Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Tunç, Zekiye" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    DEDE KORKUT KİTABI’NDA ŞAMANİK UNSURLAR
    (2020) Tunç, Zekiye
    Türkler yaşam tarzları gereği günlük hayatlarında bazı kişilerle iletişime geçerek onlara danışmış ve destek almışlardır. Topluma dinginlik veren bu kişiler zaman zaman yöneticilere de rehber olmuşlardır. Türklerin destanlarından kitabelerine kadar birçok eserlerinde bilge de diyeceğimiz bu kişilerin varlığını tespit ediyoruz. Türk halklarının Şamanist olanları kama itibar etmektedirler. Onlar kötü ruhların tesirinden korunmak için kama başvurarak hayatlarını sükûnet içerisinde geçirmeye çabalarlardı. Aynı şekilde Dede Korkut Destanlarında, Oğuz beyleri sevinçlerini ve hüzünlerini Dede Korkut ile paylaşırlardı. Dede Korkut Oğuzlara tavsiyelerde bulunur ve Oğuzlar Dede Korkut sözüne itibar ederlerdi. Kam ile Dede Korkut Türk dünyasının ortak değeri olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Kam atasından kalan mirasın temsilcisi olarak bu vazifeyi devam ettirip günümüz bir kısım Türkler arasında hala varlığını korumaktadır. Dede Korkut ise Oğuz Kağan Destanı’ndan tanıdığımız Irkıl Hoca’nın görevini Türkler arasında sürdüren bir şahıs olarak aynı hürmeti gördü. Dede Korkut Kitabı’nın yazılması ile Dede Korkut Destanları Türk dünyasına miras kalmıştır. Dede Korkut Kitabı’nda Oğuz beylerinin yönetim anlayışları, savaşları ile kahramanlıklarının yanı sıra Oğuzların günlük hayatları ve inançları hakkında da bilgi ediniyoruz. Kitapta, Şamanik unsurlardan olan Tanrı, ağaç, dağ, suya dair inançlar ile renk, sayı ve hayvan sembolleri hakkında anlatımlar vardır. Bununla birlikte kitapta sosyal yaşamın ritüellerinden olan kurban kesme, dua etme, ad koyma, rüya yorumlama ve ölüm ile ilgili anlayışlarda Şamanik izleri tespit ediyoruz.
  • [ X ]
    Öğe
    EDİGEY DESTANINDA VATAN TEMASI(TATAR VE BAŞKURT VARYANTLARINA GÖRE)
    (2021) Tunç, Zekiye
    Edigey Destanında olaylar Deşt-i Kıpçak coğrafyasında meydana gelmektedir. Deşt-i Kıpçak milattan öncekidönemlerden itibaren Türklerin göç ettiği coğrafyalardan biridir. MS XIII. yüzyıla gelindiğinde bu kadim Türkyurduna gelen Moğollar bölgedeki Kıpçak ve Bulgarları hâkimiyetleri altına alarak Altın Orda Devleti’nikurmuşlardır. Dolayısıyla Altın Orda döneminde de bölgenin nüfusunun bir parçası olan Türk halklarından EdigeyDestanında bahsedilmiştir. Edigey Destanı gerçek tarihî şahsiyetler olan Emîr Edigey, Toktamış Han ve EmîrTimur arasında yaşanan olayları anlatır. Destanın başkahramanı olan Edigey, Toktamış Han’ın kendisiniöldürteceğini anlayarak Emîr Timur’a sığınmıştır. Edigey, Emîr Timur’dan aldığı destekle hem vatanını kurtarırhem de Toktamış Han’dan intikamını alır. Edigey Destanının Tatar ve Başkurt varyantlarında Edigey’in vatanıiçin canı pahasına mücadelesi konu olmuştur. Destanın kahramanı Edigey Ural, İdil ve buralardaki halkı içinömrünü savaşlarda tüketmekten büyük bir onur duymuştur. Edigey’in vatan sevgisi ve vatanı içinkahramanlıkları Türk halkları arasında dillendirilerek unutturulmamıştır. Edigey Destanında, Edigey Ural(Yayık) ve İdil’i düşmanlardan korumak için bahadırlık yapmasının yanı sıra bu düşüncesinin kendisi öldüktensonra da oğlu ve ülkesinin gençleri tarafından sürdürülmesini istemektedir. Başkurt varyantında anlatıldığınagöre, Edigey düşmanlarıyla savaşlarından birinde yaralanıp can vereceği esnada oğluna vasiyet olarak sonsözleri vatanı korumasına dair olmuştur. Destanda Edigey’in ölümü ülkenin karanlığa bürünmesi, yetim kalmasıve kaygılı bir sürece girilmesi olarak tasvir edilmiştir.
  • [ X ]
    Öğe
    ESKİ TÜRK YAZITLARINDA KAĞANIN VASIFLARI VE GÖREVLERİ
    (2018) Tunç, Zekiye
    Bozkır kültürünün temsilcileri olan Türkler tarih sahnesine çıktıkları ilk zamanlardan  itibaren tanınmış bir kavimdir. Çin’den Tuna’ya kadar geniş bozkır sahasında at koşturan  bu kavim büyük işler başarmıştır.  Eski Türk devletlerinin güçlü olmalarında liderlerinin katkısı oldukça fazladır. Türkler  idari sistemlerinin en üst katmanında bulunup devleti yöneten kişilere “kağan” ismini  vermişlerdir. Kağan, Tanrı tarafından kut verilerek seçilir ve bu durum Türklerdeki yönetim biçiminin özgünlüğünü gösteren bir inançtır, diyebiliriz. Devletin iyi yönetilmesi  Tanrının verdiği kutun sahiplenip ona göre kağanın görev ve sorumluluklarını yerine  getirmesi ile mümkündür. Bu yapılmadığı takdirde yöneticilere verilen kut geri alınırdı.  Türk devletlerinin geleceğini genel olarak yöneticilerin iyi?kötü vasıfları belirlerdi. İyi  vasıflı bir yönetici bilge, akıllı ve cesur olma özelliklerine sahiptir. Bu sebeple tarihte Mete  Han, Attila, Mukan Kağan, İlteriş Kağan, Bilge Kağan, Moyun?Çor Kağan gibi yöneticilerin devletlerini güçlendirdiklerinden bahseder ve milli kahraman olarak dillendiririz.  Türk milletinin başarılı kağanları milletin huzur içinde yaşamalarını sağlamışlardır. İdareciliği zayıf kağanlar milletin talihinin kötüye gitmesine sebep olmuşlardır. 
  • [ X ]
    Öğe
    SİNOP’TA SELÇUKLU MİRASI
    (2020) Tunç, Zekiye; Özbek, Arzu
    Selçuklular, Çağrı Bey ile başlayan Anadolu’ya akınlarını Sultan Tuğrul, Sultan Alparslan veSultan Melikşah dönemlerinde sürdürerek burada kalıcı fetihler yapmışlardır. Anadolu’da özellikleMalazgirt Savaşı sonrasında hızlanan Selçuklu akınları Sinop’un alınmasına vesile olmuş ve ilkolarak burayı Selçuklu komutanlarından Karatekin fethetmiştir (1084/1085). Karatekin’in Sinop’tahâkimiyeti uzun sürmemiş ve tahminen 1086 yılında Bizans burayı geri almıştır. Türkiye SelçukluSultanı I. İzzeddîn Keykâvus 1214 yılında Sinop’u fethetmiş ve böylece şehir yeniden Türklerin elinegeçmiştir. I. İzzeddîn Keykâvus, Sinop’ta Türk-İslam kültürünü tesis eden ilk Türkiye Selçuklusultanıdır. Sinop İçkale Kitabeleri bu dönemde yazılmıştır.Sinop’un ticari konumu, gerek şehri fetheden Sultan I. İzzeddîn Keykâvus ve gerekse diğerTürkiye Selçuklu sultanları tarafından son derece önemsenmiştir. Sultan I. Alâeddîn Keykûbâdidareci olduğu dönemde Sinop Limanı’nın güvenliğini sağladığı gibi bölgedeki imar faaliyetlerini dedevam ettirmiştir. Anadolu’da Moğol istilasının başlaması Türkiye Selçukluları için son dereceolumsuz sonuçlar doğurmuş ve Sinop’a Trabzon İmparatorluğu hâkim olmuştur (1254/1259).Sinop’a Trabzon İmparatorluğu hâkim olsa da Türkiye Selçukluları şehirden vazgeçmeyip beyleriMuînüddin Süleyman Pervâne vasıtasıyla yeniden burayı geri almışlardır.Sonuç olarak, IV. Haçlı Seferi’nin ardından İznik İmparatorluğu kurulunca Türkiye SelçukluDevleti’nin Adalar Denizi ile bağlantısı kesilmiştir. Türkiye Selçukluları Karadeniz ve Akdeniz’eçıkışları da olmadığından bir kara devleti haline gelmiştir. Dolayısıyla Anadolu’da sıkışıp kalandevletin bir şekilde denizlerle temas kurması gerekmekte idi. Nitekim 1207 ile 1216 yıllarındaAntalya ve 1214 yılında ise Sinop’un alınmaları bu açıdan devlet için zaruri idi. Türkiye SelçuklularıSinop’u fethettikten hemen sonra burada Türk-İslam kültürünü yaymışlardır. Çalışmamızda Sinop’ubir Selçuklu şehrine dönüştürmek isteyen sultanların uyguladıkları politikalar ile yaptırdıklarımimari eserler hakkında bilgi verilmiştir. Sinop’taki İçkale, Alâeddîn Camii, Pervâne Medresesi veDurağan Kervansarayı gibi Türkiye Selçuklu dönemi eserleri günümüzde varlıklarınıkorumaktadırlar. Ayrıca çalışmamızda bu dönemde Sinop’u askeri, dini ve ilmi yönden etkileyenEmir Tayboğa, Çeçe Sultan, Sarı Saltuk gibi şahsiyetlerin hayatları da anlatılmıştır.
  • [ X ]
    Öğe
    Türk Halklarının Doğum İle İlgili İnançlarında “Alkarısı”
    (2023) Tunç, Zekiye
    Türk kültüründe soyun devam etmesini sağlamak için çocuk sahibi olmaya büyük ehemmiyet verilmiştir. Türklerde evlenen çiftler çocuk sahibi olduklarında itibar kazanıp, hayatlarını anlamlı kılıyorlardı. Ancak bir kadın anne olmak için kolay süreçlerden geçmemektedir. Kadının hamilelik süreci, doğum anı ve doğum sonrası ayrı ayrı önemli safhalar olarak karşımıza çıkar. Lohusalık sürecinde olan kadın ve bebeği çeşitli tehlikeler ile karşı karşıya kalır. Türk halk inançlarında alkarısının lohusa ve bebeğinin ciğerini yiyerek onları öldüreceğine inanılır. Alkarısı cinler taifesinden olduğuna inanılan dişi bir varlıktır. Türkler, alkarısı gibi kötü ruhlardan lohusa ve bebeğini korumak için çeşitli yöntemlere başvurur. Alkarısı ile ilgili inançlar Türklerin yaşadığı geniş coğrafyada geçmişte varlık göstermiş ve günümüzde de Türk halkları arasında bu inançlar sürdürülmektedir.
  • [ X ]
    Öğe
    Türkiye Selçuklularının Sinop’un Fethinde Gâşiye’yi Hâkimiyet Âlameti Olarak Kullanmaları ve Fetih İçin Gönderilen Fütüvvetnâme
    (2018) Şahin, Mustafa; Tunç, Zekiye
    I. İzzeddîn Keykâvus, devletin ekonomik bakımdan daha da güçlenmesi için Anadolu’nun Karadeniz ve Akdeniz’e kıyısı olan önemli limanlarının alınmasının bilincindeydi. Sinop tabii bir limana sahip olması dolayısıyla çok eski dönemlerden itibaren önemli bir yerleşme yeri olmuştur. Şehrin Kırım’ın tam karşısında yer alması da önemini ayrıca arttırmıştır. Burası Türkiye Selçuklularının Akdeniz ve Karadeniz’e hâkim olma amaçlarını gerçekleştirmek için almak istedikleri en öncelikli limanlardan birisi olmuştur. Trabzon Rum İmparatorluğu’nun Canik çevresindeki Müslümanlara karşı olumsuz tutumu buranın ivedi olarak alınmasında etkili oldu. Kuşatma öncesinde esir alınan Trabzon Rum İmparatoru şehrin tesliminde önemli rol oynadı. Sultan İzzeddîn Keykâvus, esir edilen Trabzon Rum İmparatoru’na fetihten sonra hil‘at giydirdi. Ona hediyeler verdi. Rum İmparatoru da hükümdarın hâkimiyetini tanıdığının bir göstergesi olarak Sultanın atının yuları elinde ve gâşiyesi omuzunda bir müddet yürüdü. Selçuklu Sultanı, Abbâsî Hâlîfesine fethin müjdesi olarak fetihnâme ile birlikte hediyeler gönderdi. Selçuklu ülkesinde fetih onuruna eğlenceler düzenlendi. Sultan, şehrin imarı için görevlendirmeler yaptı. İzzeddîn Keykâvus zamanında fethedilen şehir imar faaliyetleri ve buraya göçün teşvik edilmesi ile kısa zamanda Müslüman Türk beldesi haline geldi. Türkiye Selçukluları daha önce Akdeniz kıyısında önemli bir liman olan Antalya’yı almakla güney ticaretini kontrol altına almayı düşünmüşlerdi. Sinop’un alınmasıyla Karadeniz ticaretinin güvenliği sağlanmış; Kırım başta olmak üzere Karadeniz’in kuzeyi ile canlı ticârî ilişkilerin yolu açılmıştır. Antalya ve Sinop limanlarının Selçuklular tarafından fethi ile Kıbrıs’tan Kırım’a kadar olan alanda ticaretin kendi lehlerine olmasının yolunu da açmışlardır. Bu çalışmada bilimsel etik kuralları çerçevesinde döneme ait birinci elden kaynaklar ve tetkik eserler kullanıldı. Çalışmada Gâşiye’nin hâkimiyet alâmeti olarak kullanılması ve fethin önemini gösteren fütüvvetnâme konusu ele alındı.

| Sinop Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Sinop, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim