınmıştır. AncakMu‘tezile’ye ait olan kanaatin yeterince açıklık kazanmadığı görülmektedir. Nitekim kendi düşünürlerine ait eserler dikkate alındığında, Mu‘tezile’nin “şey” olarak nitelediği ma‘dûmun, ontolojik bir mahiyet değil, epistemolojik bir mahiyet taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu epistemolojik hakikatin makamı ise, Allah’ın ezelî bilgisi olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda hem Allah’ın ezelîilmi ile her şeyi bildiği, hem de Allah’ın tek ezelî varlık olduğu düşüncelerinin ikisine de zarar verilmemiş olmaktadır.Mu‘tezile’nin ma‘dûm anlayışının kendi kaynakları çerçevesinde ele alınması noktasında eserlerine başvurulabilecek düşünürlerden biri, Ebû Reşîd en-Nîsâbûrî’dir. Ebû Reşîd en-Nîsâbûrî,el-Mesâ’il fi’l-ḫilâf beyne’l-Baṣriyyîn ve’l-Baġdâdiyyîn adlı kitabında ma‘dûm ile ilgili Mu‘tezile’yeait farklı yaklaşımları aktarmış ve ardından kendisinin bu konu ile ilgili düşüncesini ayrıntılıolarak açıklamıştır. Ebû Reşîd en-Nîsâbûrî’nin ma‘dûm görüşünde öne çıkan iki önemli noktabulunmaktadır. Bunların ilki, ma‘dûmun, mutlak bir yokluk olarak değil, bir “şey” olarak kabul edilmesi; ikincisi ise ma‘dûmun, bedenî bir varlığının bulunmadığının ama zihinde bir varlığının bulunduğunun ileri sürülmesidir. Bu iki vurgu üzerinden ma‘dûm konusu ile ilgili ikisorunun çözülmeye çalışıldığı ifade edilebilir. Buna göre ma‘dûmun, mutlak yokluk olmadığının söylenmesi sayesinde Allah’ın ezelde bilmediği bir şeyin bulunmadığı ifade edilmiş olmaktadır. Bu kabul ile Allah’ın ilmi, her türlü kusurdan arındırılmaktadır. Ma‘dûmun, bedenî değil,zihnî bir varlığının bulunduğunun kabul edilmesi sayesinde ise, Allah’ın şerikinin/ortağınınbulunmadığı düşüncesine zarar verilmemiş olmaktadır. Nitekim bilgi mahiyetindeki bir varlık, Allah’tan başka bir varlık değil, aksine Allah’ın zâtının gereği olan bir varlıktır. Çünkü Allah, ezelî olarak âlim/bilendir.Nîsâbûrî, ma‘dûmun “şey” oluşunu, onun cevher/öz olması, malum/bilinen olması ve ezelî olmasıaçısından değerlendirmiştir. Ona göre cevherin, yokluğu halinde de cevher olması gerekir. Mademki cevher, yokluğu halinde de cevherdir; o halde ma‘dûm, cevherdir. Allah’ın bilgisinin dışında birşey olmadığına göre ma‘dûm, malum/bilinenden ibarettir. Biliniyor olmak, belirgin bir sıfat ile diğer şeylerden ayrışmış olmayı gerektirir. O halde ma‘dûm belirgin sıfatı bulunan bir “şey”dir. Mademki ma‘dûmbir şeydir ve mademki ezelden beri Allah’ın bilgisindedir, o halde o da ezelîdir.
dc.identifier.doi10.37697/eskiyeni.763019
dc.identifier.endpage678
dc.identifier.issn1306-6218
dc.identifier.issn2636-8536
dc.identifier.issue41
dc.identifier.startpage653
dc.identifier.trdizinid391238
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.37697/eskiyeni.763019
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/391238
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11486/3259
dc.identifier.volume0
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.institutionauthorBarlak, Muzaffer
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofEskiyeni
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_TR_20250323
dc.subjectBilim Felsefesi ve Tarihi
dc.subjectFelsefe
dc.titleMu‘tezile’de Ma‘dûm Anlayışı: Ebû Reşîd En-Nîsâbûrî Örneğinde Bir İnceleme
dc.typeArticle

Dosyalar