Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "İmamoğlu, Hüseyin Vehbi" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    19. Yüzyıldaki Gayr-i Müslim Tebaa Sorununun Sultan Abdülhamid Dönemindeki Hukukî Sonuçları
    (Tarih Okulu Dergisi, 2014) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi; Deniz, Önder
    Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte, Avrupalı devletler Şark Meselesi’nin uzantısı olarak gayr-i müslim Osmanlı teba’asını isyan etmeye zorlayarak önce daha fazla özerklik, ardından bağımsızlık isteğiyle hareket etmelerine neden olmuştur. Aynı zamanda devlet içindeki diğer gayr-i müslim unsurlar da, Avrupalı devletler tarafından, Osmanlı aleyhindeki politikaları için kullanılmışlardır. Şark Meselesi’nin tanımı ve kapsamında dile getirilen söylemlere karşı, Osmanlı yönetimi reform yaparak tebaasının bağlılığını sağlamaya çalışmış, aynı zamanda Batılı devletlerin, devletin iç işlerine karışmalarına varan, sözde sebeplerini ortadan kaldırmaya gayret etmiştir. 19. yüzyıl gerek ulusçuluk akımları gerekse de Batılı devletlerin destek ve kışkırtmaları sonucunda, Balkanlarda gayr-i müslim isyanlarının yaşandığı bir dönem olmuştur. Avrupalı devletler Osmanlı Devleti’nde ortaya çıkan gayr-i müslim sorununa bizzat müdahil olarak, kasıtlı bir şekilde “Şark Meselesi” tabirini kullanmışlardır. İlk olarak 1815 Viyana Kongre’sinde ortaya atılan “Şark Meselesi” tabiri, Osmanlı Devleti’ne yönelik politikalarında, gayr-i müslimleri Osmanlı aleyhine isyana zorlama girişimlerini içerir. Bu tarihten sonra Batılı devletlerin de desteğiyle gayr-i müslimler, önce daha fazla özerklik, ardından bağımsızlık isteğiyle isyan etmişlerdir. Buna karşılık devlet, tebaasını bir arada tutabilmek ve Avrupa’ya karşı topyekün mücadele edebilmek için çeşitli reformlar yapmıştır. Yapılan reformlar, devlet genelinde anlayış değişikliğine sebep olmuş ve “Osmanlı vatandaşlığı” deyimi gündeme gelmiştir. Sultan Abdülhamit döneminde Osmanlı, uluslararası kamuoyunda söz konusu müdahaleleri boşa çıkarmak ve içeride tebaasının yükselen sesini dindirmek için yasal ve yapısal düzenlemeler yapmıştır. Elbette söz konusu düzenlemeler Osmanlı hukuk sistemini derinden etkilemiş ve köklü değişimlere neden olmuştur. İlerleyen yıllarda bununla da yetinilmeyerek, gayr-i müslim teba’aya pek çok imtiyaz verilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    19. Yüzyılın Basında Osmanlı Adliye Teşkilatının Yenilenme Sürecine Medeniyet Algısının Etkisi
    (Studies of The Ottoman Domain, 2014) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi
    Osmanlı Devleti 19. Yüzyılın başında hemen her kurumunda yenilik/reform hareketi başlatmıştır. Bu hareketler kısa süre sonra Batılılaşma isteğine dönüşmüştür. Eski günlere geri dönme arayışları içinde, en sonunda “Batı gibi olmak zorundayız” şeklinde özetlenen bir politika benimsenmiştir. Batı’nın geldiği medeniyet seviyesine gelmenin, kurtuluşun anahtarı olacağını savunan devlet adamlarının öncülüğünde, hemen her padişah, Batı medeniyetinin ulaşmış olduğu seviyeye gelme arzusuyla, birtakım reformlar yapmıştır. Bu doğrultuda Batı’dan bilim adamları getirtilmiş, Batı’yı gözlemlemesi için devlet adamları yurt dışına gönderilmiş, elçi ve diplomatlardan raporlar hazırlamaları istenmiş, Batı medeniyeti ithal edilmiş, Batılı devlet adamlarının ve ülke içindeki elçi ve diplomatların görüşleri dikkate alınmış ve en nihayetinde devletin yönü Batı’ya çevrilmiştir. Batılılaşma, medenî olmayla eşanlamlı görülmüş ve yapılan yeniliklerle Batı’nın ulaşmış olduğu seviyeye gelebilmek hedeflenmiştir. 