Rivayet Asrından Sonra Kitapların Müelliflerine Nispet Edilmesinde Senetlerin Değeri: Kazvînî'nin "Muḫtaṣaru Şuʿabü’l-îmân " Kitabı Örneği
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Rivayet asrından, özellikle hicri 5. yüzyıldan sonra isnad temelli rivayetin değeri hakkında şüpheler dile getirilmiş ve isnadların korunmasının yalnızca tabarrük amacı taşıdığı, işlevsel bir faydasının olmadığı görüşü yaygınlaşmıştır. Ancak bu bakış açısı, kitapların müelliflerine nispetini doğrulamak gibi önemli bir işlevi göz ardı etmektedir. Zira müelliflerin isnadları ve hocalarından aldıkları icazetler, genellikle yazmaların ilk sayfalarında yer almakta ve bu veriler sayesinde müellifin kimliği tespit edilebilmektedir. Bu çalışma, rivayet sonrası dönemde isnadların müelliflerin kimliğini belirleme ve kitap nispetlerini doğrulamadaki rolünü vurgulamayı amaçlamakta olup bunu hicri 8. yüzyıldan kalma bir yazma eser olan Muḫtaṣaru Şuʿabü’l-îmân üzerinden ele almaktadır. Bu eser, İmam Beyhakî’nin hacimli Şuʿabü’l-îmân kitabının bir ihtisarıdır. Çalışmada bu örneğin seçilme sebebi, rivayet asrından uzak olması ve ayrıca müellif nispetinde yaygınlaşmış bir hatanın düzeltilmesine katkı sağlamaktır. Söz konusu eser, bugüne kadar Kadı’l-Kudât Ömer b. Abdurrahman Kazvînî ed-Dımaşkî’ye (ö. 699/1299) nispet edilerek basılmış ve yaygınlaşmıştır. Oysa gerçekte bu eserin müellifi, ondan yarım asır sonra vefat eden başka bir Kazvînî âlimi olan, meşhur Meşyeha (veya Fihrist) kitabının müellifi Hafız Siraceddin Ömer b. Ali b. Ömer Kazvînî’dir (ö. 750/1349). Bu araştırma iki temel soruya odaklanmaktadır: Birincisi, isnadın önemi bağlamında, rivayet asrından sonra isnadla rivayet sadece teberrük ve isnad zincirini korumak için mi devam etmiştir, yoksa işlevsel başka bir faydası da var mıdır? İkincisi, çalışma örneği ile ilgili olarak: Muḫtaṣaru Şuʿabü’l-îmân gerçekten yanlış bir şekilde mi nispet edilmiştir ve isnadlar bu hatayı ortaya koymada nasıl bir rol oynamaktadır? Çalışmada genel çerçevede betimleyici-analitik yöntem kullanılmış, seçilen örnek bağlamında ise tümevarım (istikrāʾ) ve karşılaştırma yöntemleri uygulanmıştır. Eserin yazma ve matbu nüshaları toplanmış, kapaklardaki müellif nispetleri ile içerideki isnadlar karşılaştırılmış ve bilimsel tahkik (tahkîk) yöntemlerine göre sonuçlar çıkarılmıştır. Araştırma, temel sorulara doğrudan cevap veren sonuçlara ulaşmıştır: Rivayet asrından sonra isnadla rivayet yalnızca tabarruk ve isnad geleneğini koruma amacı taşımamakta, aynı zamanda nakledilen kitapların isimlerini ve müelliflerini doğrulama açısından kritik bir işlev üstlenmektedir. Nitekim Muḫtaṣaru Şuʿabü’l-îmân’ın müellif nispetindeki yaygın hata da isnadlar aracılığıyla açıkça ortaya konmuştur; bu eserin müellifi Ömer b. Abdurrahman Kazvînî, Dımaşk kadısı değil, Bağdatlı muhaddis Ömer b. Ali Kazvînî’dir. Bu hatanın düzeltilmesi gerekmektedir, zira ünlü âlimlerin tahkikine dayalı basımlarla tekrar edilmesi ve örneğin Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi gibi güvenilir ansiklopedilere girmesi nedeniyle hatanın kalıcı hale gelme riski bulunmaktadır.












