Yazar "Uçar, Semra" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe An Evaluation on Maxwell's Field Equations(Istanbul Üniversitesi, 2019) Uçar, SemraMaxwell has shown in his field equations that electricity and magnetism, which are thought to be two separate phenomena, are in fact two distinct components of a single phenomenon. Maxwell not only developed these fundamental equations but used them to predict the existence of electromagnetic waves and to show that light is an electromagnetic wave. In this study, I researched on the emergence and effects of Maxwell's field equations using data from the history of physics. As a result of the evaluation, I emphasized the revolutionary character of Maxwell's way of explaining the functioning of the universe and identified certain insufficient points. In conclusion, I tried to show that new explanations are inevitable in order to understand the universe and to show the role of mathematics in these explanations.Öğe BILIMSEL TANIMLARIN ÖZELLIKLERI VE ISLEMSELCI TANIMLARA EMPIRIK IÇERIK BAKIMINDAN HEMPEL’IN ELESTIRISI(Hamdi BRAVO, 2019) Uçar, SemraBilimsel kavramlar,bilimsel açiklamalarin yapilandirilmasinda temel bir görev üstlenmektedirler.Bilimsel açiklamalarda kavramlari merkez alan en önemli sözcük baglamlarindanbiri tanim tümceleridir. Bu tanimlar, bilimde kavramlarin baslica kullanisözelliklerine göre siniflandirilabilmektedir. Bu siniflandirmada yorumlayicitanim tümcelerinin bir baska yorumu ‘islemselci tanimlari’ Hempel, belli baslinedenlerden ötürü reddetmektedir. Bu çalismada Hempel’e göre bilimseltanimlarin siniflandirilmasinin özellikleri ve islemselci tanimlara özellikleempirik içerik bakimindan Hempel’in yaptigi elestiriler degerlendirilmistir.Öğe BİLİMSEL TANIMLARIN ÖZELLİKLERİ VE İŞLEMSELCİ TANIMLARA EMPİRİK İÇERİK BAKIMINDAN HEMPEL’İN ELEŞTİRİSİ(2019) Uçar, SemraBilimsel kavramlar, bilimsel açıklamaların yapılandırılmasında temel bir görev üstlenmektedirler. Bilimsel açıklamalarda kavramları merkez alan en önemli sözcük bağlamlarından biri tanım tümceleridir. Bu tanımlar, bilimde kavramların başlıca kullanış özelliklerine göre sınıflandırılabilmektedir. Bu sınıflandırmada yorumlayıcı tanım tümcelerinin bir başka yorumu ‘işlemselci tanımları’ Hempel, belli başlı nedenlerden ötürü reddetmektedir. Bu çalışmada Hempel’e göre bilimsel tanımların sınıflandırılmasının özellikleri ve işlemselci tanımlara özellikle empirik içerik bakımından Hempel’in yaptığı eleştiriler değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda, işlemsel tanımlar yoluyla bilimsel açıklamaların yapılandırılmasında ortaya çıkan sorunlara dikkat çekilmiştir. Bu sorunların çözüme ulaştırılması, kavramların tanım yoluyla kuram içinde kullanımları bakımından yeni bir anlam kuramının gerekliliğine işaret etmektedir.Öğe Heisenberg Belirsizlik Ilkesindeki ‘Belirsizlik’(Arslan TOPAKKAYA, 2020) Uçar, SemraKuantum fiziginin temel ilkelerinden biri olan ‘belirsizlik ilkesi’ Alman fizikçi Werner Heisenberg tarafindan, 1927 tarihinde ortaya atilmistir. Belirsizlik ilkesi, fiziksel anlamda elektron gibi bir atom alti taneciginin bazi özelliklerinin ayni anda sonsuz hassaslikla ölçülemeyecegini belirtir. Aralarinda belirsizlik iliskisi oldugu bilinen çiftlerden biri momentum –konumdur. Ilkeye göre atom alti bir parçacigin konumu ne kadar az belirsiz ise momentumu o kadar fazla belirsiz olacaktir. Bu iliskinin tam tersi de geçerlidir. Ölçümün yapildigi sira, sonucu degistirmektedir. Heisenberg belirsizlik ilkesinin matematiksel yapisinin ortaya koydugu bu sonuca göre, evren ile ilgili bilebileceklerimizin bir siniri vardir. Belirsizliklerin temel nedeninin dalga-parçacik ikiligi oldugu görüsünü kabul eden Heisenberg, durumun evrenin fizik yapisinin bir özelligi olarak ortaya çiktigini ve sadece ölçümden kaynaklanmadigini ileri sürmüstür. Böyle bir sonucun süphesiz muazzam felsefi yansimalari olmustur. Günümüzde da belirsizlik ilkesinin ortaya çikardigi evren tablosu, fizikçiler ve filozoflar tarafindan hala tartisilan bir konudur. Bu çalisma, söz konusu felsefi yansimalari, ontolojik ve epistemolojik olarak degerlendirmeyi amaçlamaktadir.Öğe Heisenberg Belirsizlik İlkesindeki ‘Belirsizlik’(2020) Uçar, SemraKuantum fiziğinin temel ilkelerinden biri olan ‘belirsizlik ilkesi’ Alman fizikçi Werner Heisenberg tarafından, 1927 tarihindeortaya atılmıştır. Belirsizlik ilkesi, fiziksel anlamda elektron gibi bir atom altı taneciğinin bazı özelliklerinin aynı anda sonsuzhassaslıkla ölçülemeyeceğini belirtir. Aralarında belirsizlik ilişkisi olduğu bilinen çiftlerden biri momentum –konumdur. İlkeyegöre atom altı bir parçacığın konumu ne kadar az belirsiz ise momentumu o kadar fazla belirsiz olacaktır. Bu ilişkinin tamtersi de geçerlidir. Ölçümün yapıldığı sıra, sonucu değiştirmektedir. Heisenberg belirsizlik ilkesinin matematiksel yapısının ortayakoyduğu bu sonuca göre, evren ile ilgili bilebileceklerimizin bir sınırı vardır. Belirsizliklerin temel nedeninin dalga-parçacıkikiliği olduğu görüşünü kabul eden Heisenberg, durumun evrenin fizik yapısının bir özelliği olarak ortaya çıktığını ve sadeceölçümden kaynaklanmadığını ileri sürmüştür. Böyle bir sonucun şüphesiz felsefi yansımaları olmuştur. Günümüzde da belirsizlikilkesinin ortaya çıkardığı evren tablosu, fizikçiler ve filozoflar tarafından hala tartışılan bir konudur. Bu çalışma, söz konusu felsefiyansımaları, ontolojik ve epistemolojik olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır.Öğe Popper ve Heisenberg Belirsizlik İlkesi(2020) Uçar, SemraKarl Raimund Popper, yirminci yüzyılın en önemli bilim felsefecilerinden biridir. Felsefede ‘eleştirel akılcılık’dediği yaklaşımı, hem sosyal bilimler hem de doğa bilimlerinde oldukça etkili olmuştur. Popper’ın buyaklaşımı, fizik felsefesinde de karşılık bulmuştur. O, fizik felsefesinde özellikle kuantum mekaniğinintemellerini sorgulayarak, modern kuantum fiziğinin yaratıcılarının başarılarını, bilim dehalarının şimdiye kadargösterdiği başarıların en büyüğü olarak değerlendirmiştir. Yaklaşık 60 yıl boyunca kuantum fiziği konusundakitartışmaların ön saflarında yer alarak, bir dizi seçkin fizikçi ile sert tartışmalara girmiştir. Felsefe ve fiziğinhızla birbirinden uzaklaştığı bir dönemde, onun felsefi ve yöntem bilimsel sorgulamaları fizik camiasında dadikkat çekmiştir. Böylelikle Popper, kuantum mekaniğinin anti- realist ve enstrümantalist Kopenhagyorumunun önde gelen muhaliflerinden biri olarak adından söz ettirmiştir. Kopenhag yorumunu çürütmek vebilimsel gerçekçiliği doğrulamak amacıyla Popper, Heisenberg belirsizlik bağıntılarının yeniden yorumlanmasıgerektiğini savunmuştur. Bu çalışma, onun Kopenhag yorumuna karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımını,Heisenberg belirsizlik ilkesi üzerinden ortaya koymayı hedeflemektedir.Öğe SİNOP İLİNİN ALTERNATİF TURİZM ÇEŞİTLERİAÇISINDAN SWOT ANALİZİ(2020) Aytuğ, H. Kutay; Eryılmaz, Çağrı; Uçar, Semra; Can, Okan1970’lerden beri dünyanın farklı bölgelerinde uygulamaları görülen alternatif turizm, genellikledeniz kum ve güneş üçlüsü dışında, küçük ölçekli ve büyük ölçüde yerel nüfusu ilgilendirenprojeleri tanımlamakta kullanılan bir kavramdır. Kültür, turizm ve eğitim kenti olarakkonumlandırılan Sinop’taki en önemli ekonomik faaliyetlerden biri turizmdir. Bununla birlikte,yaz sezonunun kısalığından kaynaklı olarak Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül gibi en fazla 4 aysüren bir turizm sezonu, kentin turizme dayalı gelişmesini sınırlamaktadır. Buna karşın Sinop ilisahip olduğu bakir doğası, tabiat parkları, gölleri, mağaraları, yaban hayatı, en az 5000 yıllıktarihinden kaynaklı kültürel ve arkeolojik değerleri ile büyük bir alternatif turizm potansiyelinesahiptir. Bu çalışmada ilin alternatif turizm potansiyelini değerlendirmek için turizmpaydaşlarıyla 2018 Kasım ayında yapılan açık-uçlu 22 görüşme sonucunda elde edilen verilerışığında, öncelikle kentin alternatif turizm destinasyonları değerlendirilmiştir. Daha sonra iseSinop’taki turizm paydaşlarıyla yapılan görüşmelerden elde edilen veriler sonucunda bir SWOTanalizi tablosu oluşturulmuş ve değerlendirilmiştir. Turizm paydaşlarına göre, Sinop kültürturizmi, kırsal turizm ve spor turizmi gibi alternatif turizm türleri açısından önemli birdestinasyon olma potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte kent özellikle alt yapı ve şehir içi ulaşımsorunları ile turizm paydaşları arasında yeterince eşgüdüm sağlanamaması nedeniyle bupotansiyeli yeterince hayata geçirememektedir. Son olarak hem SWOT analizinin sonuçları hem dekentin alternatif turizminin nasıl daha fazla geliştirilebileceğine yönelik görüşmelerdekipaydaşların verdiği bilgiler de dikkate alarak öneriler getirilmiştir.












