Yazar "Gönener, Demet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ve aile desteğinin etkisi(2010) Altay, Birsen; Gönener, Demet; Demirkiran, CerenAmaç: Bu çalışma Samsun OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan hemşirelerde tükenme ve aile destek düzeylerinin bazı demografik özellikler ve mesleksel değişkenlerle ilişkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipteki bu çalışmanın verileri 15 şubat- 15 mart 2008 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler İç Hastalıkları ve Cerrahi Servisi'nde çalışan 191 hemşireden, Sosyo-demografik Veri Toplama Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Algılanan Aile Destek Ölçeği uygulanarak toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS paket programının 10.0 sürümü kullanılmış, ANOVA ve t testinden yararlanılmıştır. Bulgular: Çalışma grubunun ADÖ puan ortalaması 33.176.07, duygusal tükenmişlik puan ortalamaları 28.1810.96 duyarsızlaşma alt ölçeğinin puan ortalamaları 7.256.21 kişisel başarısızlık alt ölçeğinin puan ortalamaları 36.327.55 olarak belirlenmiştir. Yaş değişkenine göre, hemşirelerin, kişisel başarı puan ortalamalarında anlamlı düzeyde farklılaşma görülmüştür. Mezun olunan okul, çalışma süresi, ve medeni durum ile tükenmişlik ve aile destek ölçeği puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Meslek seçimi değişkenine göre, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve aile destek puanları anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Diğer taraftan meslek seçimi değişkenine göre duygusal tükenme düzeyleri arasında anlamlı düzeyde farklılaşma görülmüştür. Sonuç: Hemşirelerin “duygusal tükenme” ile “duyarsızlaşma” ve kişisel başarı alt boyutlarının ve Aile Desteği puan ortalamalarında anlamlı düzeyde farklılaşma bulunmamıştır. Hemşirelerde MTO alt ölçek puan ortalamalarının duygusal tükenme alanında "üst" sınırda yer aldığı ayrıca, duyarsızlaşma ve bireysel başarı alt ölçek puanlarının orta derecede olduğu saptanmıştır.Öğe Determining the Needs of the Families tahat have a Patient in the Pediatric Intensive Care Unit and Characterictics of These Families(HealtMED, 2012) Altay, Birsen; Gönener, Demet; Zengin, Nurse Seher; Özkaptan, Bilge BalIntroduction: In line with the view that accepts the patient and the family as a whole; good care of the families shall be taken throughout the recovery period. Meeting the needs of the family members besides the needs of the pediatric patient will improve the quality of the care in the nursing services. Objective: The study is conducted with the objective of determining the needs of the families that have patients in the pediatric intensive care unit. Material - Method: The universe of this crosssectional study was composed of the families of patients that were in the Pediatric Intensive Care Unit of Samsun Ondokuz Mayıs University Research and Application Hospital on July 01, 2009-November 01, 2009. 200 patient relatives, who will represent 80% of the number of patients that stayed in hospital for the period of three months, were taken into the scope of the study. In data collection, family member description form and Scale for Determining Family Members’ Needs were used. In the evaluation of the data, the data were analyzed in SPSS 10.0 package program and t test and variance analysis were conducted with descriptive statistics. Result: When the first 3 important needs that the families who have patients in the intense care unit perceive and score averages were analyzed, being sure that the best care is given to their patients (3.99) takes the first place, receiving honest answers to their questions (3.96) takes the second place and receiving information about the state of the patient at least once a day (3.95) takes the third place. Insufficient notification of family members highlights the points about information need and these needs indicate the anxiety of patients. It was seen that gender, age, degree of relationship and the time spent in the intensive care unit don’t affect the need score average of the family members. Moreover, it was determined that the need score averages of the family members are significantly different according to the educational backgrounds and intensive care units (p<0.05). Conclusion: It was determined that seven out of the ten needs perceived as important by family members are information related needs and the remaining three are trust related needs. Intensive care nurses shall know the needs of the families and shall be able to meet them according to the order of priority. Such an approach will support both the patient and family in dealing with the disease.Öğe Evli erkeklerin aile planlaması yöntemlerini bilme ve kullanma durumları ve etkileyen faktörler(2009) Altay, Birsen; Gönener, DemetAmaç: Bu araştırma, evli erkeklerin aile planlaması (AP) hizmetlerini bilme ve kullanma durumlarını ve etkileyen faktörleri saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmanın evrenini Samsun ili Adalet aile sağlığı bölgesinde yaşayan evli erkekler oluşturmuştur. Örnekleme 01 Kasım-31 Aralık 2007 tarihleri arasında çalışmaya katılmayı kabul eden 298 evli erkek alınmıştır Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış, veriler yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Veriler SPSS 10.0 istatistik paket program kullanılarak değerlendirilmiş, istatistiksel analizlerde yüzdelik testler ve ki-kare analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan evli erkeklerin %91.9'u gebeliği önleyici yöntemlerden herhangi birini kullandıklarını ifade etmişlerdir. Gebeliği önleyici yöntem kullananlar arasında modern yöntem kullanma yüzdesi %66.8'dir. En çok bilinen AP yöntemleri % 92.6'sı geri çekme yöntemi, % 89.3'ü kondom % 76.2'si rahim içi araçdır. Kullanılan AP yöntemleri içerisinde ilk sırada kondom (%40.3) ve ikinci sırada geri çekme yöntemi (%33.2) olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan erkeklerin yöntem kullanmaya eşi ile birlikte karar vermenin modern yöntem kullanımını olumlu yönde etkilediği (p0.05) fakat yaş, eğitim durumu, çocuk sayısı, evlilik yılının ve AP konusunda bilgi alma durumunun modern yöntem kullanma durumunu etkilemediği (p0.05) bulunmuştur. Sonuç: Bu araştırmanın sonuçları, erkeklerin büyük bölümünün AP yöntemlerinin çoğunu bildikleri ve kullandıkları ancak, modern yöntem kullanma durumunun yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu konuda, AP danışmanlık hizmetleri'nin yaygınlaştırılması ve verilecek AP eğitimine genç erkeklerin ve adölesan erkeklerinde alınması önerilmektedir.Öğe Okul yaş dönemi çocuğu olan ebeveynlerin hastalık ve hastaneye yatma durumunda "ebeveynlerin endişe kaynakları ölçeği"nin geliştirilmesi ve çocukların endişe kaynakları ile etkileşimi(2009) Gönener, Demet; Pek, HaticeAraştırma, okul yaş dönemindeki çocukların hastalık ve hastaneye yatma durumunda "Ebeveynlerin Endişe Kaynakları Ölçeği" nin (EEKÖ) geliştirilmesini ve "Çocukların Endişe Kaynakları" ile etkileşimini saptamak amacıyla metodolojik ve deneysel olarak planlandı. Araştırma, Sinop Atatürk İlköğretim Okulu'nda, Sinop SSK Hastanesi'nde, Sinop Devlet Hastanesi'nde, Samsun SSK Bölge Hastanesi'nde, Samsun Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde, gerekli izinler alındıktan sonra Eylül 2002-Ekim 2003 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma evrenini, Sinop Atatürk İlköğretim Okulu'nda okuyan çocukların, Sinop Devlet Hastanesi'nde, Sinop SSK Hastanesi'nde ayakta/yatan hasta çocukların ebeveynleri ve Samsun SSK Bölge Hastanesi'nde ve Samsun Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde yatan çocuklar ve ebeveynleri, örneklem ise , basit rastgele örneklem yöntemiyle belirlenen 60 çocuk ve 239 ebeveyn oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, EEKÖ, Endişe Oluşturan Düşünce Kaynakları (ÇEKÖ), Beck Anksiyete Envanteri (BAE), Spielberger Durumluk- Sürekli Kaygı Envanteri(SDSKE), Aile- Çocuk Bilgi Formu kullanıldı. "Ebeveynlerin Endişe Kaynakları Ölçeği"nin güvenirlik ve geçerlilik alfa katsayısı 0.94 olarak bulunmuştur. Vaka grubundaki ebeveynlerin endişe kaynaklarından aldıkları puan ortalamalarının standart sapmalarının eğitim öncesi yüksek, eğitim sonrası düşük olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak; EEKÖ'nün geçerli ve güvenilir olduğu, bu amaçla yapılacak çalışmalarda kullanılabileceği, okul yaş dönemi çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarının hastalık ya da hastaneye yatma durumunda, endişelerinin arttığı, endişesi yüksek olan ebeveynlerin çocuklarının da endişesinin yükseldiği, ebeveynlere hemşire tarafından, çocuklarının hastalık ve hastaneye yatması ile ilgili eğitim yapılmasının ebeveynlerin endişesini düşürdüğü, endişesi azalan ebeveynlerin çocuklarını da endişesinin azaldığı saptandı. p0.001.Öğe Okul yaş grubu çocukların hastane ve hastalığı ile ilgili bilgilendirme durumlarının endişe kaynakları ile etkileşimi(2009) Gönener, DemetAraştırma, okul yaş grubu çocukların hastane ve hastalığıyla ilgili bilgilendirme durumlarının ve hastalığıyla ilgili bilgilendirme durumlarının endişe oluşturan düşünce kaynaklarıyla etkileşimini ortaya çıkarmak amacıyla deneysel olarak planlandı. Araştırma evrenini Ondokuz Mayıs Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı'nda Şubat 1996- Eylül 1996 tarihleri arasında akut hastalığı nedeniyle hastaneye yatan çocuklar oluşturdu. Rastlantısal yöntemle seçilen 30 kontrol, 30 vaka olmak üzere toplam 60 çocuk örneklemi oluşturdu. Veriler, araştırıcı tarafından geliştirilen, çocukların tanıtıcı özelliklerini, hastane ve hastalıkla ilgili bilgilendirme durumlarını belirlemeye yarayan "Anket Formu" ve kapsam geçerliliği ve güvenirlik çalışması yapılan "Endişe Oluşturan Düşünce Kaynakları Formu'Vıun uygulanması ile elde edildi. Veriler, istatistiksel olarak yüzdelerine, yates correction, fisher exact, chi square(x2), eşler arası farkın anlamlılık testi (Paired Sample T) kullanılarak değerlendirildi. Vaka ve kontrol grubundaki çocuklar arasında yaş, cinsiyet, hastalık tanısı, aile yapısı, yaşanılan bölge ve sosyal güvenceleriyle ilgili özelliklerinde anlamlı bir fark olmadığı görüldü. Vaka grubunun eğitim öncesi endişe oluşturan düşünce kaynaklarından aldıkları puan ortalamalarının eğitim sonrası düştüğü ve aralarındaki farkın ileri derecede anlamlı olduğu saptandı (t 85.96; p0.001). Vaka grubundaki çocukların eğitim öncesi hastalık tanısını, ilaçlarını bilme durumları ve hastane ile ilgili olumsuz düşüncelerinin eğitim sonrasında olumlu yönde gelişme gösterdiği belirlendi.