Eğitim Fakültesi

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Öğe
    Üniversite Ögretim Elemanı Yetistirme Programında “Tolerans Egitiminin” Yeri ve Önemi
    (Uluslararası Yüksekögretim Kongresi: Yeni Yönelisler ve Sorunlar, 2011) Ersanlı, Ercümend; Dicle, Abdullah Nuri
    Toplumsal bar›fl ve huzurun sa¤lanmas› ve ruh sa¤l›¤›n›n korunmas›nda; bireyin tolerans düzeyinin önemli oldu¤ u bir gerçektir. Tolerans, “herhangi bir zarar görmeden, strese, yüke, ac›ya, bask›ya vb. dayanma, katlanma yetisi” olarak tan›mlanmaktad›r. Tolerans, içsel gerilime yine kendi içinden güç alarak bir dayanma ve tahammül etme durumudur. Farkl›l›klara müdahale etme gücü olmad›¤› halde onlar› kabul etme ise tolerans de¤il, tevekküldür. Birey bu içsel gerilimini toleransla dengelemeye, bir anlamda da ruh sa¤l›¤›n› korumaya çal›flmaktad›r. Olumlu ruh sa¤l›¤›n›n temelinde bireyin kendisinin veya baflkalar›n›n da yanl›fllar yapmas›na izin verme, esnek olabilme, belirsizlikleri kabullenebilme, engellenme efli¤ini yüksek tutma ve kendi sorumlulu¤unu tafl›yabilme vard›r. Tolerans bütün bu temellerin göstergesi olup ak›lla karar verildi¤i için daha çok ak›l ifli, hoflgörünün gönülle kabul edildi¤i ve r›za ile yap›ld›¤› için gönül ifli oldu¤unu söyleyebiliriz. ‹nsan iliflkileri aç›s›ndan da önemli olan tolerans, karfl›s›ndakinde direnç oluflumunu engeller. Çünkü direncin olufltu¤u yerde iletiflimi zorlafl›r. ‹liflkiler zorlafl› r ve dolay›s›yla de¤iflim engellenir. Bu nedenle tolerans de¤iflime zemin haz›rlayan bir tutumun ifadesi olarak da görülebilir. Ayn› zamanda tolerans bir uzlaflma zemini haz›rlad›¤›ndan toplumun demokratikleflmesine de katk› da bulunmaktad›r. Anlafl›l›yor ki tolerans, insan iliflkilerinin düzenlenmesinde, demokratik ortam›n oluflturulmas› nda oldukça önemli anlay›fl ve tutumu ifade etmektedir. Üniversite ve ö¤retim eleman› demokrasinin geliflmesinde rol model olmalar› beklenen bir durum oldu¤una göre, ö¤retim eleman› yetifltirme politikas›n›n do¤ru belirlenmesi ve sürdürülebilmesi için üniversite ö¤retim elemanlar›n›n tolerans düzeylerinin belirlenmesine de ihtiyaç duyulmaktad›r. Bu nedenle ö¤retim elemanlar›n›n ald›klar› e¤itim alan›na, akademik durumuna, yafl ve cinsiyet de¤iflkenlerine göre tolerans düzeylerinin belirlenmesi ve tolerans düzeylerinin yükselmesi için, ö¤retim eleman› yetifltirme programlar›n›n düzenlenmesi ile ilgili öneriler gelifltirilmifltir.
  • Öğe
    Motivasyonel görüşme uygulamalarının otostik çocuğa sahip ailelerin kaygı düzeylerine etkisi
    (The Fifth International Congress of Educational Research, 2013) Dicle, Abdullah Nuri
    Bu araştırma, araştırmacı tarafından Motivasyonel Görüşme tekniğine dayalı olarak hazırlanmış Motivasyonel Görüşme Uygulamalarının otistik çocuğa sahip ailelerin kaygı düzeylerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, Motivasyonel Görüşme Uygulamalarının otistik çocuğa sahip ailelerin kaygı düzeylerine etkisi var mıdır? sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol grubu otistik çocuğa sahip toplam 22 ebeveynden oluşmuştur. Araştırmada “Kontrol Gruplu Ön-test ve Son-test Modele” dayalı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubunu oluşturan otistik çocuğa sahip ailelerden gerekli verileri elde etmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu ve Spielberger Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ön-test olarak uygulanmıştır. Deney grubu ile araştırmacı tarafından hazırlanan Motivasyonel Görüşme Uygulamaları haftada 2 kez, 90-120 dakikalık oturumlar şeklinde, 5 hafta süresince 10 oturum olarak Bafra Otistik Çocuklar Eğitim Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu ile hiçbir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol gruplarına Spielberger Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri son-test olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına uygulanan Spielberger Durumluk-Sürekli Kaygı Envanterinden aldıkları ön-test ve son-test puanları araştırmanın denencelerini test edecek şekilde düzenlenmiştir. İstatistiksel analizler sonucunda, deney ve kontrol grubunun durumluk – sürekli kaygı düzeyleri ön-teste göre düzeltilmiş son-test ortalama tutum puanları arasındaki farkın anlamlı oluğu ve motivasyonel görüşme uygulamalarına katılan otistik çocuğa sahip ebeveynlerin durumluk – sürekli kaygı düzeyleri son-test tutum puanlarının, ön-test tutum puanlarından anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Elde edilen bulgular literatür ışığında değerlendirilmiş ve motivasyonel görüşme uygulamalarının otistik çocuğa sahip ailelerin durumluk-sürekli kaygı düzeylerinin azalmasında etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Programın etkililiğini test etmek amacıyla izleme ölçümünün yapılabileceği, yapılacak yeni bir çalışmada bir plasebo grubunun da oluşturulabileceği, ailelere bireysel rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin de verilebileceği, bu teknik ve programın diğer engel grubuna sahip çocukları olan ebeveynlere de uygulanabileceği önerilmiştir.
  • Öğe
    Osmanlı Döneminde Canik Sancagında (Samsun) Ticarete Konu Olan Mallar
    (Tarih Boyunca Karadeniz Ticareti ve Canik (Samsun) Sempozyumu, 1, 2012) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi; Deniz, Önder
    [Abstract Not Available]
  • Öğe
    Milli Eğitim Bakanlığı Hizmet Içi Eğitim Programlarında Üniversitelerin Sürekli Eğitim Merkezlerinin Üstlenebileceği Roller Üzerine Bir Değerlendirme
    (1. Ulusal Sürekli Eğitim Kongresi, 2012) Kul, Ömür Bilsay
    Bu çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan hizmetiçi eğitim faaliyetlerinin kalitesi ve verimliliğinin arttırılması; bu faaliyetlerin yaygınlaştırılması için üniversitelere bağlı sürekli eğitim merkezlerinin üstlenebileceği roller üzerine bir değerlendirme yapmaktır. Günümüzde kurumların dünya üzerindeki hızlı değişime ayak uydurabilmeleri ve çağın gereklerini yerine getirebilmeleri “Hayat Boyu Öğrenme” süreçlerini kurumsal ve kişisel bağlamda olumlu bir değişim dalgası olarak arkalarına alabilmelerine bağlıdır. Kurumlarda hayat boyu öğrenme süreçlerinin verimli ve etkili bir şekilde takip edilebilmesi ve kurumsal süreçlere yansıtılabilmesinin en önemli yollarından biri ise hizmetiçi eğitim programlarıdır. Hizmetiçi eğitimde üniversitelere önemli vazifeler düşmektedir. Eğitimde yaşanan değişikliklerin ve gelişmelerin bilimsel boyutlarıyla ele alınması ve uygulama boyutlarıyla öğretmenlere aktarılması için yükseköğretim kurumları bünyesindeki eğitim fakülteleri başta olmak üzere sürekli eğitim kurumları ile koordineli çalışmalar yürütülmesinin daha verimli sonuçlar doğuracağı kanaatini taşımaktayız. MEB ve YÖK işbirliği ile Üniversitelere bağlı sürekli eğitim merkezleri aracılığı ile gerçekleştirilecek hizmetiçi eğitim faaliyetleri alanlarında uzman akademik personel aracılığıyla daha verimli ve sağlıklı yürütülebilecektir Ayrıca bu faaliyetler ve işbirliği akademik personelin mesleki gelişimleri ve üniversitelerin mali ihtiyaçları açısından da olumlu sonuçlar doğurabilecektir.
  • Öğe
    Bilimin parçalanmışlığı karşısında coğrafya biliminin bütünselliği
    (Karaburun Bilim Kongresi, 2007) Mukul, İrfan; Yılmaz, Mehmet Taki
    [Abstract Not Available]
  • Öğe
    Rutinin Dışına Çıkmak: Öğretmen Adaylarının Açık Uçlu Laboratuvar Uygulamalarına Dair Algıları
    (X. Ulusal Fen Bilimleri ve Matematik Eğitimi Kongresi,, 2013) Turgut, Halil; Turgut, Gülşen Şengül; Ercan, Serhat; Öztürk, Nurhan; Bozkurt, Esra
    Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının eğitiminde işe koşulmak üzere tasarlanmış bir laboratuvar modelinin tanıtılması ve uygulamada doğrudan yer almış katılımcıların algı ve deneyimleri ile kendi anlam dünyaları bağlamında değerlendirmelerini sağlamaktır. Araştırmada nitel paradigma esas alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet üniversitesinin birinci sınıfında öğrenim görmekte olan 45 (20 erkek, 25 bayan) fen ve teknoloji öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın odağında, önerilen laboratuvar modelinin uygulamaya dâhil olan öğretmen adayları tarafından algılanış biçimi ve süreçle ilgili değerlendirmeleri yer aldığı için çalışmanın veri kaynağını da adayların süreçle ilgili açık uçlu sorulara verdikleri yazılı cevaplar oluşturmuştur. Açık uçlu sorular araştırmacılar tarafından geliştirilmiş ve sürecin (i)zorlukları, (ii)kazanımları, adayların (iii)laboratuvar ortamıyla ilgili önerileri ve (iv)benzer uygulamaları kullanma tercihleri gibi boyutları içermiştir. Açık uçlu sorular süreç tamamlandıktan sonra bir ders saatinde uygulanmış ve yazılı olarak alınan cevaplar nitel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları öğretmen adaylarının tecrübe ettikleri laboratuvar modelini yaşadıkları bilişsel zorluklar ve bunlara karşın edindikleri kazanımlar doğrultusunda değerlendirme eğiliminde olduklarını göstermiştir.