Yazar "Soy, Esra" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe MODERNLEŞME EKSENİNDE TÜRK ROMANINDA KADIN MERKEZLİ DEĞİŞİM VE FEMİNİST EDEBİYAT KURAMIYLA AHMET MİTHAT EFENDİ’NİN “VAH” İSİMLİ ROMANININ İNCELENMESİ(2019) Soy, EsraTanzimat ile başlayan Batılılaşma/modernleşme girişimlerinin ve bu girişimi destekleyici yayınlar yapan gazete ve dergilerin etkisiyle Osmanlı Devleti’nin sosyal yaşamında büyük değişimler yaşanmış; Cumhuriyetle birlikte farklı bir boyut kazanacak olan kadın konusu, kadının rolleri ve toplumda kadına yönelik algı ilk kez bu dönemde değişmeye başlamıştır. Batılılaşma/modernleşme girişimlerine paralel olarak kadın-erkek ilişkilerinde giderek artan serbestlik, aile hayatı ve ev düzenindeki değişim de Tanzimat’tan itibaren Türk anlatısının (hikâye ve romanın) konuları arasına girmiştir.Romanın bir tür olarak Türk edebiyatında yerleşmesinde önemli payı bulunan Ahmet Mithat Efendi, yüzeysel batılılaşma/modernleşme anlayışının toplum yaşamında ortaya çıkardığı olumsuzluklara (çatışma ve gülünçlükler, yapay ve sonradan görme tipler... vs.) ve bunların gündelik hayattaki yansımalarına sıklıkla romanlarında yer vermiştir. Yazarın 1882 yılında neşrettiği Vah adlı romanı, yanlış Batılılaşma sonucunda ortaya çıkan ahlakî dejenerasyonu, kadın-erkek ilişkileri çerçevesinde ve bir kadın kahraman etrafında ele aldığı romanlarından biridir.Bu makalede Batılılaşma/modernleşme ekseninde Türk romanında kadın merkezli değişime bir örnek olarak Ahmet Mithat Efendi’nin “Vah” adlı romanı (vaka, kişi, zaman, mekân ve anlatıcı gibi) roman unsurları ekseninde değerlendirilecek; romanda kadına bakış, kadın meselesinin ele alınışı, kadına yönelik değer ve tanımlamalar gibi konular feminist edebiyat eleştirisi yöntemiyle incelenecektir.Öğe TURGUT UYAR’IN ACININ COĞRAFYASI ŞİİRİNDE ANLAM KATMANLARI: DİL VE SİMGESEL İFADE BİÇİMLERİ(2025) Soy, EsraTurgut Uyar’ın Acının Coğrafyası adlı şiiri zengin dilsel unsurlar ve bu dilin yarattığı çoklu anlam katmanları ile farklı perspektiflerden okumalara imkân tanıyacak bir yapı sunar. Şiirde, baskıcı ve kısıtlayıcı otoriter politikalarla içe kapanmış bir kent imajı ve acının başat rol oynadığı geniş bir coğrafya ekseninde kapalı kent yaşamının getirdiği bunalımlar, duygusal ve ruhsal açmazlar, özgürlük ve içsel denge arayışı, umut ve isyan gibi izlekler öne çıkarılmıştır. Öncelikle bu çalışmanın amacı şiiri tek bir anlama indirgemek ya da şiirin mutlak anlamına ulaşmak değildir. Edebiyatın malzemesi öncelikle dil olduğu için metin söz konusu olduğunda yapılacak ilk iş, yine dile ve dilsel yapılara odaklanmaktır. Bu nedenle sözcüklerin literal anlamları, çağrışımlar ve mecaz anlamlar; metin içi bağlam (kelimeler arası ilişkiler) ve metin dışı referanslar; söz dizimsel işlevler, bağıntı ve sedirimler üzerinde dikkatlice durularak metinde hâkim olan şiirsel dili çözmek ve metnin çok anlamlılığını ortaya koymak; bu sayede okura yeni perspektifler kazandırmak amaçlanmıştır.












