SULTAN II. ABDÜLHAMİD’İN HAREMEYN HASSASİYETİ

[ X ]

Tarih

2019

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

19. yüzyılda ortaya çıkan uluslararası hadiseler, hemen bütün dünyada Müslümanlar aleyhine seyretmiş ve Osmanlı Devleti için de oldukça yıpratıcı olmuştur. Bu süreçte özellikle ülkeleri işgal edilen Müslüman halklar Osmanlı Devleti‟ne daha çok yakınlaşmıştır. 1877-1878 yıllarında yaşanan Osmanlı-Rus Harbi‟nden (93 Harbi) sonra Osmanlı tebaasının büyük çoğunluğunu Müslümanların oluşturması da, Sultan II. Abdülhamid‟i daha İslam merkezli bir siyaset gütmeye sevk etmiştir. Bu doğrultuda padişah, hac ibadetinin yerine getirildiği Mekke ve Hz. Muhammed‟in kabrinin bulunduğu Medine şehirlerine, yani İslam‟ın doğduğu merkezler olarak Haremeyn‟e belirgin bir ilgi göstermiştir. Hadimu’l-Haremeyn unvanını taşıyan Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı Devleti‟nin Orta Doğu Arap vilayetlerinden biri olan Hicaz‟a özel bir ehemmiyet vermiş ve Haremeyn hususunda unvanına yarışır bir tutum sergilemeye çalışmıştır. II. Abdülhamid, Hicaz‟a yönelik yaklaşımları ile halifelik sıfatını bir derece daha meşrulaştırmak ve bütün İslam dünyasını arkasına almak istemiştir. Onun Hicaz vilayetine verdiği önem devlet salnamelerinden, Hicaz‟da gerçekleştirilen hayır harcamalarına kadar, pek çok uygulamada görülür. II. Abdülhamid, Hicaz valilerine verdiği talimatlarla bölgenin her türlü sorundan uzak ve huzurlu bir Osmanlı vilayeti olmasını temin etmeye çalışmıştır. 20. yüzyıla doğru ilerleyen bu dönemde, Mekke kalelerine Osmanlı sancağı çekilmesi gibi, Hicaz‟ın bir derece daha Osmanlılaştırılması için büyük bir gayret sarf edilmiştir. Osmanlı resmi yazışmalarında yüce hilafet tacının mücevheri şeklinde dahi nitelenen Haremeyn, halifelik emareleri ile bezenmiş ve her türlü harici etki ve girişimden sakınılmıştır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Tarih

Kaynak

Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

7

Sayı

17

Künye