19. yüzyıl reformları tek tek incelendiğinde, Batı’nın etkili olduğu veya Batı eksenli bir anlayış göze çarpar. Böylece Batı medeniyetinde ortaya çıkan insan hakları, yasama, mülkiyet ve haysiyet gibi kavramların, özgürlük ve hürriyet kavramlarıyla iç içe geçtiği bir ortamda gerçekleştirilmesine yönelik bir ideal ortaya çıkmıştır. Reform yanlısı devlet adamlarının, medeniyetin ölçüsü olarak kabul ettikleri Avrupa toplumuna benzeme ideali olan Avrupalılaşma ise, zaman zaman Batılılaşma yerine kullanılmıştır. Bununla birlikte Avrupalılaşma, medeniyet seviyesi ileri kabul edilen Batı’ya ve dolayısıyla Batı hukukuna dâhil olma çabasıdır. Avrupalılaşma, bu yönüyle 1815 Viyana Kongresi’nde dile getirilen “Avrupa Uyumu” projesinin kabul görmesinin ardından hukukta da bir uyum sağlama düşüncesinden kaynaklanmış bir kavram olarak yenilenme sürecine dahil olmuştur. Bu araştırmada Osmanlı Adliye Teşkilatının yenilenme sürecinde, medeniyet algısının ne denli etkili olduğu, medeniyet algısına etki eden faktörlerin analizi ve 19. Yüzyıl siyasi gelişmeleriyle birlikte değerlendirilecektir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Hz. Peygamber Döneminde Hukuksal Gelişim ve Yargısal Örgütlenme
    (Karabük Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2013) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi
    Bu makalede İslam Tarihinde ilk dönem hukuk oluşumu ve yargı örgütlenmesinin geçirdiği evreler, Hicaz geleneğine göre incelenmiştir. Konu, Hz. Peygamber devrini kapsamaktadır. Peygamber devrindeki hukuksal gelişimden önce İslam’dan önce Arap Yarımadasındaki hukuka kısaca değinilmiştir. Hukuk ve İslam hukuku kavramları açıklandıktan sonra, yeni kurulan İslam Devleti’nin yargısal örgütlenmesi incelenmiştir. Yargısal örgütlenme, hukuksal gelişim ve dönüşümün bir sonucu olarak ele alınmıştır. Bu nedenle İslam’dan sonra sosyal, ekonomik ve ahlaki alandaki yenilikler ile yargısal işleyişteki yenilikler irdelenmiştir. İslam’ın Mekke döneminde toplum olarak insanların zihnen ve ruhen yeniden şekillenmesi hedeflenmiştir. Ancak Medine döneminde her alanda yavaş yavaş teşkilatlanma başlamıştır. Hz. Muhammed, ilk iş, çevresinde bulunanlarla birlikte bir Anayasa hazırlamıştır. Daha sonra bu düzeni kuvvetlendirmek için, ayrıca Muâhat (Kardeşlik) antlaşmasını da yapılarak ümmet anlayışını desteklenmiştir. Hukûkî ve yargısal örgütlenme açısından bakıldığında, halkı ümmet olarak gören ve ümmet için adaleti gerçekleştirmeyi hedefleyen bir anlayışı tercih edilmiştir. Aynı zamanda Şura kavramı da toplum düzeni içine yerleştirilmiştir. Böylece dini kurallarla işleyen sosyal bir organizasyon (ümmet) ortaya çıkmıştır. Bu organizasyonun temel prensibi “ümmet genişledikçe organizasyon büyür” esasıydı. Bu prensip üzerine ilahi vahiy kanunlaştırılıyor ve düzenin birliğini güvence altına alınıyordu. Bu anlamda kanunun ve yargının her alanında bir yenilik ve ıslahat göze çarpıyordu. Buradaki oluşum ve örgütlenme daha sonraki hukuk işleyişine temel ve kaynak olmuştur. Bu dönem hukuksal işleyiş ve oluşumlar, İslam devletlerinin hukuk ve yargı anlayışlarının felsefesini ortaya koymaktadır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    İlköğretim Sosyal Bilgiler Dersinin Bilim Tarihi Açısından Fen ve Teknoloji Dersi İle İlişkilendirilmesi Üzerine Disiplinlerarası Bir Bakış
    (ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 2011) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi; Çeken, Ramazan
    Doküman incelemesi tekniği ile gerçekleştirilmiş olan bu çalışmada, ilköğretim Fen ve Teknoloji ile Sosyal Bilgiler dersi programları, “bilim tarihi” açısından incelenmiştir. Bu amaçla söz konusu derslerin belirlenen konu bakımından ilişkili kazanımları, bilginler ve buluşları ile bu içeriğin programlardaki zamanlaması karşılaştırılmıştır. Disiplinlerarası anlayışa olabilecek katkıların da ele alındığı bu çalışma sonucunda, İlköğretim 4-7. sınıflar her iki dersin programlarında, birbiri ile eşgüdüm içinde olmayan “bilim tarihi” ile ilgili pek çok kazanımın var olduğu ve bunların birbirini yeterince desteklemediği sonucuna ula ılmı tır. E itimde disiplinlerarası anlayı ın hızla yaygınla tı ı günümüzde, bu derslerin program ve kitaplarının, bilginin transferine destek olabilecek zamanlama ve içerikle donatılması önem ta ımaktadır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Mekke Putperestlerinin İslam'la Yüzleşmesi: Tarihi ve Psikolojik Süreç Analizi
    (Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2009) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi
    Bu makalede Cahiliye devri Araplarının İslam’ın gelişiyle birlikte yaşadıkları psikolojik ve tarihi süreç analiz edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Cahiliye devri Arap toplumunun putperest yapısının, İslam’a karşı tavırlarında nasıl etkili olduğu ve bu süreçte yaşadıkları psikolojik gelişim incelemeye alınmıştır. Bu süreci anlayabilmek için de Cahiliye devri Arap toplum yapısını, Hz. Muhammed’in hayatıyla ba layan vahiy sürecini, Putperestlerin slam’a ve Hz. Peygamber’e kar ı çıkmalarının nedenlerini ve bu do rultuda Hz. Muhammed’le aralarındaki ili kilerinin mahiyetini, tarihi ve psikolojik faktörler dahilinde de erlendirmeye çalı ılmı tır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Osmanlı Döneminde Canik Sancagında (Samsun) Ticarete Konu Olan Mallar
    (Tarih Boyunca Karadeniz Ticareti ve Canik (Samsun) Sempozyumu, 1, 2012) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi; Deniz, Önder
    [Abstract Not Available]
  • [ X ]
    Öğe
    ŞARK MESELESİNİN SULTAN ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE GAYR-İ MÜSLİM OSMANLI TEBAASI ÜZERİNDEKİ İDARİ AÇIDAN SONUÇLARI
    (2014) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi; Deniz, Önder
    Şark Meselesi, aslında 1815 yılında Viyana Kongresi'nde isimlendirilmiş ve daha sonra kapsamı genişletilmiştir. Bu tarihten sonra, özellikle Balkan uluslarının isyan ettirilmeleri doğrultusunda oluşturulan planların genel adı olan Şark Meselesi, Osmanlı Devleti'nin öncelikle Balkanlarda olmak üzere geleceğini konu edinen bir deyim olmuştur. Balkanlarda, Avrupalı devletlerin kendi menfaatleri doğrultusunda politikalarının bir parçası olarak, gayr-i müslim milletlerin Osmanlı aleyhine isyan etmesine imkân vermek ve bu esnada Avrupa genelinde mevcut dengelerin bozulmamasına dikkat ederek, Osmanlı Devleti'nden azami ölçüde ödünler koparmak ve gerekirse tasfiyesini sağlamak için işlev görmüştür. Meselenin çok yönlü ve büyük devletlerarası çıkar çatışmalarına sebebiyet verecek niteliklere sahip olması, zaman zaman Avrupalı devletleri farklı farklı politikalar takip etmeye zorlamıştır
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Şark Meselesinin Sultan Abdülhamit Dönemi Gayr-i Müslim Osmanlı Tebaası Üzerindeki İdari Açıdan Sonuçları
    (Turkish Studies, 2014) İmamoğlu, Hüseyin Vehbi; Deniz, Önder
    Şark Meselesi, aslında 1815 yılında Viyana Kongresi’nde isimlendirilmiş ve daha sonra kapsamı genişletilmiştir. Bu tarihten sonra, özellikle Balkan uluslarının isyan ettirilmeleri doğrultusunda oluşturulan planların genel adı olan Şark Meselesi, Osmanlı Devleti’nin öncelikle Balkanlarda olmak üzere geleceğini konu edinen bir deyim olmuştur. Balkanlarda, Avrupalı devletlerin kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden yapılanma hedeflerinden kaynaklanan politikalarının bir parçası olarak, gayr-i müslim milletlerin Osmanlı aleyhine isyan etmesine imkân vermek ve bu esnada Avrupa genelinde mevcut dengelerin bozulmamasına dikkat ederek, Osmanlı Devleti’nden azami ölçüde ödünler koparmak ve gerekirse tasfiyesini sağlamak için işlev görmüştür. Meselenin çok yönlü ve büyük devletlerarası çıkar çatışmalarına sebebiyet verecek niteliklere sahip olması, zaman zaman Avrupalı devletleri farklı farklı politikalar takip etmeye zorlamıştır. Şark meselesinin ekonomik temelli nedenlerinden sömürge edinme yarışı ve hammadde arayışları, Avrupalı devletleri sömürgelerine giden yolları güvenlik altına almak ve yeni sömürgeler edinmek için Osmanlı Devleti’ni hedef haline getirmiştir. Şark Meselesinin sonucunda Sultan Abdülhamid döneminde devletin kısmen kendi tercihiyle gayr-i müslim tebaa, idari alanda giderek daha fazla yer bulmaya başlamış; merkezi idarenin taşra şubelerinde ve mahkemelerde gayr-i müslim memur, hâkim ve zabıta sayısı artmıştır. Hatta merkezden tayin edilen memurlar dahi olmuştur. Böylece klasik Osmanlı bürokratik yapısı değişirken, gayr-i müslimlerin etkinliği de artmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    The Legal Rights of Child Workers in the Working Life from Ottomans to the Republic
    (European Journal of Research on Education, 2014) Deniz, Önder; İmamoğlu, Hüseyin Vehbi
    The economic structure of the Ottoman Empire was consisted of agricultural production and craft enterprises based on agriculture. As a natural consequence of the production structure that is far away from industrial production, the proletariat that was occurred in Europe was not form in the Ottoman Empire. Not forming of the proletariat prevented the formation of the social policies that influence the working life in the country. In fact, after the industrial revolution, production in Europe started in factories. The process that started using the steam power in machines changed the structure of production and gave factories prominence. Besides the factories were conducting production in a way that meet the needs of the region where they are established, offered significant job possibilities in the cities. Industry that slowly developed as of the middle of the 19th Century in the Ottoman Empire continued at some enterprises established in several large cities, but social policies for the working life could not developed. However, also the child workers were taken place in this restructuring. But, the social policies for child workers who establish the part of the working life were not developed due to the same reasons. After demolition of the Ottoman Empire and with the proclamation of the republic, positive developments were observed in social policies, but these developments were not reflected to child workers properly. The first regulation in Turkey in real terms for child workers was started establishing only in 1930ies. Although the first policies for the working life in the industrialized countries of Europe were directed to child workers, in the Ottoman Empire and in the first years of the republic in Turkey, the due importance was not showed to child workers.

| Sinop Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Sinop, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim